Pazar günü kalabalık bir yazar grubuyla Bursa’ya gittik..  İşadamlarıyla, politikacılarla, kentin ileri gelenleriyle öğle yemeğinde bir araya geldik..
Belediye Başkanı da yemekteydi, Bursa Valisi de, AKP milletvekilleri de, CHP milletvekilleri de.. 
Ne işiniz var diyeceksiniz?
Milliyet’in Bursa eki için, görüş alışverişi, tanıtım toplantısı diyelim.. Hepsi bir arada..
Yemeğin ana konuşmacısı Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’tı..
Arınç’la bir araya gelmişken konuşmamız Bursa’yla sınırlı kalamazdı.. Yemekten sonra bir odada toplandık, biz sorduk, o söyledi..
Terörden başladık, eğitim sisteminden çıktık.. AKP kongresinden, siyasette kadının yerine kadar birçok konuya daldık..
Söz BDP’nin kadınlarına gelince Arınç bir hayli öfkeli konuştu.. Onlara kadın mı diyorsunuz  diye söze başlayınca birkaç saniye donup kaldık..
Neden denmeyeceğini şöyle anlattı..
“Biri otobüsün üzerine çıkıp acayip şeyler söylüyor, öteki aşağıda polis tokatlıyor, tartaklıyor.”
*
Biliyorsunuz 30 Eylül’de AKP kongresi var.. Bin türlü de söylenti var.. Vitrin yenilenecek diyenler de var, köklü değişiklik beklemeyin diyen de..
Arınç şu gidecek, bu gelecek demedi..
Parti yönetiminde değişiklik olacağını söyledi..
Nasıl bir değişiklik..
Şöyle izah etti.. “Önümüzdeki üç yıl içinde üç seçim var.. Kongrede bu üç seçimi yapacak bir yönetim seçilecek.” 
Yerel seçim, cumhurbaşkanı seçimi, genel seçim..
*
Yerel seçimle genel seçimi bir kenara koyalım.. Cumhurbaşkanı seçimi nasıl olacak?
Anayasa değiştirilip başkanlık sistemine veya yarı başkanlığa mı gideceğiz yoksa sandık bugünkü haliyle mi önümüze konulacak?
Merakım buydu..
Arınç değişiklik için dört partinin uzlaşması lazım dedi..
Ya uzlaşamazlarsa.. Ocak ayına kadar anlaşamazlarsa..
Arınç ocaktan sonra olacaklar konusunda renk vermedi.. Gönlünden geçeni de söylemedi..
Bu konuyu ortada bıraktı..
Başbakan’la Köşk meselesini konuşmadığını söylemekle yetindi..
Daha zamanı varmış..
Bugünden konuşmak hayatın akışına aykırıymış.. Daha iki yıl var diyor?
Var da..
Bu işlerin önümüzdeki bahara kadar hallolması lazım.. Bilemedin yaza..
Başkanlık gelecek mi, gelmeyecek mi?
İşin referandum boyutu da var.. Niyet bu yöndeyse fazla vakit yok.. Değilse zaman çok..
*
İki satır da teröre değineyim.. Sıkıntılı bir konu, ama sekiz polisimizin şehit olduğu gün sormadan geçemezdik..
Başbakan Yardımcısı’nın bir cümlesini aktarayım, işin boyutunu düşünün..
Dedi ki; gönderdiklerini öleceksin diye gönderiyorlar..

Başbakan’ın elimden geleni yaptım yanıtı

Başbakan’ın oğlunu kaybeden BDP Milletvekili Sırrı Sakık’a söyledikleri çok önemli..
Sakık, başsağlığı telefonu açan Başbakan’a akan kanı siz durdurabilirsiniz demiş..
Başbakan’dan aldığı cevap şöyle..
Ben elimden geleni yaptım karşılık bulamadım..
Başbakan haklı..
Habur az buz risk değildi.. Her siyasetçi göze alamazdı.. Habur girişini şova çeviren PKK’lılar hükümeti arkadan bıçaklamaya kalktı..
Açılıma nokta koydurttu.. Oslo görüşmelerinin sızdırılmasına ne diyelim?
Oslo da büyük riskti..
Dikkatinizi çekerim her iki olay da.. Olay demeyelim iki sabotaj da iktidara oy kaybettirmedi..
Anketler desteğin değişmediğini gösteriyor..
Peki sonra ne oldu?
PKK bu yaz başından itibaren şiddetin dozunu yükseltti.. Şemdinli bölgesini savaş alanına çevirdi..
Bir ayda 500 PKK’lı öldürülmüş.. Çatışmaların büyüklüğünü düşünün.. PKK’nın ne kadar büyük bir güçle geldiğini hesap edin..
 

Öğrenme hakkının ölçüsünü kim belirler?

Gazetelerin manşetindeydi, haber televizyonlarda günboyu döndü..
Başbakan’ın TÜSİAD Başkanı’na sert yanıtını biliyorsunuz..
Boyner’in, ‘vatandaş Uludere’yi, Afyon’u bilmek, öğrenmek ister’ sözlerine şu yanıtı vermiş..
“Öğrenmek hakkımızdır falan, neyi ne kadar öğrenmek kimin hakkı, kimin hakkı değil, onun ölçüsünü Ümit Boyner belirlemeyecek, O işine baksın.”
Siyaset bilimciler için güzel bir tartışma alanı..
Vatandaşın neyi ne kadar öğrenme hakkı vardır?
Bunun ölçüsü nedir?  
Bu ölçüyü kim belirler?
Kim belirlemeli?
Hükümetin, Genelkurmay’ın, yargının bilmesi yeterli mi?
*
Aslında akademik bir konu.. Üzerine tez bile yazılır.. Bu sebeple siyaset bilimcilere çağrı yaptım.. Bilimsel tartışma şart..

Cemil Çiçek beni yanıltmadı

Yargıtay, adli yıl açılış kokteylini terör nedeniyle iptal edince yazdım..
Terör bahane sorun kokteyl dedim..
Çünkü kokteyl eğlence değil ki; acımız büyük diye iptal edilsin.. Ne saz oluyor ne söz!.. Ne şarkı oluyor ne türkü!.. Davetliler ayakta birbirleriyle hasret gideriyorlar..
Bir şey daha söyledim..
Meclis Başkanı bakalım ne yapacak dedim.. Tahminim onun da iptal edeceğiydi..
Yanılmamışım..
İptal etti.. Geçen yıl da iptal edilmişti.. Aynı sebeple!..