DAVUTOĞLU’NUN ‘OFF THE RECORD’U

Son dört gün çok farklı ortamlarda bulundum..

Merhaba diyen her kesimin klasik sorusu şuydu:

‘Ne bekliyorsunuz, ne olacak?’

Ne beklendiği üç aşağı beş yukarı belli.. 7 Haziran’dan farklı bir şey olmayacak..

***

Ne olacak sorusuna gelirsek..

Yanıtı zor.. Çünkü bir dizi faktöre bağlı..

Nasıl bir hükümet kurulacak? Türkiye nasıl yönetilecek?

AKP tek başına iktidar olamazsa Davutoğlu kalacak mı, gidecek mi?

Saray ne yapacak?

Davutoğlu kalırsa Saray’ın vesayetini kıracak mı?

İpleri eline alacak mı?

Hükümeti kurma görevi verilirse Başbakan gibi davranacak mı?

Ne düşündüğünü açıkça söyleyebilecek mi? Kamuoyuyla paylaşacak mı? Yoksa yine kapalı kapılar ardında söyledikleri ‘sır’olarak mı kalacak?

***

Bu da ne demek diyeceksiniz?

Davutoğlu bazı konulardaki düşüncelerini hem Bahçeli, hem Kılıçdaroğlu ile paylaşmış..

Ama aramızda kalsın demiş..

Gazetecilik deyimiyle off the record çekmiş..

Bu sebeple susmuşlar..

Başbakan’ın kamuoyundan gizlediği düşüncelerini paylaşmıyorlar..

***

Bu duruma ilk değinen Bahçeli oldu..

Koalisyon görüşmeleri sırasında Davutoğlu üç konuda ne düşündüğünü Bahçeli’ye açık açık söylemiş..

Neymiş onlar?

-17/25 Aralık soruşturması..

-Saray’ın konumu..

-Çözüm süreci..

Yanlarında AKP’den Faruk Çelik ile MHP’den Semih Yalçın varmış.. Davutoğlu’nun sır dolu sözlerine onlar da tanık..

***

Davutoğlu 102 kişinin öldüğü Ankara’daki faciadan sonra Kılıçdaroğlu’yla buluşmuştu..

Aramızda kalsın kaydıyla gelişmeler hakkında düşüncelerini aktarmış..

Kılıçdaroğlu diyor ki; ‘İçeride konuşulanları dışarıda anlatırsam Davutoğlu çok zor durumda kalır. Aramızda kalsın dediği için hiçbir konuyu dışarıya taşımadım.’

Konu İçişleri Bakanı’yla ilgili olabilir mi?

CHP lideri hemen istifa etsin demişti ya..

***

Sonuç; 1 Kasım’dan sonra ne olacağı bir yerde, Davutoğlu’nun ‘off the record’ kaydıyla konuşma geleneğini bırakıp bırakmayacağına bağlı..

Canlı bombanın ruh hali!..

En çok merak edilen budur..

Canlı bomba hangi ruh haliyle pimi çeker..

Kimi beyinleri yıkanmıştır yorumu yapar.. Kimi haplıyorlar der..

***

Masum insanların içine gireceksin.. Tanımadığın insanları öldürmek için kendini patlatacaksın..

Bu nasıl ruh halidir?

Adıyaman Dokumacılar Grubu iddianamesine giren bir telefon konuşması her şeyi izah ediyor..

Ankara bombacısı (kardeşi Suruç bombacısı Abdurrahman) ağabeyini arıyor.. Dedikleri..

-Bu belki son görüşmem. Hem Abdurrahman’ın hem benim.

-Valla artık bu dünyayı Allah için bir kenara bırak. Vallahi hepsi yerin dibine batsın. Cennet nimetleri dururken Allah CC‘nin cemalini görmek dururken, niye böyle işlerle uğraşasın?

-Tez elden ver orayı, elinden çıkar, Allah’ın izniyle gel bu tarafa..

-Valla burası kadar güzel bir yer yok. Daha iki kardeş gömdük gittiler ağabeylerinin yanına. Yani bir saat olmadı kendim gömdüm. Allah yolunda paramparça olmuşlardı.

-Valla dua et, belki bugün, belki yarın biz de gideriz. Allah bizi sadıklarından eyledi.

-Dünya hayatı bir yere kadar. Bir yerden sonra zevk vermiyor.

***

Bu ne biliyor musunuz?

İnsanlara dinini öğreteceğiz diye, Kuran öğreteceğiz diye merdiven altı kurslarının..

Merdiven altı toplantılarının..

İktidarların görmezden geldiği din kisveli oluşumların sonucu..

Ankara bombası Dink suikastı gibi..

Hrant Dink suikastının üzerinden sekiz yıl geçti..

Bazı belgeler yeni yeni ortaya çıkıyor..

Sekiz yıl sonra gördük ki; cinayetten herkesin haberi varmış.. Tetikçiyi de, azmettireni de, emri vereni de güvenlik bürokrasi biliyormuş..

Onlarca yazışma yapılmış..

MİT, polis istihbarat, jandarma istihbarat haberdarmış..

Önlem alması gerekenler gerekeni yapmamış..

Bir ülke adına utanç verici..

***

Ankara bombası da Dink cinayeti gibi.. Bombacıların kim olduğu, kimlerle bağlantılı olduğu, eylem hazırlığı içinde olduklarını yine güvenlik bürokrasisi biliyormuş..

Resimlerini basıp afiş hazırlamışlar.. Telefon konuşmalarını dinlemişler.. Dört aydır her yerde arıyorlarmış; canlı bombalar Ankara’ya gelip kendilerini patlatana katar bulamamışlar..

Kendilerini patlatınca bulmuşlar ama!..

Bir ülke için utanç verici..