Montaj, dublaj şimdi de şantaj

Şöyle bir anlayışın yerleşmesi isteniyor..
İktidarı eleştirirsen, iktidarın yaptırımlarına karşı çıkarsan, iktidara boyun eğmezsen..
Ya paralelcisin..
Ya da şantaj altındasın..
Yani birileri seni hükümete karşı çıkmaya zorluyordur.. Şantaj yapıyordur..
*
En son Haşim Kılıç vakasında ortaya çıktı.. Anayasa Mahkemesi Başkanı, Başbakan’ı sert sözlerle eleştirdi..
Başbakan’ın tepkisi ne oldu?
‘Yeni bir şey söylüyorum. Anayasa Mahkemesi’ni de dinliyorlar.’
Demek istiyor ki; Haşim Kılıç‘ı tehdit ettikleri için iktidarımızı eleştirdi..
*
Başbakan, kendisine de Cumhurbaşkanı’na da Genelkurmay Başkanı’na da şantaj yapıldığını söyledi..
Cepheyi büyüttü..
Kimlerin nasıl şantaj yaptığı izaha muhtaç bi durum!..
*
Belli, bu politika cumhurbaşkanı seçimine kadar sürecek.. Belki de genel seçime kadar uzanacak..
Protesto eylemine katılan, gösteri, yürüyüş hakkını kullanan herkes ‘hükümeti sokak marifetiyle devirmekle’ suçlanacak..
Her türlü eleştiri şantajcıların baskısı sayılacak..
İnsanlar yıldırılmaya ..
Susturulmaya çalışılacak..
*
Kabul ediyorum.. Çeşitli yöntemlerle binlerce insan dinlenmiş.. Anayasa Mahkemesi Başkanı da dinlenmiş olabilir..
Ama bu, tehdit altında olduğunu göstermez ki..
Sonra.. Ne yapmış ki, telefonda ne söylemiş ki, şantaja maruz kalmış!..
*
Muhalefet partileri bir şey söyledi mi, paralelcilerin baskısı dersek..
Sivil toplum kuruluşları itiraz ettiği zaman, Türkiye’nin önünü kesmek isteyen dış güçlerin piyonu yaftasını vurursak..
İki kelam edene satılmış muamelesi çekersek..
Vatan haini damgası vurursak..
İktidarcı medyaya da alkışlatırsak..
Bizi bekleyen rejimin adı demokrasi olmaz..
*
Sorarım; vatanseverlik iktidara ram olmak mıdır?
Yoksa özürce düşüncelerini dile getirmek midir?
Hangisidir...
Lütfen artık sevmediğimiz her düşünceyi sarf edene linç ayini düzenlemekten vazgeçelim..
Gönüllü taş atıcılar kenara çekilsin..

Güvercin tedirginliği

Haşim Kılıç’ın uzun konuşmasının bence en önemli bölümü otoriterlik uyarısıydı..
‘Demokratik devletlerde tehditle ve korkutularak sorunlar çözülmez’ dedi..
Hukuk güvenliğinin insanların güvercin tedirginde yaşamadığı, korkusuz bir ortamın varlığı olarak da tanımlandığını söyledi..
Buna niye ihtiyaç duydu?
Önceki yıllarda böyle bir cümleyi sarf etme ihtiyacı duymamıştı..
Kılıç mı değişti?
Yoksa, Türkiye’nin rejimi rayından mı çıkmaya başladı?
Hukuk güvenliği kalmadı mı?
Bu sebeple mi insanlar güvercin tedirginliği içinde!..
*
Anayasa Mahkemesi‘ne bireysel başvurular gösteriyor ki, hukuk güvenliği kalmamış..
Ne kamunun..
Ne de yargının adil olduğunu kimse söyleyemiyor..
Adaletin olmadığı bir ülkede insanlar ‘güvercin tedirginliğindedir.’
*
Ve bir ülkede yaşamanın en zor hali ‘güvercin tedirginliğinde’ olmaktır..
Kendini böyle hissetmektir..

Milletvekillerinin yolsuzlukla sınavı

İktidar diretmedi.. Rüşvet aldığı iddia edilen bakanlar için verdikleri soruşturma önergesinin kapsamını genişletti..
Fezlekeler bu hafta görüşülecek..
Bakanların ne söyleyecekleri aşağı yukarı belli.. Çağlayan ile Güler kendini savunmak için kürsüye çıkacakmış..
Montaj diyecekler, dublaj diyecekler.. Hükümetimizi devirme girişimi diyecekler.. Darbe teşebbüsü olduğunu iddia edecekler..
Sonuna kadar gidin, her şeyi araştırın diye ‘kahramanlık’ taslayacakları da muhakkak..
Rüşveti verdiği iddia edilen Zarrab da aynısını yapmadı mı? Cari açığı düşürdüğünü bile iddia etti..
*
Onların ne dediği önemli değil.. Merakım, iktidar sözcülerinin ne diyeceği.. Paralel yapıya mı sığınacaklar.. Paralel yapının oyunu mu diyecekler..
Yoksa..
Paralel maralel, rüşvet rüşvettir mi diyecekler..
*
Ha bu arada..‘Bakara makara’ diyen bakan kürsüye çıkmayacak.. ‘Bu işler makara’ diye Meclis’e de gelmez herhalde..

Sınıra duvar

Suriye sınırına duvar örülüyor.. 30 santimetre kalınlığında 3 metre yüksekliğinde..
Düne kadar yolgeçen hanıydı..
Giren çıkan belli değildi.. Sınır güvenliğini sağlayamadığımız için değil, hükümetin politikası bu olduğu için..
Esad ‘kardeş’ olduğu zaman da böyleydi..
Esad ‘düşman’ olduğu zaman da..
*
Şimdi sormak lazım.. Hükümetin o günkü politikası mı doğruydu, bugünkü mü?
Sınırları ardına kadar açmak mı, duvar çekmek mi?
İktidarın bi cevap vermesi gerekir..