DİYANET’İN İLK BAŞKANI CHP İL BAŞKANIYDI

Adı: Rıfat Börekçi

1860’ta Ankara’da doğdu.

Müderris Börekçizade Ali Kazım Efendi’nin oğludur.

İlk ve orta öğrenimini, Sıbyan Mektebi ve Ankara Rüştiyesi’nde tamamladı. Bayezid Medresesi Müderrislerinden Atıf Efendi’nin tedrisinde devam ederek ondan müderrislik icazeti aldı.

Memuriyete Ankara-Fazliye Medresesi öğretim üyesi olarak başladı.

23 Ekim 1898’de Ankara İstinaf Mahkemesi üyeliğine atandı.

25 Kasım 1908’de Ankara Müftüsü oldu.

1911’de bir süre Sivrihisar Kaymakamlığı görevini de vekaleten yürüttü.

29 Ekim 1919’da Ankara Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin kurucusu oldu

Kurtuluş Savaşı’ndaki aktif rolü nedeniyle Damat Ferit ve hükümetinin kara listesine girdi..

24 Nisan 1920’de Padişah iradesiyle işten el çektirildi..

Aynı tarihte Ankara’daki halk yönetimi tarafından müftülük görevine devam ettirildi..

Meclis’in ilk milletvekillerinden biri oldu.. Menteşe (Muğla) Milletvekili olarak 23 Nisan 1920’de Meclis’in açılışında hazır bulundu.

5 Eylül 1920’de kabul edilen ‘Nisab-ı Müzakere Kanunu’, memurluk ile milletvekilliğinin bir kişi üzerinde bulunmasını yasakladı.. Ankara Müftülüğü’nü tercih etti..

23 Aralık 1922’de Şer’iye ve Evkaf Vekaleti İfta Heyeti Üyeliği’ne atandı.. (Kısa anlatımla; din işlerinin, vakıfların, eğitim kurumlarının aynı çatıda toplandığı kurum)

31 Mart 1924’te de yeni kurulan Diyanet İşleri Başkanlığı’nın ilk başkanı oldu.

5 Mart 1941’de vefatına kadar bu görevde kaldı..

***

Mehmet Rıfat Börekçi kimdi?

CHP’nin Ankara il başkanıydı..

Devir böyle devirdi..

Diyorlar ki; Valiler CHP il başkanıydı..

Diyanet İşleri Başkanı da CHP’liydi..

Bütün milletvekilleri CHP’liydi.. Bütün bürokratlar CHP’liydi....

Müftüler, imamlar..

Devir öyle devirdi..

Devlette görev yapıp da CHP’li olmayan yoktu ki..

Devir parti devleti devriydi.. Dağılan imparatorluktan yeni bir devlet çıkarma devriydi..

***

Diyorlar ki; o günlerde demokrasi yoktu..

Evet yoktu..

Parti devleti düzeni varsa zaten demokrasi olmaz..

Zaten olduğunu kimse iddia etmiyor.. Çok partili düzene, demokratik hayata 1950 seçimleriyle geçtik...

O günler geride kaldı.. O günler tarih oldu..

Ya yüzde 49 hayır çıkarsa

Deniliyor ki; hayır demek PKK ile, FETÖ ile, DHKP-C ile ortak hareket etmektir..

Deniliyor ki; hayır demek 15 Temmuz darbecilerinin yanında durmaktır..

Deniliyor ki; evet demek terörle mücadeleye destek vermektir..

Deniliyor ki; evet demek 15 Temmuz darbecilerine cevaptır..

***

Bir an için doğru diyelim..

Sandıktan evet çıktığını düşünelim..

Yüzde 49 hayır derse ne olacak?

Bırakın yüzde 49’u, yüzde 40 hayır derse..

Ne bileyim 20 milyon hayır derse..

20 milyon kişi PKK yandaşı, darbe destekçisi, terör sevdalısı, DHKP-C tutkunu mu sayılacak?

***

Peki ya sandıktan hayır çıkarsa!.

Hayırlar eveti geçerse..

Olmaz mı; olur olur!.

Referandum bu; ya evet çıkar ya hayır..

O zaman ne diyeceğiz?

***

Siyasetçiler topa sert girdi.. Yumuşatsalar iyi olur..

Bahçeli’den gözdağı

Bahçeli dedi ki; Anayasa değişikliğinin referandumdan geçmemesi halinde Türkiye karmakarışık olacak, iç ve dış çevreler bu durumu kullanacak..

Yani..

Terör artacak.. Kötü günler, acı dolu günler yaşayacağız..

Türkiye bölünmeye kadar gidecek demek istiyor...

Hayır diyeceklere üstü kapılı göz dağı veriyor!.

***

Sormak lazım..

MHP, hani kararı millete götürmek için evet demişti..

Sormak lazım..

MHP, hani son karar milletindir diyordu..