KURU FASULYE İLE ŞARAP İÇİLİR Mİ?

Markette gördüm

Markette gördüm.. Buzbağ şaraplarının üzerine etiket takılmış.. Kuru fasulyeyi yeniden keşfedin yazıyor.. Bir de fotoğraf koymuşlar; insanın karnı acıkıyor..
(Esin kaynağı Güneri Cıvaoğlu, fikir babası Ertuğrul Özkök olabilir.. Elimde sağlam delil var, anlatacağım..)
Daha o an, alın size yeni bir tartışma dedim.. Kuru fasulye ile şarap içilir mi, içilmez mi?
*
10 yıl önce benzer bir tartışma yaşanmıştı.. Kültür adamı rahmetli Tuğrul Şavkay balıkla rakı olmaz demişti..
Eski köye yeni âdet getirme, bozma düzeni be arkadaş diye kalem oynatmıştım.. Rakı-balık-salata üçlüsünü elleme..
Onlar Beşiktaş’ın muhteşem forveti Metin-Ali- Feyyaz gibidir demiştim..
Şavkay’ın gerekçesi şuydu..
“Kılıç balığı ve palamut hariç, balığın zarif ve kırılgan bir eti vardır.. Yüksek alkollü ve anason tadının baskın olduğu rakı ile içilmez..”
*
Başkası söylese dinlenmezdi ama gastronomi konusunda saygın bir yere sahip olan Tuğrul söyleyince ortalık birbirine girmişti..
Rakı balık mı?
Balık şarap mı?
Galiba farkı şu.. Birinde başrol rakı, ötekinde balık..
Birinde balık rakıya eşlik ediyor..
Ötekinde şarap balığa..
2000’lerin başında mevzumuz buydu..
*
Buzbağ’ın kuru fasulye hamlesi etkili olur mu? Kuruyla öküzgözü mesela!..
Bilemiyorum..
Bildiğim şu kuru fasulye sıkı bir rakı mezesidir..
*
Durun durun, kuru fasulyeyle şarap birlikteliğinin esin kaynağı Güneri Cıvaoğlu olmasın!..
Güneri Abi’nin efsanevi pastırmalı kuru fasulyesi!..
Olabilir valla.. Nereden mi çıktı?
Geçenlerde MEY içki CEO’su Galip Yorgancıoğlu’nun öncülüğünde Ertuğrul Özkök’ü rakı ile tanıştırma gecesi yapılmıştı..
Tanıştırma için seçilen yer Balıkçı’ydı.. Balık, rakı, salata yani!..
Güneri Abi geceye, toprak güveç çanağında yaptırdığı pastırmalı kuru fasulyesiyle gelmiş..
Duydum ki; herkes parmaklarını yemiş..
*
Esin kaynağı Cıvaoğlu olabilir ama fikir babası kim?
Ertuğrul Özkök olmasın!
Güveçte yapılan kuru fasulyeyi yerken yanına şarap yakışırdı demiş olabilir mi?
Kimseye açıp sormadım ama..
Buzbağ da Mey grubunun olduğuna göre, kuru fasulye ile şarap kampanyasının o geceyle mutlaka bir ilişkisi vardır diyorum..

Gümüşlük’ü imha etme planı
Bodrum’un en güzel balıkçı koyudur, doğa harikasıdır..
En pahalı balıkçısı da vardır, belediye kahvesi de.. Sulu yemekçisi de vardır, ekmek arası köftecisi de.. Caz sevene de hitap eder, türkü düşkününe de..
Yaşlı da keyif alır, genç de..
Yapılaşmaya kurban gitmeyen ender yerlerdendir.. Kenan Evren’in bu memlekete yaptığı en büyük iyiliktir.. (Kimine göre tek iyilik..)
1980’lerde sit alanı ilan edilince dondu kaldı..
*
Bu sebeple yerli yabancı, yolu Bodrum’a düşen Gümüşlük’e uğramadan geçmez.. Aslında geçmezdi demek lazım.. Şimdi git gidebilirsen.. Su getiriyoruz diye geçen yıl yollar delik deşik edildi, gittim gördüm ki öyle bırakılmış..
Yalıkavak’tasın, Gümüşlük on beş dakikalık yol.. Tarladan git daha iyi..
Turgut Reis’tesin Gümüşlük on dakika.. Çukura düşüp arabanın aksını kırmazsan tabii..
Bodrum’dan gelmeye kalkarsan da pek bi farkı yok..
Anlayacağınız Gümüşlük’e çıkan yollar perişan halde..
Bu sebeple imha planı dedim.. İhmal yok, kasıt var!..

Marmaray’ın mimarı Abdülmecit dedemiz âlemci adamdı
İyi adamdı, hoş adamdı...
Türk müziğinden, Batı müziğinden anlayan adamdı.. Gelişmesine katkı sağlayan adamdı.. Tiyatroyu, operayı seven adamdı.. Ressam adamdı..KURU FASULYE İLE ŞARAP İÇİLİR Mİ
Sapına kadar âlemci adamdı..
16 yaşında tahta çıktı, 22 yıl kaldı, 38 yaşında öldü..
Ama hayatı dolu dolu yaşadı..
Şarabı çok sever, cariyeleriyle her gecesini gece ederdi..17 yaşında üç çocuk babası olmuştu..
Dedemiz hızlıydı..
Öldüğünde 42 çocuk görmüş bir padişahtı.. Çocuklarından 25’i babalarından önce vefat etmişti.. Hareminin boyutunu siz düşünün!..
Çok iyi eğitim alan Abdülmecit gündüz devlet işleri gece âlem işleriyle ün salmış bir padişahtı.. Haftada iki gece sarayda saz çaldırtmayı, köçek oynatmayı âdet etmişti.. Sarayda ve haremde saz heyetleri, orkestralar kurdurmuş.. Hareme giderek cariyelerin çeşitli oyunlarına katılmış..
Müziğe düşkünlüğü babası İkinci Mahmut’tan geliyordu.. Rahmetli de eğlenceye, kadınlara düşkündü.. Haremindeki kadınların, ikballerin ve cariyelerin sayısını bilen yoktu..
*
Tahta çıktığı gün “valideciğim, ben haremime bu kadar kadın, ikbal, cariye toplamak zorunda mıyım” diyen Abdülmecit babasının yolundan gitmeyi ihmal etmedi..
*
32 yaşında 10 eşi genç yaşta peş peşe ölünce hayatı anlamsız bulmaya başladı..
‘Bir yanda saltanat, debdebe, saray eğlenceleri, tiyatrolar, oyunlar, dünyanın en güzel kızları, öte yanda genç yaşta peş peşe toprağa verilenler.. Padişah olmuşsun neye yarar, bu kadar acıyı tattıktan sonra’ diye diye genç yaşında göçtü gitti..
*
Marmaray’ı planlayan ilk mimari çizgileri çizen Abdülmecit dedemiz böyle bir padişahtı..
*
(Not: Yukarıdaki bilgilerin tamamını Hıfzı Topuz’un Remzi Kitapevi’nden çıkan Abdülmecit adlı kitabından aldım.. Şahane bir çalışma, hararetle tavsiye ederim..)