ÇİFTE SEÇİME HAZIRLIK KARARLARI

Gündemde iki önemli başlık varmış..

Birincisi, iktidar partisinin yeni MYK’sı bugün belli olacakmış..

İkincisi, buna bağlı olarak Bakanlar Kurulu yeniden şekillenecekmiş.. Bazı isimler değişecekmiş..

Kulisler bu haberlerle çalkalanıyor..

Önemli mi?

AKP için önemlidir kuşkusuz ama son tahlilde bir partinin iç işi..

Vatandaşın ilgi duyacağı mesele değil..

MYK’ya ha Ali girmiş ha Veli, vatandaşa ne?

***

Vatandaşı ilgilendiren iki önemli mesele var.. Pek konuşulmuyor, pek dillendirilmiyor ama eli kulağında..

Aslında birbiriyle bağlantılı ve doğrudan vatandaşın cebini ilgilendiriyor..

Ne mi onlar?

Birincisi, kulislere yansıyan bilgilere göre iktidar ekonomide makas değiştirmeye niyetli..

Mali disiplini esas alan ekonomik politika yerine büyümeyi, üretimi hedef alan sisteme geçilecekmiş!.

Babacan- Şimşek ikilisinin sürdürdüğü ekonomi politika rafa kaldırılacak..

Bütçe açığı, cari açık falan bakılmaksızın teşviklere abanılacak..

Ne pahasına olursa olsun büyümede beşler, altılar seviyesinin yakalanması sağlanacak! ..

***

Sürdürülebilir bir durum mu?

Buna ekonomistler cevap versin.. Bence değil.. Planlanan süre için canlılık yakalanabilir, ferahlık sağlanabilir..

***

Gelelim ikinci konuya..

Cumhurbaşkanı bakanlardan yol haritası hazırlamalarını istedi.. Ve kamuoyuna altı aylık yol haritası açıklayacağını söyledi..

O yol haritası kemer sıkmayı değil, birtakım vaatler içerecektir.. Darlığı değil bolluğu vaat eder..

***

Bu iki gelişmeyi yan yana koyup nasıl yorumlamalıyız?

BİR: Referandum öncesi Cumhurbaşkanı’nın aynı zamanda parti başkanı olmasıyla çift başlılık kalkacak, Türkiye uçacak şeklinde yayınlar yapıldı.. Çıta yükseğe konuldu.. Hiçbir şey değişmezse seçmende hayal kırıklığı yaratır..

İKİ: Yeni sistemin iyi olduğunu göstermenin yolu ekonomideki canlılıktan geçer..

ÜÇ: İktidar silkinme harekâtıyla imaj tazeleme yoluna gitmeyi hedefledi..

DÖRT: İktidar 2018 yılının ilkbaharında önümüze çifte sandık koymaya hazırlanıyor..

Savcıya ifade veren İki gazeteci kim?

İki gazeteci arkadaşımız Gökmen Ulu ve Mediha Olgun’un tutuklanma kararındaki şu cümle dikkatimi çekti..

Şöyle deniliyor:

‘3 (üç) ayrı gazetecinin verdiği ifade içeriklerine göre örgüt içinde yetişen Burak Akbay’ın örgüt amaçları doğrultusunda çıkardığı Sözcü Gazetesi’nde şüphelilerin uzun zamandır görev yaptıkları.’

***

Üç ayrı gazeteciden söz ediliyor.. Birini biliyoruz Fehmi Koru..

Hem yazdı hem de savcıya ifade verdi..

Burak Akbay’ı Fethullahçı olmakla suçlayan diğer iki gazeteci kim?

***

Tutuklama kararını okuyunca şöyle bir sonucu çıkardım..

Hâkim, Sözcü’nün FETÖ’cü olduğuna karar vermiş; haberi yazan ve internet sitesine koyan kişiler de uzun süredir o gazetede çalıştıklarına göre onlar da mutlaka FETÖ’cüdür yaklaşımıyla tutuklama kararı vermiş..

Buna ne ad verelim?

Tahmini tutuklama diyelim mi?

OHAL’in zararı

Cumhurbaşkanı hem partisine dönüş konuşmasında söyledi, hem de işadamlarına hitap ederken;

‘OHAL kalacak’ dedi..

Ülke huzura kavuşuncaya kadar kalacağını söyledi..

İşadamlarına OHAL’i anlatırken ‘neyiniz eksik, fabrikanız mı çalışmıyor’ diye sordu..

Ben de görünen o ki 2019 seçimlerine kadar OHAL kalacak yorumunu yapmıştım..

***

Ortada anlaşılması güç bir durum var..

İktidar hem ekonomide canlanmadan bahsediyor yeni hedefler koyuyor, hem kişi başına milli gelirin 23 bin dolara çıkaracağını vadediyor, hem de OHAL’in kalacağını söylüyor..

İkisi bir arada olur mu?

Zor..

Yurt dışından sermaye gelmesi lazım.. Doğrudan yatırım lazım..

OHAL varken gelir mi?

***

TÜSİD Başkanı önceki gün bir panelde konuşurken, ‘ yurt dışı paydaşlarımızdan her gün OHAL koşulları devam ettiği müddetçe Türkiye’ye gelmeyeceklerini duyuyoruz’ dedi..

Yani yabancı sermaye OHAL varken gelmem diyormuş!..