31 ARALIK 2013’E KADAR RAHATSINIZ

Yılbaşının olmazsa olmazıdır.. Yılın son günü halka ilk defa yemek yiyecekmiş, ilk defa içki içecekmiş muamelesi yapılır..
Neler yemeli.. Nasıl yemeli..
Yedikten sonra ne yapmalı, yeni yılın ilk gününü nasıl geçirmeli tek tek anlatılır.. Aynı haberler yıllardır, ne yılları on yıllardır yapılır..
Yılbaşı uzmanları hazırdır.. Yılın son günü reçeteyi yazıverirler..
Yemeğe çorba ya da salata ile başlamalıymışız..
Başladınız mı?
Yılda bir defa yemek yiyoruz ya.. Bayram namazı gibi.. Biliyorsunuz yılda iki defa kılındığı için hoca tarif eder, hatırlatır..
Veya Ramazan gibi.. Ramazan öncesi de aynı muamele yapılır.. Millete ilk defa oruç tutacakmış gibi davranılır..
Yemek listeleri yayınlanır..

Yılbaşı yemeğine de yine aynı muamele yapıldı.. Uzmanlar uyardı; aman lokmaları iyi çiğneyin!..
İyi çiğnediniz mi?
Başka yemekler lokmalar iyi çiğnenmese hazmoluyor da sadece yılbaşı yemeğinde mi hazmolmuyor!
Uyardıklarına göre.. Ben uyarıya uydum..
Uzmanlar, önce zeytinyağlılar yenmeli, ana yemek olarak beyaz et veya hindi tercih edilmesi gerekirmiş demişti..
Pirzola yesek, köfteye takılsak olmaz mı diyecektim ama oyun bozanlık olmasın diye demedim..

Dün gece sosis, sucuk, salam da yasaktı.. Bu akşam olabilir, uzmanlar diğer günlere karışmıyor.. Pardon pardon uzmanlar bugüne de karışıyor..
Dün akşam alkol aldık ya.. Çorbayla başladık, zeytinyağlılarla devam ettik, tavuk ile noktayı koyduk ya..
Uzmana muhtaç olduk.. Unutmayın bugün hafif bir şeyler yiyeceksiniz, bol bol su tüketeceksiniz, ılık duş alacaksınız..
Yarından itibaren ne yaparsanız yapın.. Önden zeytinyağlı mı alırsınız, pilavın üzerine kuru fasulye mi koyarsınız sizin bileceğiniz iş.. İsterseniz çiğnemeden yutun..
31.12.2013’e kadar rahatsınız..

Bu arada uzman uyarıları işime yaradı.. Eşim gecenin ilerleyen saatlerinde hadi dans edelim dedi, yasak dedim.. Ne yasağı dedi, cebimde sakladığım gazete kupürünü gösterdim..
Şöyle yazıyordu; mide aşırı dolduktan sonra dans ciddi rahatsızlıklara neden olabilir..

Rapor öyle yazılmaz böyle yazılır raporu

İktidar partisi AB’den gelen ilerleme raporunu beğenmeyince çöpe attı.. Oturdu kendi raporunu kendi yazdı..
Bunu da ballandıra ballandıra sundu..
AB Bakanı; bunu da başardık diye gün boyu gerindikçe gerindi..
Gerisi gelecekmiş.. Bundan böyle kendi raporumuzu kendimiz yazacakmışız.. İktidar kendine oy verecek anlaşılan..
Kendimiz çalıp kendimiz oynayacağız.. Aslanız kaplanız, ne büyük işler yaptık, elin gavuru anlamadı diye şişinip duracağız..
Bunun adı özgüvenmiş!..

Raporda ne var?
Mesela 3. yargı paketi var ama gece yarısı verilen önergeyle Bahçelievler katliamını yapanların serbest bırakıldığı yok..
Cemevlerini ibadethane saymadığımız da yok.. Uzun tutukluluk halleri de, hapisteki gazeteciler de..
Yok..
Sayıştay’ın kolu bacağı budanıp, hükümetin emrine sokulmaya çalışıldığı bu girişimin Anayasa Mahkemesi’nden döndüğü de yok..
Uludere zaten yok..
Şiddete başvurmadan, taşkınlık yapmadan protesto hakkını kullanmaya kalkanların bile terör örgütüne sokulmaya çalışıldığı da..