Yerli gruplar ve “yumuşak güç”

Müzik sahnemiz canlı. Giderek de canlanıyor. Onları destekleyen oluşumlar heyecan verici

Türkiye’nin en eski müzik festivali, herhalde İKSV’nin düzenlediği müzik festivalidir. Bu festival zamanla klasik ve caz olara ikiye ayrıldı. Klasik müzik içerikli olanı bugün Müzik Festivali olarak devam ederken; caz odaklı, daha zengin müzik çeşitleri, yerli ve yabancı sanatçılarıyla İstanbul Caz Festivali zamanla dünya çapında tanınan bir etkinliğe dönüştü. Bugün de bir ekip her yıl özveriyle bu, bana göre artık milli değerimiz haline gelmiş festivali yeni yeni sanatçılar ve fikirlerle düzenlemeye çalışıyor.

Yerli gruplar ve  “yumuşak güç”

Bir diyalog zemini

Bu yeni fikirlerden biri, bu yıl karşımıza Vitrin adıyla geldi. Türkiye Güncel Müzik Buluşması adı altında İKSV, bu yaz 5-8 Temmuz tarihleri arasında yerli sanatçılarımıza dikkat çekmek, onları dünyanın ileri gelen müzik profesyonelleriyle buluşturmak üzere bir platform oluşturuyor.

Tam olarak ne olacak? Uluslararası müzik profesyonelleri, firma sahipleri, organizatörler, menajerler Vitrin kapsamında 24. İstanbul Caz Festivali’nde gerçekleşecek konserleri festival seyircisiyle beraber izleyerek takip edecekler.

Festivaldeki konserlere paralel olarak düzenlenecek panel ve seminerlerde uluslararası katılımcılara Türkiye güncel müzik sahnesi hakkında bilgi aktarılacak bir diyalog zemini oluşmuş olacak.

En önemli kısmı da şu, yerli grupların ve sanatçıların uluslararası turne programlarına, festivallere eklemlenmesi için bir yol açılacak. Yani İKSV diyor ki, gelin burada bilmediğiniz bir kaynak var, bu insanları ve müziklerini tanıyın, bundan faydalanın, onları dünya çapındaki etkinliklerinizde muhtelif alanlarda değerlendirin.

Vitrin Türkiye Güncel Müzik Buluşması’na 50 uluslararası delege katılacak. İKSV’nin yıllar içinde oluşan haklı şöhreti, müzik ortamlarındaki kredisi, saygınlığı bugün işte yeni kuşak müzisyenler için bir yol çiziyor.

Yöneticiler farkında değil

Buradan başka bir yere bağlanmak istiyorum. 80’lerde kullanılmaya başlanan ama bugün her zamankinden güncel “soft power” (yumuşak güç) ifadesiyle anlatılan bir değer var. Kültürel, bilimsel, ekonomik alanda dünyayı etkileme potansiyeline sahip bir gücü ifade ediyor.

Ülkeler bugün illa topla tüfekle değil, “soft power” ile kaleleri fethediyor. İKSV’nin ve Türkiye’nin çağdaş ve özgün kültürünü dünyaya tanıtmaya azimli her oluşumun önemi burada. Çünkü Türkiye kültürel açıdan önemli bir potansiyele sahip. Yöneticiler ve siyaset bu gücün farkında değil, buna uygun politikalar üretilmiyor. Keşke siyaseti ve hamaseti bir kenara bırakıp bu işi bilenleri dinleseler.

Dinlenmesi gereken 5 şarkı

“Heart Basel” - The Drums: Her zaman enerjik ve pozitif bir müzikle dramatik hikayeler anlatmayı başaran The Drums en iyi yaptığı şeyi yeni single ile yapmaya devam ediyor.

“Susan” - Jack Ladder: Avustralyalı bariton Jack Ladder’ın alternatif / pop şarkılarını duyup hemen ayırt etmemek mümkün değil. “Susan”, 3 Mayıs’ta yayınlanan yeni single.

Golden Boy (feat. Karl Lagarfeld) - Mind Gamers: Parti insanı, rahatlık ve genişlik sembolü Sebastien Tellier, yanına John Kirby ve Daniel Stricker’ı alıp grup kurdu, ilk single yayınlandı.

l“Three Rings” - Grizzly Bear: 2012’den bu yana sessiz kalan ekip yeni bir single yayınladı. “Three Rings” yunuşak vokaller, hayli sofistike davulları ve gitar arpejleriyle büyülü bir atmosfer yaratmayı başarmış.

“Call the Police” - LCD Soundsystem: Dağıldıktan sonra dağılmalarının belgeselini çeken, sonra hiçbir şey olmamış gibi yeniden faaliyete geçen LCD Soundsystem’ın pek etkileyici olmayan yeni single’ındaki iki şarkıdan biri.