NEREDEN BAKARSAN BAK; DURUM VAHİM

İstanbul’da acayip işler oluyor.. Bugüne kadar duymadığımız, tanık olmadığımız işler..
Tek kelimeyle; vahim..
Aslında vahim kelimesi bile durumu izah etmeye yetmez..
İki gündür ortalık ikinci yolsuzluk, rüşvet operasyonuyla çalkalanıyordu..
İddialar inanılmazdı..
Savcı, mahkemeden 30 kişi hakkında gözaltı ve arama emri çıkarmış ama polis kılını kıpırdatmamıştı.. Uygulamamıştı..
Gün boyu Savcı-Başsavcı-Şube Müdürleri arasında görüşmeler sürmüştü..
Çekişme, didişme medyaya yansıdı.. Sosyal medyanın baş gündemi oldu.. Sağır sultan bile duydu..
Tabii, o 30 kişi de..
*
Dün savcının elinden dosyanın alınmasıyla cerahat patladı..
Savcı diyor ki; ‘Durumu başsavcıya arz ettim. Mahkemeden karar çıkardım. Emri emniyete gönderdim. Medyaya sızdırıldı. Deliller karartılmaya başlandı. Adli kolluk üzerinden yargıya baskı yapıldı ve mahkeme kararı uygulanmadı.’
Korkunç..
*
Başsavcı da açıklama yaptı; ‘Savcı ile salı konuştuk, çarşamba daha ayrıntılı bilgi verecekti, benden habersiz düğmeye basmış. Soruşturma onun yetkisi alanında değil.’
Eee..
Büyük operasyonu durduran gerekçe bu mu?
Suçluları kaçırtan, delilleri karartan..
Mesele o haklı, bu haklı değil; mesele yargının içler acısı durumudur..
*
Polis, niye emri uygulamadı?. Mahkeme kararını niye dikkate almadı?.
Suç değil mi?
Yoksa; yargı polise mi bağlandı..
İnsanın aklına her şey geliyor.. ‘Çete var’, ‘paralel devlet var’ adı altında yapılan görevden alma operasyonunun altında başka şeyler mi var..
Çünkü, mahkemenin gözaltına alma kararını uygulamayan yeni atanan müdürler..
Kolluk yönetmeliğinin değiştirilmesi.. Soruşturmalardan valinin haberdar edilmesinin şart koşulması.. Yani savcıların valilere bağlanması.. Bundan sonra yapılacak yolsuzluk operasyonlarının önünü kesme amacıyla yapıldı denilmişti..
Dünkü gelişmeler polisteki ekip değişikliğinin de aynı amaca yönelik olduğu şüphesini artırdı..
*
Peki HSYK ne diyor?
BİR: Polis, savcının kararını aynen uygulamak zorunda..
İKİ: Yeni kolluk yönetmeliği anayasaya aykırı..
Savcı-Başsavcı çekişmesini bir kenara koyun.. Polis savcının talimatını neden uygulamadı?
Yeni İstanbul Emniyet Müdürü ne diyor?
İstanbul Valisi ne diyor?
Yeni İçişleri Bakanı ne diyor?
Bundan sonra işler böyle mi yürüyecek? Hukuk devleti sizlere ömür mü?

Bayraktar’a soru

Görevinden istifa ettiğini açıklayan Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar şöyle bir söz sarf etmişti.. ‘Soruşturma dosyasında yer alan yasalara uygun imar planlarının büyük bölümü Başbakan’ın talimatıyla yapıldı.’
*
Radikal gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Eyüp Can dünkü yazısında şu satırları yazdı..
‘Şu an yolsuzluk operasyonunda başını ağrıtan Ali Ağaoğlu’na ait projeyle ilgili ilk haber Radikal’de çıkmıştı.
Haber yapmamızı engellemek için her şeyi yaptı.
Ama biz Radikal’de iki defa manşete taşıdık.’
Bakan’a sorum şu.. Madem imar değişikliği yasaldı neden haber yapılmasını engellemeye çalıştınız?

Muammer Güler’e soru..

Bakan, oğlunun evinde bulunan paraları açıklamaya çalıştı.. Villa satışından gelen para olduğunu söyledi..
Ama Halk Bankası’nın Kapalıçarşı şubesinde buharlaşan paradan söz etmedi..
Mesele şu.. Banka müdürü ve dört çalışan 2011 yılında 11 kişinin 6.2 milyonunu iç etmiş..
10 kişi şikayet etti, bir kişi etmedi.. Şikayet etmeyen kişinin 908 bin lirasına hokus pokus yapılmıştı..
Şikayet etmeyen kişi iddianameye M.G. rumuzuyla girdi..
Sorum şu.. Sayın Muammer Güler, M.G. siz misiniz?
M.G. sizseniz 908 bin liranızın peşine neden düşmediniz?
Neden şikayet etmediniz?

Üretilmiş haberler

Gümbürtüye gitmesin, kayda geçsin..
Polis araştırdı, Diyanet araştırdı, soruşturma savcısı araştırdı hiçbiri Gezi olayları sırasında Dolmabahçe Camii’nde içki içildiğini bulamadı..
Camide içki içilmediği iddianamede bile yer aldı.. Üretilmiş haber olarak medya tarihinin ‘utanç sayfasına’ girdi..
Tıpkı; deri eldivenli üstü çıplak 60-70 kişinin Kabataş’ta türbanlı kadına saldırdıkları haberi gibi..
Tıpkı; ABD Büyükelçisi’nin AB büyükelçilerini toplayıp Halk Bankası’nı kastederek ‘bir imparatorluğun sonu geliyor’ dediği haberi gibi..
Bu yalan haberleri üretenler kim biliyor musunuz?
28 Şubat döneminde yalan haber üretildiğini iddia edenler..