MÜSLÜMAN ZÜLMÜNDEN BATI’NIN MERHAMETİNE!

Aylan bebeğin sahile vuran cansız bedeni hepimizi yerimizden hoplattı..

Vicdanları dağladı..

Batı’yı da şöyle bir salladı..

Çok çarpıcıydı fotoğraf.. Kurşun gibiydi..

Eyy Batı sesleri yükselmeye başladı..

Eyy Batı insanlığından utan..

Eyy Batı aç kapılarını..

Tamam..

Eyy Batı çekelim çekmesine de ‘eyy batı ’ çekerken gerçeği de görelim.. Gerçeği konuşalım..

Mülteci akını deyip geçmeyelim..

Basite indirgemeyelim.. Gözümüzü kapatmayalım..

Gerçek sarsıcı..

Zaman gazetesinden Ali Bulaç’un şu tespiti önemli..

“Esed’den de muhalif örgütlerden de kaçan Suriyeliler dünyanın dört bir yanına çil yavrusu gibi dağılıyorlar. Hepimize Suriyelilerin utancı yeter. Bir zamanlar Hıristiyanlar ‘Latin serpuşu görmektense Osmanlı sarığı görmeyi tercih ederiz‘ derken, şimdi müstaz’af Müslümanlar, rejimden veya örgütlerden kaçarak Batı’nın merhametine sığınıyorlar.” (5 Eylül)

Bulaç yumuşak söylemiş.. Ben daha açık dille ifade edeyim..

Acı gerçek şu..

Müslümanlar, Müslümanların zulmünden Hıristiyan dünyasına sığınarak kurtulmaya çalışıyorlar..

Müslümanlar, Müslümanların şiddetinden kurtulmak için Hıristiyanlardan merhamet diliyor..

Dünyanın gündeminde sadece Suriye yok..

10 gün önce Libya açıklarında 400 mülteciyi taşıyan gemi battı.. 200’ü öldü..

Nisan ayında yine Libya açıklarında gemi alabora oldu 700 mülteci sulara gömüldü..

Kimdi onlar?

Neden kaçıyorlardı?

Neden topraklarını terk edin Batı’ya gitmek istiyorlardı?

Irak’tan, Suriye’den Afganistan’dan milyonlarca insan neden kaçtı?

Kimi Sünni Şii kavgasından kaçtı..

Kimi Taliban’dan kaçtı..

Kimi Esad’ın bombalarından kaçtı..

Kimi IŞİD’ın kafa kesen kılıcından kaçtı..

Kimi zulmeden zalimlerden kaçtı..

Aylan’ın o fotoğrafına bakarken sadece ‘Eyy Batı’ çekmeyelim..

Düşünelim..

Aylan veya aylan gibi yüz binlerce çocuk, yüz binlerce genç, yüz binlerce kadın - erkek neden Batı’ya gitmek istiyor?

Neden?

Seçim değil sandık hükümeti
Anayasa’ya göre bizi seçime götürecek hükümetin kurulduğunu zannetmiştik..
Meğer öyle değilmiş!..
Davutoğlu’nun hesabı kitabı başkaymış..
Kabineyi oluştururken sadece seçimin selametini hesaplamamış.. Oy hesabı yapmış..
Seçim kabinesiyle kime nasıl göz kırpacağını..
Kime ne mesaj vereceğini.. Seçime kadar kimi ön plana çıkaracağını hesaplamış.. Bakanları buna göre belirlemiş..
H
Aniden artan Türkeş sevgisini nedeni de buymuş..
Eski BBP’li Topçu’nun Kültür Bakanı yapılması da.. Topçu da bazı yazarları yanına alıp doğru memleketi Ardahan’a gitmiş..
Seçim çalışmasını başlatmış!.. İki aylık hükümetin bakanı sandığı düşünmese, niçin gazetecileri alıp memleketine götürsün ki..
Oradaki yatırımları niye tanıtsın ki..
*
Türkeş de yarın öbür gün AKP’nin az farklı MHP’ye milletvekili kaptırdığı Samsun’a, Giresun’a, Gümüşhane’ye, Kastamonu’na, Balıkesir’e çıkarma yaparsa şaşırmam..
Dört yıldır tek sütun haberi girmeyen.. Demeçlerine yer verilmeyen Türkeş iktidarcı medyanın birinci sayfasından inmez oldu..
Ne yaptı derseniz?
Bi şey yapmadı; sandık yatırımı..
O polisi bırakmak kime mesaj?
Ethem Sarısülük’ü vuran polis var ya..
Vuran diyorum vurduğu kamera kayıtlarıyla da mahkeme kararıyla da kanıtlandı..
7 yıl 9 ay 10 gün ceza aldı..
O andan itibaren o polis için hayat değişti..
Yargıtay kararı usulden bozdu.. Yeniden yargılansın dedi..
Ankara Valiliği, yeniden yargılamanın başladığı gün sanık polisin duruşmada saldırıya uğrayabileceğini iddia etti..
Bunun üzerine 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nin geçici heyeti..
Buraya dikkatinizi çekerim geçici heyeti dosya başka bir kente gitsin diye Adalet Bakanlığına başvurma kararı alıyor..
İşlemler jet hızıyla bir günde tamamlanıyor.. Aksaray’da yargılanmasına karar veriliyor..
6. Ağır Mahkemesi’nin geçici heyeti yeniden yargılansın diye dosyayı Aksaray’a yollarken polisi de tahliye ediyor..
*
Normal mi?
Soru şu; polisi bırakmak kime mesaj?
Polislere eliniz rahat olsun mesajı mı?
Göstericilere ayağınızı denk alın mesajı mı?
Hangisi..