ABD Başkanı Trump el bombasının pimini çekti, Ortadoğu’nun kalbine bıraktı..

Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak kabul ettiklerini ilan etti..

Almanya, Fransa, Avrupa Birliği, Rusya tepki gösterdi .. İyi yaptın diyen olmadı..

Herkes çok gereksiz buldu..

Peki, Trump bu kararı neden aldı?

İki neden söyleniyor..

BİR: Ülkesinde zor durumda, basın bindirdikçe bindiriyor.. Medyada etkili olan Yahudi lobisini arkasına almak istedi..

İKİ: Damadı baskı yaptı.. Etkili oldu..

*

O veya bu, önemli değil; önemli olan sonuçları..

Bu karar kimin ekmeğine yağ sürdü ona bakalım..

BİR: Radikal İslamcı grupların ekmeğine yağ sürdü..

İKİ: İsrail yönetiminin ekmeğine yağ sürdü..

*

İsrail, terörü bahane ederek, Batı Şeria’ya asker yığmaya başladı.. El Fetih-Hamas anlaşması veya uzlaşması dinamitlenmek üzere..

Batı Şeria’daki aylardır süren sakin ortam bir anda bozuldu.. Hamas lideri intifada ilan etti..

Ortalık karıştı.. İsrail fırsat bu fırsat diye orantısız güç kullanmaya başladı..

Derim ki; Trump’ın Kudüs’ü yıllar sonra başkent olarak tanımasının arkasında başka neden var..

Bu bir oyunun ilk hamlesi..

ZARRAB DOSYASI YENİDEN AÇILIR MI?

Yeniden yargılanır mı diyecektim; diyemedim.. Çünkü Zarrab ve ekibi hiç yargılanmadı.. Üç yıl önce savcı kovuşturmaya gerek olmadığına karar verdi, dosyayı kapattı..

Soru şu..

O dosya yeniden açılır mı?

Öyle ya Zarrab’ın itirafla/iftira karışımı ifadesi yeni soru işaretleri doğurdu.. Herkesin kafası karışık..

Kimi Zarrab’ın iddialarının yüzde yüz kabul olduğunu düşünüyor..

Kimi hepsinin uydurma ve düzmece olduğuna inanıyor..

Daha tepeden bakıp, yalanlarla takviye edilmiş gerçekleri yansıtıyor diyenler de var..

Kararı kim verecek?

Yargı..

*

ABD yargısı bu ay içinde bir karar verecek..

O karar önemli..

Ama bizim yargımızın vereceği karar da çok önemli.. Ama önce o dosyanın yeniden açılması gerekir..

*

Gerçi İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı bir soruşturma başlattı, Zarrab’ın ekibinden olduğu söylenen bazı kişiler gözaltına alındı, Zarrab’ın mal varlığına el kondu ama bu casusluk iddiasıyla sınırlı gibi duruyor..

Zarrab’ın casusluğu konusunda hiçbirimizin en küçük bir bilgisi yok..

Hangi belgeyi çaldı, ABD’ye götürdü..

Devletin hangi sırrını deşifre etti, henüz bilmiyoruz.. Çünkü soruşturma gizli..

*

Ama anlaşıldığı kadarıyla bu soruşturma rüşvet iddialarını kapsamıyor..

Zaten savcının böyle bir yetkisi de yokmuş!..

Avukat Hüseyin Aslan bir mail göndererek dikkat çekti..

Diyor ki; “Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 172/2. maddesi ‘Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra yeni delil meydana çıkmadıkça, aynı fiilden dolayı kamu davası açılamaz’ şeklinde iken, 680 sayılı kanun hükmünde kararnameyle yapılan değişiklikle ‘Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturacak yeni delil elde edilmedikçe ve bu hususta sulh ceza hâkimliğince bir karar verilmedikçe, aynı fiilden dolayı kamu davası açılamaz’ halini aldı.”

*

Yani.. Savcıların eli kolu bağlı..

Adalet Bakanı’na sormak isterim..

KHK ile bu değişiklik neden yapıldı?

Hangi amaçla yapıldı?  

Etiketler