BAŞBAKANIMIZIN TALİMATIYLA..

Zannediyorum ki son yıllarda en çok duyduğumuz iki kelime bu..
Başbakanımızın talimatıyla..
Bakanlar, belediye başkanları yaptıkları bir işi, bir projelerini anlatırken mutlaka Başbakan’ın talimatıyla yapıldığını söylüyorlar..
Sadece büyük projelerde değil..
Küçük işlerde bile; ‘Başbakan’ın talimatıyla’ olduğunun altı çiziliyor..
Misal mi?
Çok..
Mesela.. AB Bakanı Bağış, Suriye’deki olayları yakından ilgilendirirken şöyle dedi;
“Başbakanımızın talimatıyla gelişmeleri anbean izliyoruz.”
Mesela.. Kalkınma Bakanı Yılmaz, Şanlıurfa’nın Suruç ilçesine gitmişti.. Yoğun ilgiyle karşılaşınca; “Buraya Başbakanımızın talimatıyla geldim” demeden edemedi..
Mesela.. Tarım Bakanı Eker, toptan ette uygulanan KDV oranlarını indireceklerini söylerken Başbakan’ın talimatıyla yapıldığını söylemeyi ihmal etmedi..
Mesela.. Enerji Bakanı Yıldız, enerji konusunda ciddi hedeflerinin olduğunu söyledikten sonra,
“Başbakanımızın talimatıyla enerji aramalarına hız verdik” demeyi ihmal etmedi..
*
Demem şudur..
Her işin ‘Başbakan’ın talimatıyla’ yapıldığı özellikle vurgulanıyor..
Israrla belirtiliyor..
Dedim ya en basit işlerde bile..
Van depremi yaşanınca afet bölgesine giden ilk kurtarma ekiplerinden biri de İstanbul itfaiyesi kurtarma ekibiydi.
Belediye Başkanı Topbaş, bu durumu şöyle açıkladı..
“Deprem günü ve gecesi Sayın Başbakanımızın talimatıyla kurtarma ekibimiz önden gitti.”
İnsanın aklına Başbakan’ın talimatı olmasaydı kurtarma ekibi gitmeyecek miydi sorusu geliyor ama öyle değil..
Gidecekti tabii..
Buradaki vurgu başka.. Başbakan’ın her alana yetiştiği, her mesele için talimat verdiği zihinlere nakşedilmek isteniyor..
Peki gerçek bu değil mi?
Bu ama buradaki hadise ısrarla vurgulanması..
*
Misalleri çoğaltalım.. Yine Van’dan gidelim..
Enerji Bakanı Yıldız; “Başbakanımızın talimatıyla Van ve Erciş’in bir yıllık ihtiyacını karşılayacak kadar kömür gönderdik” dedi..
Dışişleri Bakanı Davutoğlu, Başbakan’ın talimatıyla Van ve Erciş’in yeniden inşa edileceğini açıkladı..
*
Bu söylemin kendiliğinden geliştiğini zannetmiyorum.. Bana ileriye dönük bir politikanın kilometre taşlarının döşenme faaliyeti olarak geliyor..
2014 hazırlığı gibi..
Başbakan bu ülkeyi zaten tek başına yönetmiyor muydu, denilsin istiyor..
Aslında bakanların yaptığı..
Malumun ilanı..

Yine Beşiktaşzede olduk
Derbiden önce, pazar günü dedim ki.. Bu yıl heyecan yok.. Geçen yıl var mısın diyen herkesle iddiaya girdim, bu uğurda çok yemek, çok şarap, çok kazak kaybettim.
Olsun pişman değilim.. O heyecan yeterdi..
Bu satırları okuyan eski yazı müdürümüz Tahir durur mu? Geçen yıl girdiği bütün iddiaları kazanmanın rahatlığıyla tahrik edici, teşvik edici mesajlar attı..
Sessiz kalamazdım, görmezden edemezdim.. İddiaya girdim tabii..
Gazeteye geldim, haber benden önce gelmiş..
Dediler ki; ‘Sen Beşiktaşzede değilsin, Tahirzedesin.’

Suçlu bulundu
Demiryolu..

Sadece büyük siyasi davalar değil.. Sadece suikastlar değil, cinayetler değil, cinayet gibi kazalarında üstü örtülürse..
Dibine kadar gidilmezse..
Ortada bırakılırsa, zaman aşımına sokulursa vicdanlar rahatsız olur..
Adalete güven kalmaz, inanç kalmaz..
Hızlandırılmış tren faciası da bu tür davalardan biridir.. Yapılan şuydu: Raylar aynı bırakıldı, tren hızlandırıldı..
Mehter marşı eşliğinde ‘hızlandırılmış tren projesi’nin startı verildi.. Makinistler gaza yüklendi, tren devrildi.. 41 kişi öldü..
41 hayat, yanlış hesap yüzünden sona erdi.. 41 aile yasa büründü..
7.5 yıl olmuş.. Bu işin sorumlusu kim derseniz?
Yok..
Bulunamamış..
Pardon bulunmuş, demiryolu denmiş..
Ölenler öldüğüyle kaldıysa vicdanlar nasıl rahat etsin ki..
Sorum şu..
Bu davanın Hrant Dink cinayetinden ne farkı var.. O da çözülmedi, bu da çözülmedi.. O davada iş tetikçilere yıkıldı, bu davada makinistlere yıkılmaya çalışıldı..
Asıl müsebbipler ortada dolaşıyor!..

Burhan Hoca’nın itirazı var..
Anayasa Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Burhan Kuzu’nun sözlerinden çıkarak dün bir değerlendirme yapmıştım..
‘Masadan ilk kalkan galiba AKP’ olacak demiştim..
Kısaca; AKP uygun zaman, uygun zemin kollayacak, suçu muhalefete yıkarak Anayasa değişikliği için kurulan masadan kalkacak.. Kendi yoluna gidecek demiştim..
Kuzu’nun ‘Anayasa’nın telaşsız ortamda yapılması lazım, Türkiye’de böyle bir ortamı ararsan zor bulursun.’ ‘Anayasa 1.5 içinde bitmez. Seçim dönemi başlar, yerel seçim, cumhurbaşkanı seçimi, genel seçimler derken sandık göründü mü telaş başlar’ sözlerine dikkat çekmiştim..
Burhan Hoca sabah aradı..
‘Yazının 1.5 yılda bitmez kısmına itiraz ediyorum, medyaya farklı yansıdı, böyle demedim. 1.5 yıl içinde bitmesi lazım dedim, hızlanmayı teşvik ettim’ dedi..
Meselenin temeli değişmiyor..
Yani.. Referandum sürecini de düşünürsek 2013’ün baharına kadar bitti bitti; bitmedi bir başka bahara..