Başbakan, ‘bırakıp gitti’ derken Erbakan’ı suçladı!

Askerden baskı olursa.. Darbe tehdidi gibi..
Başbakan ne yapar?
Soru buydu.. Başbakan evelemedi, net cevap verdi; ‘Bundan önce olduğu gibi kalkıp gitmem. Gereğini yaparım.’
Başbakan kimi kastetti?
Demirel’i mi?
Benim aklıma Erbakan da geldi, o da kalkıp gitmişti..
* * *
Yeni Şafak eski ‘Hoca’sını koruma altına almış.. Küçük bir tahrifat.. Aklınca cinlik, hedef saptırma..
Üç satır manşeti çakmışlar..
Demirel gibi kalkıp gitmem..
* * *
Başbakan kalkıp gitmem derken Demirel gibi dedi mi? Demirel’in adını zikretti mi?
Hayır..
Bundan önce olduğu gibi dedi..
Başbakan’ın sözüne Demirel ismini eklemenin anlamı ne? Erbakan vakasını perdelemek mi?
* * *
Demirel, komutanlardan muhtırayı yiyince şapkasını alıp gitmişti..
Erbakan, komutan imzalı muhtıra yemeden gitti.. MGK’da yediği baskıya dayanamadığı için gitti..
Direnemediği için gitti.. Terledi merledi, mesele öyle değildir dedi, askerlerin dayattığı bildiriye imza atmam dedi, imzaladı..
Sonunda gitti istifasını Cumhurbaşkanı’na verdi..
Böyle olmadı mı adına postmodern darbe dediğimiz olay..
28 Şubat bu değil mi?
* * *
Hayır, Erbakan direndi, kalkıp gitmedi diyorsanız o zaman 28 Şubat diye bir hadise de yoktur!..
Dönemin Cumhurbaşkanı Demirel de böyle düşünüyor.. MGK, şubatta yapıldı, Erbakan haziran ayında istifa etti diyor..
Postmodern darbe olmadı..
* * *
28 Şubat’ta postmodern darbe oldu diyorsanız Erbakan da direnemedi, paşa paşa gitti demek zorundasınız..
* * *
Şu da var..
Belki Başbakan Demirel’den çok, eski hocasını kastetmiştir.. Belki Erbakan’ı kastederek askerlere mesaj vermiştir..
Aynı siyasi görüşten geliyoruz diye, aynı kulvarda omuz omuza siyaset yaptık diye beni onunla karıştırmayın demek istemiştir..
O boyun eğdi..
Ben eğmem!



Devletin zirvesinde yaşanan skandal..
Sudan diktatörü El Beşir gelseydi skandal olacaktı deniliyor ya..
Gelin ben size başka bir skandalı anlatayım..
El Beşir’in ortaya çıkardığı skandalı..
Türkiye’nin nasıl yönetildiğinin belgesi aslında..
Anlatayım..
* * *
Hakkında tutuklama kararı olan El Beşir’in ‘ziyaret haberi’ ortalığı ayağa kaldırdı.. ABD’yi, AB’yi insan hakları örgütlerini dehşete düşürdü..
Aslında bizi ziyarete gelmiyordu, İSEDAK toplantısı için geliyordu ama olsun..
Sonunda geliyordu ya..
Gözler Cumhurbaşkanı’ndaydı, Başbakan’daydı, Dışişleri’ndeydi..
Beşir istese gelirdi, gelirse ne yapacaktık!..
İngiltere’ye gitse tutuklanacak olan kişiye hoş geldin diyemezdik..
Pazar günü ortalık gerildikçe gerildi..
Diplomatlar devreye girdi.. Sudan’a Ankara’nın yaşayacağı sıkıntı anlatıldı.. Nazikçe gelme denilmeye çalışıldı..
Öğreniyoruz ki Cumhurbaşkanı Gül de devreye girmiş.. ‘Gelmeniz sıkıntı yaratır’ diye gayri resmi mesaj göndermiş..
Yani Cumhurbaşkanı gelmesini istemiyor.. Dışişleri de gelmesine karşı..
Peki ya Başbakan?
* * *
Diplomatlar arasında mesaj trafiği sürerken Başbakan televizyona çıktı..
Darfur’a gittim soykırım tespit edemedik dedi..
Müslüman birinin soykırım yapması mümkün değildir diyerek de son noktayı koydu..
Yani El Beşir’e sahip çıktı..
Gelmesin diye yazanları çizenleri, bağıranları, manşet atanları suçladı..
El Beşir aslında iyi adamdır demeye getirdi..
Skandal değil mi?
Başbakan ‘Gelsin, ne var ki, batıya bakmayın’ havasındayken Cumhurbaşkanı gelmesin diye uğraşıyor..
Aynı günde..
Aynı saatlerde..
Skandal değil mi?
* * *
Hangisi devletin resmi politikası!