11. Cumhurbaşkanı Gül Bahçeşehir Üniversitesi’nin ‘Diplomat Okulu’nda konuşmuş..

Dış politikada güçlü olmanın şartlarını anlatmış..

Önce evin içi düzenli olacak demiş..

Yani..

Kuvvetler ayrılığına bağlı demokrasi, evrensel hukukun geçerli olduğu hukuk sistemi, evrensel anlamda temel hak ve özgürlükler olacak.. Şeffaflık ve hesap verebilirlik ülkenin olmazsa olmazı sayılacak..

Gül bu söylediklerine örnek de vermiş..

Demiş ki; ‘Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne aday olduk. 2008 yılında oylama yapıldı ve 192 ülkeden 151 oy alarak ilk turda seçildik. Batı Avrupa adayı olmuştuk.(..)

2014 yılında yine aday olmuştuk. Maalesef görüntümüz bozulduğu için o zaman 60 oy almıştık ve seçilememiştik.’

***

Sorum şu..

Bu yıl aday olsak kaç oy alırız?

2008’den 2014’e erozyona uğramışız.. 151’den 60’a inmişiz.. Şimdi kaça inmiştir?

2008’de Arap ülkelerinin tamamı oy vermiş..

Bugün Suudi Arabistan verir mi, BAE, Irak, Suriye!..

Vermezler herhalde..

Ürdün de vermez, Mısır da, Libya da, Tunus da vermez..

Somali verir..

2008’de, biri hariç, Afrika ülkelerinin tamamının oyunu almışız..

Şimdi!. 54 ülkenin kaçının oyunu alırız?

***

Avrupa’yı saymıyorum bile..

Birkaç ülke hariç oy vermez.. Sırplar verir, Romanya verir, Bosna-Hersek verir, Ukrayna verir..

Gerisi..

Gerisiyle papazız..

Gerisiyle düşman kardeşler gibiyiz..

Gül’ün Avrupa uyarısı

11. Cumhurbaşkanı, Avrupa Birliği meselesine de değinmiş.. ‘Yüzde 5-6 büyüme bizi kurtarmaz’ demiş..

Uyarmış; ‘Bizi Avrupa ile kıyaslarken sakın Avrupa’yı küçük görmeyin.’

Kendimizi övmek için şöyle mukayese yapılıyor..

Yüzde 5 büyüdük, Avrupa ülkeleri yüzde 2, yüzde 3 büyüdüler..

Büyümede Avrupa’yı solladık..

***

Nasıl sollamaysa!..

Türkiye’nin mili geliri 800 milyar dolar civarında..

Almanya’nın 3.5 trilyon dolar.. İngiltere’nin 3 trilyon dolar.. Fransa’nın 2.4 trilyon dolar.. İtalya’nın 1.8 trilyon dolar..

Almanya 3.5 trilyon dolarlık gelirini yüzde 2.5 büyütüyor..

Biz 800 milyar doları yüzde beş..

Mukayese bile edilmez.. Ama Avrupa’yı küçümsemek için mukayese ediyoruz..

Bakanlık sınavı yokuşa sürüyor

Çocuklar strese giriyor diye TEOG kaldırıldı ya..

Çocuklar daha büyük strese sokuldu..

Hem hiçbir şey belli değil hem de yeni sistem tuzaklarla dolu..

H

Sınava ne kadar az öğrenci girerse bakanlık kendisini o kadar başarılı ilan edecek.. Gördünüz mü; nitelikli liseler abartılıymış, yarış suniymiş diyecek..

Bunu demek için elinden geleni yapıyor..

Bakan sınava girme oranı yüzde 10 olur dedi.. Yani 120-130 bin kişi girer.

Eğitimcilerin tahmini en az 600 bin kişi..

***

Bakanlık bunu önlemek için bariyerleri çekiyor..

Mesela, önce tercih yapacaksın, sonra sınava gireceksin..

Neden?

Amaç farklı; amaç işi yokuşa sürmek, öğrenciyi yıldırmak..

Devamı var..

Nitelikli okullara girip başarılı olamayan öğrencilerin açıkta kalma ihtimali büyükmüş..

Neden?

Çünkü, istediği mahalle okulunun kontenjanı dolarsa açıkta kalırlarmış..

Bu da korkutma yöntemi.. Sınava girmekten caydırma hamlesi..

Bakanlık demek istiyor ki; sınavla vakit kaybetme, kendini tehlikeye atma, mahalle okuluna kaydol..

İddia ediyorum: Bakanlık bu işin altında kalacak..