BİZANS KADINLARI ÜZERİNDEN KAVGA

Muhteşem Yüzyıl’la başlayan tartışma dallanıp budaklandı.. Ecdadımız öyleydi, böyleydi
muhabbetinin ötesine geçti..
İşin içine Fatih Sultan Mehmet de katıldı..
Liberal kesimle muhafazakarlar arasında yeni bir kapışmaya sebep oldu..
Biliyorsunuz.. 2010 öncesi bu iki kesim, liberallerle muhafazakarlar hemen her konuda ittifak halindeydi..
İktidara omuz omuza destek veriyorlardı..
Daha doğrusu iktidarda olan muhafazakarlardı.. Dışardan destek atan liberallerdi..
İttifak 2011 yılında çatırdadı.. Liberaller seslerini yükseltip iktidarın yanlışlarını dile getirmeye başlayınca çatırdama kopuşla noktalandı..
Yollar ayrıldı..
Şimdi bu iki kesim her fırsatta karşı karşıya geliyor..
Kapışmanın yeni arenası Osmanlı dönemi!..
Ama bu kez Kanuni değil, Fatih değil, padişahlar değil.. Bizans’ın kadınları..

Şöyle ki.. Başbakan bir konuşması sırasında şöyle demişti:
“İstanbul’un fethinde Bizans’ın hanımları Fatih Sultan Mehmet’i karşılarken, ‘başımızda kardinal külahı görmektense Osmanlı sarığı görmeyi arzu ederiz’ demişlerdir..”
Başbakan’ın bu yaklaşımına muhafazakarlar sessiz kaldı..
Liberallerle solcular kaleme sarıldı..
Fatih, askerlerine üç gün yağma izni vermişti.. Yağma o kadar şiddetliydi ki ikinci günde kesti.. Evi yağmalanan kadın o sözleri söyler miydi!..
Osmanlı tarihi konusunda kalem oynattılar.. Ne biliyorlarsa anlatmaya başladılar..
Kardinal külahı lafının Ortodokslar tarafından Katoliklere söylendiğinden başlanıp, Fatih’in Topkapı Sarayı’nın duvarlarına İtalyan ressamlara yaptırdığı resimlerin, oğlu ll. Beyazıt tarafından pornografik diye silindiğine kadar gelindi..

Liberallerin gündem üstünlüğünü ele geçirmesine muhafazak?arlar sessiz kalamazdı..
Kalmadılar da..
Hemen karşı atağa geçtiler..
Liberalleri, solcuları, iktidarı Osmanlı üzerinden vurmakla suçladılar.. Kanuni üzerinden, Fatih üzerinden, Tayyip Erdoğan’ın hedef alındığını iddia ettiler..
Liberallerin asıl hedefinin Başbakan olduğunu söylediler..
Ekranlara çıkıp..
Bizans kadınlarının söyleyip söylememesi değil o zihniyetin hakim olması önemlidir diye İstanbul’un fetih günlerine ayar çekmeye kalktılar..
İşin aslı Başbakan’ın söylediği gibi değil diyenleri..
Bizansçılık yapmakla suçladılar..

Bu iş nereye varacak merak ediyorum.. Gelişmelerden sizi haberdar ederim..

Kanuni’nin Fransa Kralı’na ‘dans’ mektubu

Araştırmacı Necdet Bayraktaroğlu devlet arşivinde, Osmanlı arşivinde beş yıl çalışmış, tarihe yön veren mektupları toplamış..
Tarihteki muhteşem mektuplar adlı kitapta yayımlamış..
Bir örnek..
Kanuni Sultan Süleyman, Fransa Kralı Fransuva’ya yazdığı mektupta bakın ne demiş..

“Ben ki, 48 krallığın hakanı Sultan Süleyman Han’ım. Sefirimden aldığım habere göre, memleketinizde dans namı altında kadın-erkek birbirine sarılmak suretiyle, herkesin gözü önünde faydasız işler işlenmekte olduğunu işitmişimdir. İş bu rezaletin memleketime de sirayeti ihtimali olduğu için mektubumun elinize ulaşmasından itibaren derhal son verilmediği takdirde, bizzat ordumla gelip men ederim..”

Sonuç..
Dans yasaklanmış tabii..

Cemil kaptan Gülşah öğretmen

Devletin aydınlatması gereken iki meselesi daha var.. Kamuoyunu tatmin etmesi, ikna etmesi gereken..
Cemil kaptanla, Gülşah öğretmenin ölümü..
Sorular çok..
BİR: Şile’deki arama kurtarma ekibi iddia edildiği gibi denize zorla mı çıkarıldı? Cemil Kaptan ve mürettebat işten kovulmayla tehdit edildi mi?
Biliyoruz ki; görevdeki ekip bu havada bu tekneyle denize çıkılmaz diye batan gemiye gitmeyi kabul etmedi.. İzinde olanlar çağrıldı..
Denize çıkmayanlar haklı çıktı, çıkanlar hayatından oldu..
Baskı var mı, yok mu?
Aile var diyor..

İKİ: Eski sevgilisi tarafından ölümle tehdit edilen, Van’dan kaçıp Konya’ya gelen, ama ölümden kaçamayan Gülşah öğretmene devlet neden sahip çıkamadı?
Yardım istediği Van Vali Yardımcısı; ölümden kaçış yok, ölüm haktır en kötü ihtimalle ölürsün demiş mi dememiş mi? Dememişse Gülşah öğretmen mahkemeye verdiği dilekçede neden Vali Yardımcısı’nın bu sözlerine yer vermiş?
Valilik, o sözleri yalanlıyor..
Aile doğruluyor..
Cevap vermek devlete düşüyor..