BOL BALKONLU BALKONSUZ KENT

Gittiğim her şehirde, uğradığım her semtte, geçtiğim sokakta kafamı kaldırır yukarılara bakarım..
Balkonlara..
Yaşam var mı diye bakarım..
Gözümü alamam..
Çiçeklerle süslenmiş, masa sandalye konulmuş, tarzı olan, yaşayan balkona rastlarsam acayip sevinirim..
Çünkü bizde balkonlar ıssızdır..BOL BALKONLU BALKONSUZ KENT
Evin sakinleri tarafından terk edilmiştir, kendi haline bırakılmıştır, unutulmuştur..
Kahve içilen, çay içilen, muhabbet edilen, evin devamı sayılan, evin dışarıya açılan yüzü kabul edilen balkonlar yaşamı simgeler..
Ardiyeye çevrilen, çanak anten alanı yapılan, yaşama terk edilen balkonlar da ölümü..
*
Bizim millet balkon işini pek sevmedi.. Kafanızı kaldırıp bakın.. Güneşin batımına doğru balkonunda oturup kuru pastasını atıştırırken çayını yudumlayan kaç kişi görürsünüz?
Veya köpüklü kahvesini içerken sigarasını tellendiren.. Veya sıcak yaz günü buz gibi birasını açan!
Balkon sefası yapan kaç kişi görürsünüz? Sabah kahvaltısını yapan, akşam yemeğini yiyen, yaz günlerini balkonda geçiren kaç kişi görürsünüz?
Göremezsiniz..
Balkon evin devamıdır, uzantısıdır, evin parçasıdır; mahrem kabul edilir..
Bu sebeple ev hayatı balkona taşınmaz..BOL BALKONLU BALKONSUZ KENT
Mesela, bu sebepledir ki, Beyrut’ta balkonlar perde ile örtülmüştür..
Mahremdir..
*
Türk milleti balkonda yaşamayı sevmez ama nedense bütün evlerde eşek kadar balkonlar vardır..
Mimar bilmez mi, mühendis bilmez mi, müteahhit bilmez mi?
Bilir de ısrarla niye yaparlar ben de bunu anlamam!..
Çirkinlik abidesi olarak durması için mi?
*
Allah’tan Fransız balkon modası bize de geldi de orta yol bulundu.. Yeni binalar artık Fransız balkon.. Adına İspanyol balkon da diyorlar, oturmalık, çay kahve içmelik değil, adım atmalık.. Güneşe merhaba demelik!
Çok iyi oldu.. Dışarıdan bakınca balkonmuş gibi duruyor, tüp, çanak anten, ıvır zıvır, patates, soğan konulamadığı için dışarıdan bakınca gözü rahatsız etmiyor..
Kentin estetiğini bozmuyor..
*
Bilirsiniz.. Eskiden balkondan bakma âdeti vardı.. Dirsekler balkon demirlerine dayanır, saatlerce sokakta olup biten seyredilirdi.. Mahallede olup bitenden haberdar olunurdu.. Devir değişti, sokaklar sokak, mahalleler mahalle olmaktan çıktı..
Merak edilecek yanı kalmadı..
Eh, binalar da yukarıya doğru uzadı gitti, sokakla teması bitti, balkondan bakma âdeti sizlere ömür oldu..
*
Mahrem kısmı tamam da, balkonlar biraz da korku veriyor, tedirginlik yaratıyor galiba..
Evin çocuğu tırmanır düşer, evin beyinin başı döner, yuvarlanıp gider diye evin hanımları balkonu genellikle yasak bölge ilan ediyor..
Çıkmak tehlikeli!
Galiba balkonsuz hayatın bir nedeni de bu..
*
Sezai Karakoç’un ‘Balkon’ şiiri tam da bunu anlatır..
Çocuk düşerse ölür çünkü balkon
Ölümün cesur körfezidir evlerde
Yüzünde son gülümseme kaybolurken çocukların
Anneler anneler elleri balkonların demirinde
*
Balkonda yaşamayı severim.. Balkonda hayat güzeldir..
Pazar keyfinin yaşanacağı en güzel mekândır..