Mehmet Tez

Mehmet Tez

mehmet.tez@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları

Shannon Wise’ın, Françoise Hardy’den etkilenmiş olduğu açıkça belli olan vokali, tek başına bile bizi 60’lara ışınlamaya yeterli. Ama The Shacks bununla yetinmiyor, “The Shacks EP” albümünde 60’lara ışınlanmayı ve orada kalabilmeyi garanti etmek için davul, gitar tonları, klavyeler, ritim ve melodilerle de o yılları yeniden inşa ediyor.

Yeniden 60’lar

Bu yeniden inşa mühim mesele. Taklit, orijinalinden daha gerçek olabiliyor bazen. “Mad Men”de Megan’ın Don Draper’a evin salonunda şarkı söylediği sahnenin, 1968 yapımı “The Party”de Claudine Longet’nin şarkı söylediği sahneden daha az orijinal olduğunu söyleyebilir miyiz? Bence ayırt etmek zor. Taklit zaman zaman orijinali aşabiliyor ama her zaman orijinali yüceltiyor.

Haberin Devamı

Besteciliği de ilginç

Max Shrager ve Shannon Wise’ın müzikal beraberliği, “The Party”de söylenen şarkıdan 46, “Mad Men”de söylenen şarkıdan altı yıl kadar sonra 2014’te New York’ta Queens’de başlıyor. Big Crown Records çatısı altında gerçekleşen bu tanışma başlarda Elvis usulü rock yaparız diye başlıyor. Shannon Wise’ın Hardy, Bardot ve dönemin avangart Fransız hallerini yansıtan tarzıyla başka yerlere savruluyor belli ki.

Max Shrager bu müzikal yapının arkasındaki mühendis. Mesleğe Daptone Records’a evde kaydettiği demolar yollayarak başlamış. Prodüktör / müzisyen olarak daha işin başında. Wise’ın hikayesi şarkıcı annesi ve prodüktör babası dolayısıyla müzikle büyüyen bir kızın hikayesi. Vokali kadar besteciliği de ilginç. Bu 20’lerindeki iki genç insan onlar doğmadan çok önce filizlenen müziklerden ilham alıyor, dönemlerinde olan biten akımlarla, modalarla pek ilgilenmiyorlar.

“İnsanların yeniden gerçek müzik dinlemekten heyecan duymalarını istiyoruz” diye konuşuyorlar. “Dürüst hikayeler anlatmaya çalışıyoruz. Sıradan şeyler. Sürreal, inanılmaz şeyler değil. Hepimizin başından geçen şeyler.”

Bu tepkilerini anlayabiliyor insan. Günümüz müzik dünyası hayli yapay, tüketime hazır malzemeler sunuyor. Geçmişten gelen, yaşatılan, hatırlanan gerçek bir ses hâlâ insanları heyecanlandırabiliyor.

Haberin Devamı

“Revival”ların, belli dönemlerin kültürel unsurlarını yeniden üretmenin de elbette suni bir yanı var diye düşünebilir insan. Ama hikaye anlatıyorsanız, yeri ve zamanı seçmek, değiştirmek elinizde. The Shacks evrensel hikayelerini, sıradan insanlara dair duyguları ve meseleleri bu şekilde daha iyi anlattığını düşünüyor olmalı. Ben sevdim.

MASA ÜSTÜNDEN NOTLAR

Yeniden 60’lar

Muratcan Tüzer, Emre Metin Bilginer, Armağan Dergin, Burak Günsür’den oluşan Merlyn’in “Ayağa Kalk” adlı albümü geçenlerde raflarda yerini aldı. Ekip hatırı sayılır bir bar ve kulüp tecrübesine sahip.

2005’ten bu yana şu veya bu şekilde faaller ve bu ilk albümleri. Merlyn her şeyden önce bir sound grubu görünümünde. Son 20 yılın dünya çapındaki kaliteli rock gruplarında duyup gördükleri en iyi şeyleri alıp kendilerine uyguladıkları anlaşılıyor. “Aklım Başımda Değil”, “Hazırım” gibi klasik blues / rock riff’leri üzerine giden şarkıların varlığı yanında mesela albüme adını veren “Ayağa Kalk” gibi Toto tarzı pop / rock sularında da girilmiş. Türkçe rock güzel bir albüm kazanmış. Tadını çıkarın.

Haberin Devamı

Şu ara dinlemeniz gereken 5 şarkı

Yeniden 60’lar

“Dani” - Thieves Like Us: İsveçli ekip geçenlerde aynı adlı yeni albümünü piyasaya çıkardı. Açılış şarkısı “Dani” nordik usulü katıksız art pop.

“I Could Have Told You” - Bob Dylan: Nobel ödüllü Dylan’ın yeni şarkısı bir Frank Sinatra klasiği. Kesinlikle kadife sesli olmayan Dylan’ın sesinden dinleyin bir de bu Amerikan klasiğini.

“My Old Man” - Mac DeMarco: Özene bezene deforme edilmiş, bu yüzden de gayet orijinal olabilen akustik sound’unu yeni şarkısında da duyabiliyoruz. DeMarco insanda “Ne yani çok sıradan bu şarkı” hissi yaratıyor. Alametifarikası da burada.

“‘83 Fox And I” - The Magnetic Fields: “The Magnetic Fields yeni şarkı yapmış” dedim, “Onlar hâlâ var mı?” diye bir yanıt geldi karşıdan. Evet, hâlâ varlar. Ve gayet de avangartlar, kaliteliler, sıkıcı ve demode değiller.

“Ran” - Future Islands: Dramatik vokaller ve minör, Future Islands’ın imzası gibi bir şey. Bu dans rock şarkısı aynı anda hem hüzünlü hem de enerjik ve gaza getirici olabiliyor.