MİSYON GAZETECİLİĞİ BU KEZ FENA ÇAKILDI

Haber üretmenin.. Karalama kampanyasının, itibarsızlaştırma yayıncılığının..
İktidar bir vuruyorsa, sen üç vur, başbakan bir söylüyorsa, sen beş söyle; abart abartabildiğin kadar gerekirse pireyi deve yap anlayışının..
Misyon gazeteciliğinin bir örneğini daha gördük..
Ama bu kez dozu aşmış olacaklar ki haber üretmenin sınırlarını zorlamış olacaklar ki.. Ters tepti..
Kafa üstü çakıldılar..
*
Yeni bir durum değil.. Yıllardır sürdürdükleri yayın anlayışları böyle.. Adına misyon gazeteciliği diyorlar..
İlkeleri şöyle: Başbakan veya iktidar bir kişiye veya kuruma kızdı diyelim.. Ertesi gün topluca saldırıyorlar.. Manşetler atıyorlar, köşe yazıları döşüyorlar, televizyonlara çıkıp nutuklar atıyorlar..
Düne kadar sevdikleri..
Düne kadar övdükleri kişi de olsa fark etmiyor.. Yaftalamaktan, itibarsızlaştırma yarışından zerre kadar kaçınmıyorlar..
Tek bir amaç var: İktidara hizmet..
*
Bütün büyük davalarda bunu yaptılar.. Balyoz’da, Ergenekon’da, Poyraz’da, Casusluk’ta, aklınıza gelen bütün davalarda.. Dehşet havası yarattılar..
O davalar bu hale iktidarcı ve cemaat medyasının gazıyla geldi.. O zaman ittifak halindeydiler, yedikleri içtikleri ayrı gitmiyorlardı. . Ortak haberler yapıyor, ortak manşetler atıyorlardı..
Dernek bile kurmuşlardı..
Büyük davalarda yapılan maddi hatalara itiraz edenlere ‘sulandırmayın’ diyorlardı..
Gördük ki; sulandıran kendileriymiş.. Kumpasa çanak tutan, çeşni olan..
*
Gelelim günümüze..
Başbakan’ın hedefinde bu defa paralel yapı dediği, Gülen Cemaati var..
İktidarcı gazeteler, Başbakan’ın yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasını darbe girişimi ilan ettikleri gün yayına başladılar..
Cemaate vuruyorlar da vuruyorlar.. Her taşın altında paralel yapı olduğunu söylüyorlar.. Manşetlerden düşürmüyorlar..
Eğitimde, sağlıkta, adalette, emniyette, ticarette, esnafta örgütlülermiş!..
Doğru mu?
Doğru.. Doğru olduğuna inanıyorum.. Böyle bir ağ var..
İnancın ötesinde dayanışma ve dışlama üzerine..
Sorum şu; bu yapıyı düne kadar bilmiyorlardı.. Sanki bir aralık günü sabahı gözlerini açtılar ve gördüler..
*
Neyse konu başka.. Konu, haber üretmeleri, abarttıkça abartmaları..
Ergenekon’da da yaptılar, Balyoz’da da.. AKP’li olmayan, AKP’ye söz söyleyen herkes ya darbeciydi, ya Ergenekoncu..
Şimdi de paralelci..
Meseleyi büyüttükçe büyütüyorlar ki, devasa ahtapota benzetiyorlar ki, o yapıyla mücadele eden Başbakan kahramanlaşsın..
*
Geçen gün manşet..
Biri kuvvet komutanı 40 general ve amiral paralel yapıdanmış!..
Paşalar derin örgüte hizmet ediyormuş.. O komutanların görev yaptığı yerlerde adli müşavirlik, istihbarat personel gibi kritik yerleri paralelciler ele geçirmiş..
Albay ve altındaki rütbelerde kadrolaşma olanı yüzde 50’ymiş.. Yani iki subaydan biri..
Yani emir-komuta zincirinin dışından emir alıyorlar.. Askerlerden sorumlu imamdan mı?..
Haberin iddiası bu..
Paralel, ordunun yarısını teslim aldı!..
Hal böyleyse, asker karnıyarık gibi ortadan bölünmüşse, çatışma eli kulağındadır demektir..
Silahlar konuşacak demektir..
*
Haber son yılların en önemli haberiydi ama yalanlandı.. Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık, Genelkurmay Başkanlığı mealen ‘hayal mahsulü’ dedi..
‘Hiçbir hukuki, insanı ve vicdani dayanağı yoktur’ denildi..
Sıradan, devlet refleksiyle yapılan bir yalanlama değildi bu..
Misyon medyasına harbi uyarıydı.. Masa başında üretmeyin mesajıydı..
Bu kez fena çakıldılar..
İyi pazarlar!..
(Not: Bakalım manşetten verdikleri haberin arkasında duracaklar mı, susup oturacaklar mı?)