DAVUTOĞLU BAKIN NEDEN GİTMİŞ!..

Davutoğlu zaruretten dedi.. Benim tercihim değil dedi..
Üzgündü, kırgındı, şaşkındı..
Dün itibarıyla tası tarağı topladı; gitti..
Şaşkındı, koltuğun altından hızla çekileceğini hesaplamamıştı..
Şaşkındı, değişimin sessiz sedasız olacağını tahmin etmemişti..
Şaşkındı, Saray’ın kendisinden vazgeçeceği aklının uçundan geçmemişti..
Bir saatte işi bitti!..
*
Neden?
Nedeni konusunda muhafazakâr yazarlar da yavaş yavaş kalem oynatmaya başladı..
Dedikleri aşağı yukarı şunlar..
- Vefa demiş ama vefa lafta kalmış..
- Liderine sadakat göstermemiş..
- Liderine karşı kendini nasıl konumlandıracağını bilememiş..
- Rol çalmaya kalkmış..
- Rol paylaşımına niyetlenmiş..
- Başkanlık sistemi konusunda yeteri kadar uğraşmamış..
- İpe un sermiş..
- Cumhurbaşkanı’nın fiili durumunu kabul edip, hukuki çerçevesi için çalışmamış..
- Erdoğan’ı cumhur-başkanlığında tutsak etmek için CHP ile koalisyon kurmaya kalkmış..
- Cumhur-başkanı’nın AKP üzerindeki etkisini, gücü törpülemeye teşebbüs etmiş..
- 1 Kasım’daki başarıyı kendi başarısı saymış..
- Washington ve Brüksel’le iş tutmuş..
*
Anlaşılan o ki; 1 Kasım seçiminde AKP’nin yüzde 49.5 oy olması Davutoğlu’nun dengesini bozmuş..
Kendini lider olarak görmeye başlamış..
Kendi başına politika üretmeye kalkmış..
Dışarıda kendine gösterilen ilgiyi Saray’a karşı koz olarak kullanmaya niyetlenmiş..
Kendini Cumhurbaşkanı ile eşitlemeye yeltenmiş..
*
Hal buysa.. Davutoğlu’nu yakanlar listesinin başında..
‘Biz Davutoğlu hükümetini tanırız’ diyen Avrupa Parlamentosu Başkanı Schulz..
Davutoğlu’yla sıkı fıkı görüntü veren Almanya Başbakanı Merkel..
Davutoğlu’na randevu veren ABD Başkanı Obama var..

AKP grup tribünleri..

AKP Meclis Grup toplantılarında tribünlerin tezahürat yapması.. Slogan atması âdet oldu..
Binali Bey dün ilk kez kürsüye çıktı..
AKP Genel Başkanı ve Başbakan olarak grubuna ilk kez hitap etti..
Tribünlerden bir tezahürat, bir tezahürat..
Helal olsun sana bağırışları..
Türkiye seninle gurur duyuyor haykırışları..
Dik dur eğilme, bu millet seninle sloganları..
Binali Bey, yeter artık, izin verin de meramımı anlatayım demek zorunda kaldı..
*
Çok değil, üç hafta önce aynı tribünler Davutoğlu için aynı sloganları atıyordu..
Davutoğlu sık sık sözüne ara veriyor..
‘Biz sizinle gurur duyuyoruz’ diye tribünlere cevap veriyordu..
Ağzı kulaklarında tribünlere bakıyordu..
*
Davutoğlu dün televizyondan AKP grubunu izlemişse ‘Ah siyaset ah’ demiştir..

Çocuklar eyvah! Yine bakan değişti

Yeni kabine açıklandı, Milli Eğitim Bakanı değişti..
Bu sebeple çocuklar eyvah başlığını attım..
Niye mi?
Her gelen bakan ortaöğretime giriş sınavıyla oynadı.. Her gelen bakan sınav sistemini değiştirdi..
Hüseyin Çelik SBS diye bir sistem koydu.. Üç yıl üst üste sınav yapılacak, okul not ortalaması, öğretmen kanaati harmanlanacak, ortaya çıkan puan belirleyici olacaktı..
Çocuklar o puanla tercih yapacaktı..
Sistem yürümedi..
*
Çelik’in yerine Nimet Baş geldi.. Yeni bakanın işi SBS sistemini değiştirmek oldu.. Hem de selefini suçlayarak.. Tek sınav yöntemine dönüldü, okul notu da ihmal edilmedi..
*
Bir süre sonra Baş’ın yerine Nabi Avcı geldi.. Onun da ilk işi sınav sistemini değiştirmek oldu.. TEOG diye bir model oluşturdu.. Sınavları ayırdı, iki döneme böldü..
*
Avcı gitti, İsmet Yılmaz geldi.. Önümüzdeki yıl sınav sisteminin nasıl olacağı kocaman bir soru işareti..
O da seleflerine uyarsa, sınavlar sil baştan demektir..