ARALIK SONUNDA TÜRKBÜKÜ..

Memleket çok gergin.. Artık her gün bir olay patlıyor.. Haberciler nereye yetişeceğini şaşırmış vaziyette..
Ne olup bittiğini anlamakta zorluk çekiyoruz.. Daha önce görmediğimiz, duymadığımız olaylar gözlerimizin önünden akıp gidiyor..
İçimizdeki ses..
Biri bize anlatsa diye haykırıyor!..
Anlatsa..
Bu iyiye giden Türkiye’nin fotoğrafı mı?
Kötüye giden Türkiye’nin fotoğrafı mı?
* * *
Yazının girişi böyle oldu ama siyaset yazmayacağım.. Bugün pazar, başka diyarlara bakmak için ideal gün..
Ama bazen siyaset öyle bir basıyor ki..
Bugün kararlıyım.. Siyaset yok.. Size aralık sonunda Bodrum nasıl onu anlatayım..
* * *
48 saatliğine Bodrum’a gittim.. Anladım ki ben yaz aylarını değil kış aylarında baharı andıran günleri seviyorum..
İnanın tatil yöreleri kışın daha güzel oluyor.. İtiş kakış yok, koşuşturmak yok..
Dinginlik hâkim..
Türkbükü’ne gittim.. O meşhur sahil bomboş.. Sahil meşhur köprüyle ikiye ayrılır ya.. Sağ tarafı halk, sol tarafı sosyete bölgesidir..
Öyle denir..
Sosyete bölgesinde in cin resmen top oynuyordu.. Hani dev iskeleleri olan yerler vardır ya.. Magazin dünyasının kalbinin attığı yerler..
Gündüz ‘beach’tir, gece eğlence mekânı.. Akşamları iskelelere bidonlardan masalar oluşturulur.. İnsanlar üzerine içkilerini koyabilsinler, deniz üzerinde bar keyfi yaşasınlar diye..
İyi bir mekânda bidon kapmak hayli zordur.. Torpil gerektirir, para gerektirir.. Öyle herkesin harcı değildir..
* * *
Yazın milletin kapmak için yarıştığı o bidonların kışın yüzüne bakan bile yok.. Sağa sola atılmış.. Boyunlarını bükmüşler, yatıyorlar..
Yaz gelse de eski havamıza kavuşsak diye bekliyorlar..
* * *
Köprünün halk tarafına bakan kısmındaki kahve açıktı.. İki üç kişi oturmuş, saat öldürüyordu..
Sosyete tarafında karşılaştığımız tek grup, icra memurları ile avukatlardı..
* * *
Gümüşlük daha canlı.. O güzelim çay bahçesi ile balık lokantaları kışın bile az da olsa hareket sağlıyor..
Bodrum’a giden, hava da güzelse, Gümüşlük’e uğrayıp deniz kenarında balık yemeden dönmüyor..
Ben de öyle yaptım.. Aquarium’a gittim.. Ali var orada.. Ali Aktürk.. Her zamanki gibi en taze balığı getirdi masaya..
Şimdi dilbalığı zamanı dedi.. Yeşil salatası bir başka sanki..
Bu mevsim yemekten sonra ne yenir!
Bodrum mandalinası..
Limon ağaçlarını, mandalina ağaçlarını görseniz.. Seyretmek bile başlı başına keyif..
* * *
Kışın gitmenin güzel tarafı ne biliyor musunuz?
Yazın güç bela, günler önce ayırtarak bulduğunuz deniz kenarındaki masaların hepsi sizin.. Fiyatlar düşük, balık günlük!
* * *
Böyle yerlere kışın gitmenin bir faydası daha var.. Sakin olduğu için insan etrafındaki güzellikleri daha rahat görüyor.. Yalıkavak çarşısını sakin sakin turladım.. Ne güzelmiş..
Bir de belediyenin işlettiği mekân.. Deniz üstünde çok ama çok makul bedele harika kahvaltı..
H
Valla bana iyi geldi.. Mecbur, yarından itibaren yine siyaset sularına dalacağız..


ÇAKMA?LAGOS’A?DİKKAT!
Lagos balığının eski tadı yok diye söylenip duruyordum.. Uzun süredir de tercih etmiyorum..
Gençken gazeteci dostum Mustafa Sağlamer ile Silifke yakınlarındaki Narlıkuyu’ya giderdik..
Fırsat buldukça, paramız oldukça.. Lagos o kadar boldu ki..
O zaman İstanbul’da pek bilinmezdi.. Lagos yemek için 16-17 saat otobüs yolculuğu yapardık.. Değerdi, tadı damağımızda kalırdı..
* * *
Bir süredir lagos yemememin nedeni bundandır.. Eski tadı olmadığından..
Meğer yediğimiz lagos bizim bildiğimiz lagos değilmiş.. Çiftlik lagosuymuş.. Singapur’dan getiriliyormuş.. Gümüşlük’te anlattılar, geçen yaz çoğu yer bu lagosu satmış..
Tahmin ediyorum.. İstanbul’da satılanlar da Singapur ürünüdür..
Balıkçılar diyor ki.. Deniz lagosunun kilosu 50 liraysa Singapur lagosu 20 lira..
Sinarit de çiftlikmiş.. Singapur’dan geliyormuş..
* * *
İtirazım yok.. Ama lokantaların söylemesi lazım.. Deniz diye çiftlik balığı vermeleri çok ayıp..
Aklınızda olsun.. Lagos isterken sorun..