HALK, MİLLİ İRADEYİ TERCİH ETMİŞ!..

Başbakan’ın şöyle bir yaklaşımı var; hiç kimse hiçbir güç benim söylediğime, verdiğim karara, yaptıklarıma karşı çıkmamalı..
Niye?
Çünkü ben milli iradeyim..
Sorunlu bir yaklaşım..
Veya memleketteki birçok sorunu bu bakış açısı doğuruyor..
Şöyle düşünüyor..
Milletin çoğunluğu AKP’yi tercih ettiğine göre, o partinin Meclis grubu, o partinin kurduğu hükümet, o hükümetin başbakanı milli iradeyi temsil eder..
Milli iradeye de karşı durulmaz..
Boyun eğilir..
Bu sebeple, Anayasa Mahkemesi’nin aldığı kararlara öfkeleniyor..
Bu sebeple, Cumhurbaşkanı’nın twitter yaklaşımına içerliyor..
Bu sebeple, kendisine yönelik her türlü tepkiyi, protestoyu milli iradeye saldırı sayıyor..
*
23 Nisan nedeniyle Meclis’te yaptığı konuşma bu bakış açısının en somutlaşmış haliydi.. Kelimelere dökülmüş şekliydi..
Milli irade kavramından ne anladığının en net ifadesiydi..
Paralel yapı ve seçim sonuçlarına değindiği bölümde şunları söyledi:
“Milletimiz tıpkı 23 Nisan 1920’de olduğu gibi bu saldırının mahiyetini anladı ve adeta yeniden bir istiklal savaşı mücadelesi verircesine sandığa gitti, bir kez daha demokrasiye, milli iradeye, meclisimize güç verdi. Halkımız tercihini bir kez daha milli iradeden, demokrasiden ve TBMM’den yana koydu.”
*
Başbakan’ın milli irade dediği ne oluyor?
Kendisi, partisi, AKP..
Şu yaklaşımına dikkat çekerim..
Halkımız tercihini bir kez daha milli iradeden yana koydu..
Paradoksal bi durum!..
Soru çok..
İktidar partisi beklediği oyu alamasaydı, seçmen başka partiyi tercih etseydi..
Halk tercihini milli iradeden yana koymamış mı olacaktı?
Halk milli iradeye karşı çıkmış mı olacaktı?
Halk demokrasi istememiş mi olacaktı?
Milli irade demek AKP demek mi?
Halkın tercihi ile milli irade arasındaki fark nedir?
Halk, milli iradeyi tercih etti, milli iradeye güç verdi ne demektir?
*
Baştan söyledim yaklaşım yanlış.. Demokrasilerde hiç kimse, hiçbir parti milli iradeyi temsil etmez.. Edemez..
Sadece oy aldığı kitlenin iradesini temsil eder..

Kuzey Amerika milletvekili

Haberi okuyunca yok artık daha neler dedim..
Artık; Avrupa milletvekilimiz, Afrika milletvekilimiz, Avustralya milletvekilimiz, Güney Amerika milletvekilimiz, Kuzey Amerika milletvekilimiz, Asya milletvekilimiz de olacakmış..
Kanun teklifi verilmiş..
550 olan vekil sayısı 560’a çıkarılacakmış..
10 koltuk dışarıya..
Dış Türklere..
Yurtdışında yaşayan Türkler kendi temsilcilerini Ankara’ya göndereceklermiş..
Güney Amerika temsilcisi yandı..
Adam seçim bölgesine gitmeye kalksa, git git yol bitmez.. Hafta sonu gidip gelemez..
Avustralya da öyle..
Asya farksız değil.. Milletvekili seçilen, Hindistan, Pakistan, Çin, Japonya, Rusya falan derken seçim turuna çıksa altı ayda gelemez..
En iyisi Meclis’teki oturuma telekonferansla katılmaları..
Bir oturuma Somali’den, bir oturuma Libya’dan ..
Kabul edenler, etmeyenler..
Edilmiştir!..
*
Bu teklifi canı gönülden destekliyorum.. Belki bana da Kanarya Adaları milletvekilliği düşer!..

Büyük felaket

ABD Başkanı Obama’nın tutumu değişmedi.. Yine soykırım demedi, ‘büyük felaket’ demekle yetindi..
Ermeni diyasporası tatmin olmadı tabii..
Yalnız bu yılın bir farkı oldu..
Obama’dan önce Başbakan Erdoğan da açıklama yaptı.. O, büyük felaket demedi ama o anlama gelebilecek ifadeler kullandı..
Tehcir gibi gayri insani hadiselerin sergilendiği vurgulandı..
Son derece dikkatli, ustaca kaleme alınmış metindi..
Ermenilerden o dönemde yaşadıkları acıları paylaşmanın insanlık vazifesi olduğu ifade edildi..
Kötü olmadı..
1915’te yaşanalar mukatele de olsa.. Öyle de değerlendirilse.. O insanlar Osmanlı İmparatorluğu’nun vatandaşıydı.. Yüzyıllardır o topraklarda yaşıyorlardı..
99. yılda hatırlanmaları iyi oldu..