Sabah daha gözümü açmamışım. Telefon blink blink etmeye başladı. Zifiri karanlık. Göz kapaklarımı çalıştıran kaslar henüz uyusa da ben o 05.21’de Whatsapp’ıma düşmüş önemli mesajı okuyacağım.

“Günaydın.” Mesaj bu. Ardından seri günaydınlar.

Sabahları güne böyle başlıyorum. İçinden çıkamadığım bir kâbusta gibiyim. Bildirimleri kapatsam bu defa da önemli bir şeyi kaçırabilirim, muhabbetten geri kalırım hissi. Grubu sessize almak çare değil. Ne zaman Whatsapp’a girsem orada duruyor. Okunmayan mesajlarla dolu. Halı altına süpürdükçe büyüyen dertler gibi şiştikçe şişiyor grup. Aylar önce biri beni ekledi. Ayıp olur diye çıkamıyorum da. Çünkü çaktırmadan sıvışmaya çalışınca gruptaki diğer 34 kişinin ekranında “Mehmet Tez ayrıldı” uyarısı çıkacak. Çaktırmadan sıvışamayacağım dünyanın en sıkıcı doğum günü partisinde sandalyeye bağlanmış gibiyim.

Bir diğer grubumuzda ha bire köşe yazısı paylaşılıyor. Bu grubu, az önce bahsettiğim gruptan ayrılamayanlar olarak kurduk. Nasıl ayrılamadığımızı konuşuyor, birbirimizi anlıyor, ayrılmanın yollarını arıyor birbirimizi cesaretlendiriyorduk. Ama bu grup da 22 kişi oldu. İşler çığırından çıktı. Her sabah okuyunca sinirimi zıplatan bir sürü yazıyı, haberi burada görüyorum. “Beyler mutlaka okuyalım.”

Başlarda okuyordum da. Sonra link tıklamayı (ve tabii paylaşmayı da) bıraktım. Çünkü linki tıklayıp yazıyı okuyup anlayacak ve bu linkin neden bu grupta paylaşıldığını kavrayacak enerjim yok ki benim. “Beyler okuyalım”. Okuyamıyorum.

Bir grupta ha bire absürt memleket halleri resimleri geliyor. Başka bir arkadaş grubumuz var hepimiz çok komiğiz. İlla gündeme uyan bir karikatür bulup paylaşıyoruz. “Beyler karikatür koymayalım” kararı aldık, bu sefer de konuşacak mevzu bulamıyoruz. Grup sessizliğe boğuldu.

Bir arkadaşım iş yerinde bir grup oluşturmuş. Sonradan fark etmiş ki onun olmadığı paralel bir grup kurmuşlar (ilk grup eksi o) onu çekiştiriyorlar.

Eski iş yerimdekiler buluşalım diye bir grup oluşturdu. Ben de eklendim. Bazen bir saatte 180 mesaj geliyor. İki aydır mesajlaşıyoruz hâlâ yer ve tarih belli değil.

Ayda bir yemeğe çıktığımız arkadaşlarla Whatsapp grubu yaptık. Eskiden yer ve zamana zor karar veriliyordu. Bu grup sayesinde artık hiç verilemiyor. “Bana uyar. Uymaz. Çarşamba olsun. Çarşamba akşam bana uymaz. Cuma olsun. O zaman
öbür hafta olsun.” Çıldırmamak elde değil.

Sonra şu taktiği geliştirdim. Gruptan iki kişiyi seçip bir iki dakikalığına “acil müdahale grubu” kuruyorum. Aramızda anlaşınca büyük gruba mesaj atıyorum. Diğer iki kişi hemen destekleyince çoğunluk oluşuyor. Kalan üyeler psikolojik olarak
uymak zorunda kalıyor. Whatsapp’ı etkin kullanmak diye buna derler.

“N’aber nasılsın” diyenlere “İyidir n’olsun, whatsapp’tayım” diye yanıt veriyorum artık. Bugün
“blink” eden Whatsapp
mesajı gibi hayatınıza girip bu yükü paylaşayım dedim. Sizinle de “Whatsapp sorunları” diye
bir grup kuralım aslında. Sabahları birbirimize günaydın der, “İçkiliydi bilmem ne” görselleri paylaşırız.

(Mehmet Tez ayrıldı.)