Years&Years’den Emre Türkmen: İlk duyduğum şarkı bir Barış Manço’ydu

20 Temmuz’da İstanbul Parkorman’da bir konser verecek Years & Years son yılların dünya çapında en iyi çıkış yapan pop ekiplerinden biri. Grubun kurucu üyelerinden Emre Türkmen sorularımı yanıtladı.

Years&Years’den Emre Türkmen: İlk duyduğum şarkı bir Barış Manço’ydu

Years & Years, 2015’teki ilk albümü “Communion” ile adını duyurdu ve listeleri altüst etti. Her ne kadar az sonra okuyacağınız üzere grubun müzikal geri planından ve bestelerinden sorumlu kurucu üyelerden Emre Türkmen -haklı olarak- “aniden gelen başarı yoktur, onun öncesinde çok uzun çalışma vardır” dese de bu durum grubun hızla büyük bir üne kavuştuğu gerçeğini değiştirmiyor.

“King” ve “Desire” neredeyse her radyonun gözdesi oldu ve Britanya listeleri dahil pek çok ülkede bir numaraya ulaştı. Geçen yaz yayınlanan ikinci albüm “Palo Santo”nun turnesi çok büyük bir başarıyla halen devam ediyor ve ekip 20 Temmuz’da One Love Festival’da Parkorman’da sahne almak üzere İstanbul’a geliyor. Bu onların ilk Türkiye performansları olacak. Açıkçası çok eğlenceli bir konser olacağına eminim. Turnenin önceki konserlerini referans alırsak kaçırılmaması gereken bir pop şovu bekleyebiliriz.

Years & Years’in müziğinde ‘80’lerin synthe’leri, ‘90’ların house ve dans ritimleri iç içe geçiyor. Solist Olly Alexander özellikle “Palo Santo”yla büyük pop starları arasında yer almaya doğru önemli bir adım atıyor.

Emre Türkmen’le telefona görüştüm çünkü yoğun tempoları yüzünden Londra’ya yolları düşmedi ve aynı şehirde olmamıza rağmen yüzyüze görüşme şansımız olmadı.

- Sizin hikayenizden bahsedelim mi? İngiltere’ye gelişiniz nasıl oldu, müzikle nasıl tanıştınız?

Ailemle birlikte 10 yaşındayken İngiltere’ye taşındık. Müziği kendi kendime öğrendim. Evde kendi şarkılarımı yazmaya başladım. İnternetten birlikte çalışacak birilerini arıyordum. Mikey ile (Mikey Goldsworthy) tanıştık ve birlikte çalışıp kendi şarkılarımızı yapmaya karar verdik. Daha sonra Olly gruba katıldı. Years & Years benim ilk grubum.

- Evde neler dinlenirdi, nasıl bir ortam vardı?

Çocukken annem ve babamın dinlediği şeyleri dinlerdim ben de. Mesela Beatles gibi temel şeyler. İlk duyduğum şarkı Barış Manço’ydu. “Arkadaşım Eşek”. Annemin sevdiği Türk sanatçılar, Kayahan, Sezen Aksu gibi isimler de var tabii ki. Evde bunlar da dinlenirdi. Ergenlik yıllarımda kendi zevkim doğrultusunda müzik dinlemeye başladım. Kendime bir gitar aldım, bir tane de Tascam 4 Track kayıt cihazı edindim. Bir de bilgisayar (gülüyor). Bunlarla müzik yapmaya başladım. Annemler ben küçükken piyano öğrenmemi istiyorlardı. Ama sevmedim ben onu. Gitar çalmaya başadım.

- Years & Years’in müziğinde belirgin bir ‘80’ler pop etkisi hissediliyor. Ne düşünüyorsun?

Katılırım ama sadece ‘80’lerden ibaret olduğumuzu düşünmeyi kabul etmem. Bugünlerde müzikte insanlar ne isterlerse onu yapıyorlar. Herhangi bir türe bağlı olma düşüncesi artık pek yok. Ben çocukken grupların bir janradan diğer janraya geçişi pek olmazdı. Bu şekilde bir anlayış yoktu. Nirvana gidip bir pop şarkısı yapmazdı mesela. Ama bugün işler çok daha farklı. Spotify gibi platformlar olduğundan ve albümden ziyade “playlist” önemli olduğundan gruplar farklı türlerde şarkılar üretebiliyorlar. Biz de internet devrinde büyüyen insanlarız. Düşünce tarzımız müziğimize yansıyor.

