25 BİN DOLAR NASIL GERÇEK OLUR?

Cumhurbaş-kanı; 2023 yılında kişi başına 25 bin dolar milli gelir hedefine ulaşacağımızı söyledi..

Mümkün mü?

Cumhurbaş-kanı’na göre mümkün..

Peki, nasıl başaracağız? Cumhurbaş-kanı’nın dediği aynen şu: ‘Ne orta gelir tuzağına ne orta demokrasi tuzağına düşeceğiz. Yeni projelerle, yatırımlarla, reformlarla, ekonomik tedbirlerle orta gelir tuzağı mutlaka bozulacak.’

Gerçekleşir mi?

Mümkün mü?

9 yıldır üzerimize kâbus gibi çöken orta gelir tuzağını (10 bin dolara çakıldık kaldık) kırabilir miyiz?

Evet, mümkün..

Altı yıl gibi kısa sürede olmasa da mümkün..

Nasıl?

***

Dünyanın en iyi ekonomistlerinden Prof Dr. Daron Acemoğlu’na göre bunun tek bir yolu var..

Tezi şu..

Bir toplumda, siyasi ve iktisadi alanda eşit rekabet ortamı varsa.. Hukuka saygılıysa.. Mülkiyet hakları korunuyor, siyasi gücün üzerinde denge ve fren mekanizması saat gibi çalışıyorsa.. Yargı, sivil toplum, medya güçlüyse.. Büyüme sürekli olur, refahı getirir..

Tersi olursa.. Rekabet ortamı oluşmamışsa.. Siyaset belirleyici, yargı bağımlı, hukuk ayaklar altında, sivil toplum güçsüz, medya işlevsizse.. Refah gelmez..

Yani..

Bir ülkede hukukun üstünlüğü kabul edilmişse, gerçek demokrasi varsa, zenginleşme kaçınılmaz..

Kısaca..

Zenginlik = Özgürlük..

***

O halde ne yapmalıyız?

Orta gelir tuzağından kurtulmak, 16 bin dolarlara yürümek, 20 bin dolarlara, 25 bin dolarlara ulaşmak için yapmamız gerekenler belli..

Hukuka dayalı yargı mekanizması kurmak..

Yargıya olan inancı sağlamak..

Demokrasiyi sandıktan ibaret olmaktan çıkarmak..

İfade özgürlüğünün sınırlarını genişletmek..

Sivil toplumu siyasi toplum üzerinde etkin kılmak..

***

Yapabilir miyiz?

Evet.. Başka çaremiz yok..

Yapmazsak yerimizde sayarız..

Şunu kabul edelim.. Türkiye orta gelir tuzağına; orta hatta ortanın bir hayli altında demokrasi girdabına girerek düştü..

O girdaptan çıkarsak gerisi gelir..

25 bin dolar hayal olmaktan çıkar; gerçek olur..

25 bin dolar nasıl hayal olur?

Ana yazıda 25 bin doları bulmamızın şartlarından biri de güçlü sivil toplum dedik ya..

Şimdi size sivil toplumun nasıl olmaması gerektiğine bir örnek vereceğim..

***

Yeni Akit gazetesinden Dilipak yazdı.. Konya Sivil Toplum Kuruluşları Platformu’nun davetiyle yüzlerce STK Mardin’de buluşmuş..

Bu yılın konusu; sivil toplum ve dinmiş..

***

Toplantının şeref konuğu Ahmet Davutoğlu imiş..

Konuşma yapanlarının tamamı siyaset dünyasından ve bürokrasidenmiş..

4 oturumun yöneticisi ve 16 konuşmacının çoğu devlet üniversitelerindenmiş..

Dilipak fazla yorum yapmadan şu notu düşmüş..

Sivil ‘siyasal olmayan’ , ’resmi olmayan’ demektir.. Hükümet dışı organizasyonlar demektir..

***

Devlet, sivil toplumun alanına girerse..

Devlet, sivil toplumun rolünü çalmaya kalkarsa..

Kısaca, sivil toplumu rahat bırakmazsa, sivil toplumu özgür kılmazsa..

25 bin dolar olmaz!.

Türkiye’de ilk kez darbeciler yargılanıyor

Başlığı okuyan hemen itiraz edecektir..

Hemen açıklık getireyim..

Evet, 1962 ve 1963 yılında iki kez darbe girişimi yapan Talat Aydemir ve Fethi Gürcan yargılandı ve idam edildi..

Ama o çok farklıydı.. Ordu içi iktidar mücadelesiydi..

***

12 Eylül darbesini yapanlar da yargılandı denilecektir..

Yargılanmadı.. Yargılanıyorlarmış gibi yapıldı.. Darbeyi yapanlardan iki kişi hayattaydı.. Biri 98, diğeri 90 yaşındaydı.. Hastane odasından çıkamayacak durumdaydılar..

İkisi de vefat edince (temyiz aşamasında) dava düştü..

***

Bugün başlayan dava bu açıdan bir ilk..

Yineliyorum, iddiam şu.. Bu bildiğimiz bir darbe girişimi değildi..

Bildiğimiz, klasik ülke kötü yönetiliyor, terör azdı, ekonomi dibe vurdu, siyaset kilitlendi, Meclis çalışamıyor gerekçelerine dayanmıyordu..

Ülkeyi iç savaşa sürükleyerek ele geçirme kalkışmasıydı..

Niyet başkaydı!.

***

Bu sebeple, verecekleri ifadeler çok önemli..

Bu sebeple, davanın seyri çok önemli..

Bu sebeple, her söz, her kelime çok önemli..

Paralel yapının askeri kanadı yargılanıyor..