İYİ Kİ REKLAM ARASI VERMİŞİZ

Suudi Kralı Abdullah 90 yaşında öldü..
Ankara bir günlük yas ilan etti.. Bayrakları yarıya indirdi..
Niye?
Suudi Arabistan da yas tuttu mu? Onlar da bayraklarını yarıya indirdi mi?
Yooo.. Onlar yas tutmadıysa biz niye tuttuk? Biz Kral Abdullah’ı onlardan daha çok mu seviyoruz?
Takip etmedim, TRT yayınını ağırlaştırdı mı? Şarkılı türkülü yayınları kaldırdı mı? Komik filmleri yayınlamaktan vazgeçti mi?
Kralın ülkesinden çok kralcı olduk mu?.
Efendim onların geleneğinde yas yok..
Öyle mi?
O zaman biz de onların geleneğine saygı gösterip yas ilan etmeseydik.. Taziyeyle yetinseydik.. Bayrağımızı yarıya indirmeseydik..
Bunla da kalmadık.. Kral’a övgü de yağdırdık.. Biliyorsunuz, Kral 10 yıldır resmen, 20 yıldır fiilen Suudi Arabistan’ı yönetiyordu..
Dünyanın en zengin insanlarından biriydi.. Sarayı dillere destandı.. 48 uçakla seyahat ederdi.. 2007 yılında Ankara’ya da taşınır gibi gelmişti.. Eşyalarını otele 118 kargo kamyonu taşımıştı..
*
Kral krallığı zamanında ne yapmış?
Kadınların daha fazla hak sahibi olması için çaba sarf etmiş.. Gerçi kadınların araba kullanması yasak ama avukat olabiliyorlarmış..
Kral sayesindeymiş..
Acaba diyorum bu övgülerin nedeni bonkör olması mı, verdiği pahalı hediyeler mi, 100 milyon dolarlık bağış yapması mı?
Hepsi mi?
*
Kral’ın ölümüyle ülkesi gündeme geldi.. Suudi Arabistan’daki insan haklarına, özgürlüklere, kadın haklarına bakınca iyi ki reklam arası vermişiz diyorum..
İyi ki..
Reklam arasını vermesek o kadın milletvekili bırakın milletvekili olmayı Balıkesir’den arabasına atlayıp Ankara’ya gelemeyecekti!..

Kafama takılan iki mesele

Bugün pazar.. Bugün hafiften gidelim.. Aslında konu derin, çok katmanlı ama biz pazar üslubuyla ele alalım..
Birinci konu şu: İstanbul mega kent, İstanbul 24 saat yaşayan kent, İstanbul şöyle kent, böyle kent deniliyor ya..
Kadıköy’den son vapur gece 11’de.. 11’i bir geçerse iki yaka arası iki ayrı kıta.. Niye 24’e, hatta 01’e kadar değil.. Vapur böyle de metro farklı mı? 24’te kapılar kapanıyor..
01’e kadar çalıştır. Hiç olmazsa cuma, cumartesi çalıştır..
Olmaz!!..
Niyeymiş..
Sarhoşlara mı hizmet edelim mi? Mantık bu..
*
İkinci konu da şu: Televizyonlarda çok güzel yemek programları yayınlanıyor.. NTV’de Vedat Milor, CNN’de Mehmet Yaşin, Turkmax gurme’de Nilay Örnek, Anıl İlker, Cenk Doğar çok güzel programlara imza atıyor..
Lezzet avcılığı yapıyorlar.. Mekânları tanıtıyorlar, nerede ne yenir konusunda fikir veriyorlar..
Buranın döneri güzeldir, şuranın etli ekmeğinin üzerine yoktur, kuru fasulye denilince..
Neresi!..
İşte bunu söylemiyorlar.. Reklama giriyormuş yasakmış..
Bu nasıl yasaktır?
İzliyorsun şahane köfteci, gitmek istiyorsun, adını sanını bilmiyorsun.. Sadece semtini söylüyorlar..
Mesela Kadıköy Altıyol’da Osmanlı mutfağını yaşatan bir lokanta varmış.. Sarması bir başkaymış..
Ara bul!..
Mekân tanıtım programında mekânın adının verilmemesi saçma.. Bunu reklamı falan olmaz..
Yemek sanattır..
Kitap tanıtımında kitabın adı veriliyorsa.. Film tanıtımında filmin adı anons ediliyorsa.. Yemek tanıtımında neden o yemeği sunan lokantanın adı verilmiyor?
Yemek sanatsa verilmeli..