Öte yandan ‘80’lerden sevdiğimiz pek çok isim var. Eurythmics, Pet Shop Boys, George Michael gibi isimler. Ama bunların yanında başka şeyler de seviyoruz. O yüzden haklısınız. 80’ler pop etkisi var ama farklı şeyler de var. Bir de şunu söylemem lazım. Biz ilk başladığımızda ben gitar çalıyordum, Mikey de bas çalıyordu. Bir noktada sıkıldık ve synthesizer’lara ilgi duymaya başladık. Synthesizer’a geçtiğiniz anda zaten ‘80’li yılların müziğine benziyorsunuz. Enstrümanın tarzı ve karakteri sizi o yöne doğru götürüyor.

- Years & Years başta sadece gelecek vaat eden, başarılı bir albümü olan yeni bir gruptu. Ama şimdi işler büyüdü. Dünya çapında tanınıyor ve büyük konserlerde festivallerde çalıyorsunuz. Popülerlik size nasıl bir sorumluluk yüklüyor?

Bizim durumumuza gelen bir grupta dönüşüm artık kaçınılmaz oluyor. Yani bir başarı kazandığınızda bu noktaya da geleceksiniz. İlk albümü kaydettiğimiz dönemde işin nereye gideceğini, ne olacağını hiç bilmiyorduk. Üzerimizde baskı yoktu. Zaten şarkıların büyük çoğunluğu çok önceden yazılmıştı. Bu çok daha eğlenceli ve masum bir süreçti. İkinci albümün zor olduğunu söylerler. Bu ne yazik ki doğru bir söz. Önemli bir eşik. Bunu aştık mı bilmiyorum ama önemli olan ikinci albümü yapmaktı. İlk albüm beğenildikten sonra sıra ikinci albüme gelince herkes ne yapacağınızı beklemeye başlıyor. Bu da bir baskı yaratıyor. Acaba başarılı olacak mı, ne tarz şarkılar olacak? “Palo Santo” bizim için böyle bir sürecin sonunda çıktı. Her şeyimizi buna verelim diye düşündük. Eksiksiz bir şey yapmaya çalıştık. Eninde sonunda bu müzik yani. Eğlenceli bir şey. Onu da unutmamaya çalışıyor insan.

Years&Years’den Emre Türkmen: İlk duyduğum şarkı bir Barış Manço’ydu

İSTANBUL KONSERİNDE SÜRPRİZ

- ‘Palo Santo’nun mesajı ve içeriği hakkında ne söyleyebilirsin?

Aslında bu sorunun muhattabı daha çok Olly olmalı. Bu daha kişisel bir albüm. Hikayeler ve sözleri kişisel ve samimi. İlk albümümüz herhangi bir plak şirketine bağlı olmadan önce yaptığımız bestelerimizi ve o dönemin ruhunu yansıtıyordu. İkinci albüm daha kavramsal, daha tutkulu. Belki biraz daha karanlık. Müzikal açıdan konuşmam gerekirse albümün daha geniş bir tür yelpazesi var. Şarkılar arasında tür anlamında bir bütünlük yok. İlk albüm bir grup albümüyken ikinci albüm türler açısında farklı açılımlara sahip şarkıların bir araya gelmesinden oluşuyor.

- Başarıya ulaşmaya çalışan çok fazla genç sanatçı ve grup var. Yeni nesil bir müzisyen olarak onlara tavsiyen ne olurdu?

Aniden parlayan, bir anda adını duyuran isimler gördüğünüzde bu durum sizi yanıltmasın. Bir anda olan her şeyin arkasında çok uzun bir çalışma süreci var. Yani bir anda meşhur olunmuyor. Meşhur olmak çok uzun sürüyor. “Bir gecede ünlü olabilmek için çok zaman harcamanız lazım (It takes a longtime to become an overnight sensation) diye bir laf vardır İngilizcede.

- İstanbul konserinde herhangi bir cover yapmayı düşünüyor musunuz? Ya da şöyle sorayım herhangi bir sürpriz olacak mı?

Adı üzerinde sürpriz, şimdi söylersem sürpriz olmaz. Öyle kalsın isterseniz.