Mehmet Tezkan

Mehmet Tezkan

mtezkan@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları

Türkiye’den bir hayli uzaktaydım.. Abu Dabi’de.. Pazar günkü yazıda iki gün dükkân kapalı dedim; kepenkleri indirmiştim ama..
İki günlüğüne de olsa Türkiye ile ilişkimi kesmiştim ama..
Kafamı dinlemeye, beynimi boşaltmaya, ruhumu dinlendirmeye niyetliydim ama..
Haber peşimizi bırakmadı..
Daha birinci gün yakamıza yapıştı.. HDP heyeti Başbakan Yardımcısı Akdoğan’la buluşmuş.. Öcalan’ın silah bırakma konusunda bir karar vermesi için PKK’yı bahar aylarında olağanüstü toplantıya davet ettiği duyurulmuş..
Bizim heyette heyecan dalgası esti tabii.. Abu Dabi’de olma nedenimiz ikinci plana düştü (Solar Impulse 2 için oradaydık, önümüzdeki günler de anlatacağım..), oturduk barış sürecini konuşmaya başladık..
Silahlar susmuştu susmasına.. Eller tetikten çekilmişti çekilmesine ama silahlar toprağa gömülmemişti..
Çatışmalı günlere, çata patalı aylara, karanlık yıllara dönme ihtimali vardı..
İşte bu sebeple Ankara’dan gelen haber iyimserlik dalgası estirdi..
*
Ülkeye döndüm, aaa hava hiç de düşündüğümüz gibi değil.. Şarkılar türküler söylenmiyor.. Taraflar mutluluk çubuğu tüttürmüyor.. Memleketin üzerini pembe bulutlar sarmamış..
Tam tersi..
Karşılıklı hakaret var..
Suçlama var..
Bağırış, çağırış var ..
Arınç’la Demirtaş birbirine girmiş.. Hükümetle HDP atışması tam gaz sürüyor..
Bıraktığım gibi!.. Dolmabahçe açıklamasının etkisi olmamış.. O açıklamayı ciddiye alan çıkmamış..
*
Niye böyle, niye umut dalgası estirmemiş!.. Anlamak için yazılanları, çizilenleri taradım, televizyon tartışmalarına kulak kabarttım..
Kavga çıkaran aradaki 10 madde..
O 10 madde de somut değil.. Soyut, felsefi.. Altının doldurulması gerekiyor, ete kemiğe bürünmesi gerekiyor, ne ifade ettiğinin açıklanması gerekiyor..
İktidar kanadı; ‘Silahın bırakılmasıyla 10 maddenin alakası yok’ görüşünü savunuyor..
HDP kanadı; ‘10 madde hayata geçirilmeden PKK silah bırakmaz’ fikrini yayıyor..
Uzlaşma çıkması imkânsız!..
*
Uzlaşma imkânsız olduğu için sinirler gerilmiş.. Karşılıklı suçlamalar başlamış..
Arınç diyor ki; Demirtaş yüzünden bu açıklama 25 gün gecikti..
Demirtaş cevap veriyor; Açıklama hükümet yüzünden yedi ay bekledi..
Arınç diyor ki; Demirtaş barış sürecine karşı, silah bırakılmasını istemiyor..
Demirtaş cevap veriyor; İktidar seçime üç ay kala açıklama yapılarak barış rüyalarını pazarlamak istiyor..
Arınç diyor ki; Demirtaş projedir..
Demirtaş cevap veriyor; Asıl proje AKP’dir..
*
Hadisenin, estirilen fırtınanın özeti bu.. Buradan bir şey çıkar mı?
Tııch!..

Haberin Devamı

Mahallemizin ağabeyi göçtü

Haberin Devamı

Ta oralarda Dolmabahçe açıklamasının kodlarını çözmeye çalışırken ikinci haber sarstı..
Yaşar Kemal ölmüştü..
Mahallenin ağabeyi göçmüştü..
Hangi mahallenin mi?
Benim mahallenin, senin mahallenin, onun mahallesinin, bütün mahallelerin, Türkiye mahallesinin..
Basınköy’ün..
O mahallede büyüyen bütün çocukların Yaşar Abi’si çekip gitmişti..
*
Şanslıyım.. Çünkü; bizim mahalle de mahalleydi hani.. Gazetecileri, köşe yazarlarını, karikatüristleri saymayayım sayfaya sığmaz.. Basınköy’e taşındığımızda (ben sekiz yaşındaydım) Yaşar Kemal de oradaydı, Orhan Kemal de, Çetin Altan da..
Efsane çizgi roman Tarkan da bizim mahalle de çiziliyordu, Kara Murat da.. Aşk fotoromanları da bizim mahalleden çıkıyordu, dil üzerine, edebiyat üzerine denemeler de.
Yazarlarıyla çizeriyle mahalle mahalleydi yani.. Çocuk olup da o mahalle de yaşayıp da Yaşar Kemal’e kulak tozunu aldırmayan yoktur..
Yaşar Kemal kızınca da kulak tozumuzu alırdı, sevince de..
Kulak bir süre çınlardı.. Yaşar Amca’ya kulak tozunu aldırmak en büyük keyifti.. Bahar gelip havalar ısınmaya başlayınca uçurtmamızı da Yaşar Amca yapardı..
Velhasıl, o yıllarda biz çocuklar için Yaşar Kemal büyük yazar, efsane yazar değildi..
Mahallemizin en büyük abisiydi..
*
Yıllar sonra, 1990’lı yılların başında olsa gerek, aynı mahallede koşturan kızım tehlikeli işler yapınca Yaşar Kemal yanına çağırır..
Kimin kızısın diye sorar..
Söyleyince gel senin de kulak tozunu alayım der.. Nesil değişmişti ama mahallemizin en büyük abisi başımızdaydı..
Sonunda atına atladı göçtü gitti..
*
(Not 1: Lütfi Kırdar’daki anma muhteşemdi.. Yaşar Kemal’e yakıştı.. Akıl edene, düzenleyene, emek verene helal olsun.)
(Not 2: Bütün edebiyat öğretmenleri bu haftayı Yaşar Kemal haftası ilan etse.. Öğrencilerinden İnce Memed’i okumalarını istese.. Okullar kapanana kadar milyonlarca çocuk ince Memed ile tanışmış olsa.. Hoş olmaz mı, şık olmaz mı? Yaşar Kemal’i uğurlamış olmaz mıyız?)