Darbenin olacağını aylar öncesinden bilen gazeteciyi Fehmi Koru’nun dünkü yazısında öğrendim..

Koru; ‘Yazılar müthiş ben atlamışım galiba herkes atlamış’ demiş..

Valla atlamışız..

Yazılar müthiş..

İnternete daldım o iki yazıyı buldum..

Fuat Uğur, nisan ayında Türkiye gazetesinde iki yazı kaleme almış..

Biri 2 Nisan, öteki 21 Nisan 2016’da..

Darbe girişiminden üç ay önce..

Birincisinin başlığı şu..

Cemaat’in ‘hususileri’ darbe için Ankara’da toplandı..  

Yazının özeti şöyle... 

Cemaat’in derin adamları Ankara’ya gelmiş. Hususiler ordu içindeki Cemaatçi subayları uyandıracakmış.. Çünkü Fethullah Gülen 2016’da mutlaka halife olmak istiyormuş..

Subaylar çok dar kapsamda birbirlerine zimmetliymiş.. En fazla iki üç kişiyi tanıyorlarmış. Hususilerin görevi subaylar arasındaki bağlantıyı sağlamak, zincirin halkalarını bir araya getirmekmiş..

***

Gelelim ikinci yazıya... Başlığı şu: 

Cemaatçi askerlere son uyarı: Tavuk ‘tar’da sayılır..  

Anadolu değimiymiş..  Tar, odun demek.. Tavukların akşam kümese girmeden önce odunun üzerine çıkıp sıralandıkları anda çok daha kolay sayılabildiğini anlatır..

Uğur’un yazısından alıntılarla devam edelim..

***

 7 Şubat’ı, 17-25 Aralık sonuçlarını yaşadılar, yaşamaya devam ediyorlar. Ama durmuyorlar. Nedamet getirmiyor ve ihanete devam ediyorlar.

Fethullah Gülen, devletin FETÖ yapılanmasına yönelik son operasyonlarıyla iyice çileden çıkmış, çılgınlaşmış hâlde.

 Gülen’in evvelden sloganı şuydu: ‘Yaşamak için yaşatmak’ Şimdiki sloganı ise; ‘Yaşatmak için ölün’   

Yani cemaat için, benim için ‘ölün’ talimatı veriyor.

Çünkü TSK içindeki kripto askerler artık darbe macerasına atılmak, kendilerini ateşe atmak istemiyorlar.

 Bu yüzden ‘Sizi deşifre ederiz, hayatınız kayar’ diye tehdit ediliyorlar.

Uyarmak gerekir ki, Devlet onları izliyor. İstihbaratıyla, tüm silahlı kuvvetler hiyerarşisi olarak komuta kademesiyle, hükümetiyle, emniyetiyle, halkıyla, siyasetçisiyle,

STK’larıyla bir bütün olarak devlet ‘suç’ işlemelerini bekliyor. Yani TAR üzerinde hizalanmalarını. Teker teker sayacaklar hepsini.

Oysa önlerinde farklı bir seçenek var. Bu tehditlere pabuç bırakmayarak ve devletine, ülkesine ihanet etmemek. Silahlı kuvvetlerin emir komuta zincirine bağlı kalmak.

Pensilvanya imamlarının ve hususilerinin ‘Sizi deşifre ederiz’ tehdidi karşısında devletle iş birliği yapma yolunu seçmek.

Diğer seçenek ise dediğimiz gibi sonu belirsiz ölümcül maceraya atlamak.

Tekrar cemaatçi kripto askerleri uyarıyorum. Devlet ve komuta kademesi her şeyi biliyor ve suç işlemeye teşebbüs etmenizi bekliyor.

***

15 Temmuz’da neler yaşandığının ipuçları bu yazıda gizli.. Taşları yerli yerine oturtmak istiyorsanız internetten tamamını okuyun derim..

Devlet her şeyi biliyor ve suç işlemeye teşebbüs etmelerini bekliyor saptaması çok önemli..

Darbe günü hala aydınlatılamayan beş saat var ya..

Hâlâ soru işaretleriyle dolu olan!..

Bu saptama ipucu olabilir..

***

Sonuç; FETÖ’cüler 15 Temmuz’da tavuk gibi ‘tar’a çıkmış.. 

‘Tar’da sayılmışlar..

Türkiye’de hukuk adamı olsaydı!

Türkiye’de hukuk adamı olsaydı.. 

Aslı Erdoğan ve Necmiye Alpay için delilsiz 17 yıla kadar hapis cezası istenmezdi..

O iddianameyi mahkeme kabul etmezdi...

***

Türkiye’de hukuk adamı olsaydı..

Cumhuriyet’teki gazeteci arkadaşlar.. Akın Atalay, Murat Sabuncu, Kadri Gürsel, Musa Kart, Turan Güney, Hakan Kara, Güray Öz, Önder Çelik, Mustafa Güngör, Bülent Utku tutuklanmazdı.. 

***

Türkiye’de hukuk adamı olsaydı..

Ahmet Altan, Mehmet Altan cezaevinde olmazdı..

***

Türkiye’de hukuk adamı olsaydı..

Nazlı Ilıcak, Şahin Alpay, Mümtazer Türköne, Ali Bulaç aramızda olurdu...

***

Türkiye’de hukuk adamı olsaydı.. 

Ahmet Turan Alkan romanını demir parmaklıkların arkasında yazmak zorunda kalmazdı..

127 gazeteci hapiste olmazdı.. 

***

Temel sorunumuz bu.. 

Fethullahçı savcıların, hakimlerin ‘yargı terörü’ estirdiği dönemi hatırlayın..

Yazdıkları iddianameleri.. Hakimlerin hukuk dışı kararlarını..

Yargıtay Onursal Başkanı Sami Selçuk utanıyorum demişti.. Böyle iddianame olmaz diye haykırmıştı..

Haklıydı..

Çünkü onlar hukuk adamı değildi.. 

Maalesef benzer bir durumla karşı karşıyayız.. 84 hukuk fakültemiz var.. 

Ama hukuk adamı yetiştiremiyoruz..