ÖLMEYE YATMAK BAZEN İYİ GELİR..

Eklenme Tarihi04.09.2011 - 2:30-Güncellenme Tarihi03.09.2011 - 23:12

Kadim dostla buluşmak neyse eski bir kitapla da buluşmak oymuş meğerse..
O rafta..
Sen rafın önünde..
Merhabalaşıyorsun!.. Sen onu tanıyorsun, peki o seni tanıyor mu?
Tanıyordur tanıyordur, gençlik yıllarında seni yoğuran, şekillendiren, beyin kıvrımlarına yön veren o değil miydi?
Oydu işte, onlardan biri..
Eline alıyorsun, sayfaları çevirmeye başlıyorsun, otuz yıl önceye gidiveriyorsun..
O satırları hatırlıyorsun, biraz sonra ne diyeceğini de..
*
Bu bayramın en keyifli dakikalarıydı.. ‘Ölmeye Yatmak’ la buluşmak..
‘Bir Düğün Gecesi’ yle selamlaşmak..
İntihar etmeyeceksen içelim bari diye başlayan Adalet Ağaoğlu’nun ölümsüz eserlerinden söz ediyorum..
Bu sözle, gençliğimizde ne çok kadeh devirmiştik..
Solcuyduk, tabii ki; bunalımdaydık.. Memnun değildik, bu toprakların daha iyi olmasını istiyorduk, daha iyi yönetilmesini daha adil olmasını..
Hayallerimiz vardı..
Yoksulun yoksul olarak kalmamasıydı en büyük derdimiz.. Yoksul doğulabilirdi ama yoksul ölünemezdi!
Devlet bir şeyler yapmalıydı.. Müdahale etmeli, paylaştırmalıydı..
*
Bıraksalar, izin verseler ülkeyi öyle bi yönetirdik ki; cennet olurdu.. Ama bırakmıyorlardı, izin vermiyorlardı..
Daha gençsiniz, çocuksunuz diyorlardı; hele bi büyüyün.. 
Onlar tecrübeliydi, onlar biliyordu;  biz büyüyünce onlar gibi olacaktık.. Ne devrim lafı kalacaktı dilimizde ne de herkes eşit olacak söylemi..
Onlar biliyordu;  biz de paranın peşinde koşacaktık..
Koşmayanlarımız..
Ölmeye yatacaktı!.. Geçmişiyle, ülkeyle, ülkenin yönetiminle beyninde hesaplaşarak..
Acı çekerek..
*
Hep söylerim, şanslı olan son kuşağız biz.. 78’liler kuşağı diyelim.. 68’liler gibi romantik değildik, çata pataydı hayatımız.. Silahlar patlar, arkadaşlarımız birer ikişer sonsuzluğu uçardı..
Ama ideallerimiz vardı, verilecek kavgamız, dökülecek kanımız!..
Şimdikiler gibi değildik.. Okurduk.. Sağcısı da okurdu, solcusu da.. Sağcısı da gününü kitap sayfalarıyla kapatırdı, solcusu da.. Belinde silahıyla dolaşan da.. Başka çözüm yolu yok diyen de!..
*
Şimdiki gençler bizim gibi değil.. Sanki; komünizm yıkıldı, sosyalizm öldü, dünya tek merkeze tek gerçeğe teslim oldu.. O halde, okumak zamanı değildir; internette sörf yapma dönemidir  diyorlar..
*
Bu sebepledir ki; lezzetli kitaplar az çıkıyor.. 
Bu sebepledir ki; insanlar daha iyi okullarda okuyor; birden fazla dile hâkim oluyor ama daha eğitimsiz, daha duyarsız oluyor..
Bu sebepledir ki; insanlar ölmeye yatmıyor.. Kendiyle hesaplaşmıyor..
*
Hep daha çoğunu istiyor, daha fazlasını.. Öldükten sonrası bana ne diyor; geleceğe bakmıyor.. Suyu da bu yüzden bitiriyor, doğayı da bu yüzden altüst ediyor..  Çünkü, hayatı sadece çevresinden ibaret sanıyor, sanmak istiyor..
*
Derim ki, kendinize vakit ayırın.. Saat 7.22’den 8.49’ a kadar ölmeye yatan kadının anlattıklarına kulak verin.. Sonra ‘Bir Düğün Gecesi’ne geçin.. Tezel’i dinleyin..
İyi gelir.. Pişman olmazsınız..


Son noktayı twItter koydu


Telefon dinleme, ortamı kaydetme, internette atma solda sıfır kaldı..
Twitter çıktı, ne mertlik kaldı, ne edep, ne terbiye..
Kepazelik diz boyuna vurdu.. Eski defterler, özel hayatlar leblebi çekirdek gibi.. Orta malı, eğlencelik..
Alıyor eline telefonu, döşendikçe döşeniyor.. Tehditlerin biri bin para..
Aslında fena da olmadı, kimin ne mal olduğunu öğrendik..
Adam senle dost.. Kadın senle ahbap.. Meğer değilmiş!..
Senin en önemli anını, en mahrem dakikanı kayda almış.. Yatına gitmişsin çekmiş, evine gitmişsin çekmiş, derdini anlatmışsın kaydetmiş..
Mertliğin öldüğü gün..
O gün zaten galiba bu günmüş; tedavüle sürmüş..   
H
İtalya Başbakanı Silvio Berlusconi geçen gün isyan etmişti.. Kendi ülkesi için, herkes herkesi dinliyor bu ülke yaşanır olmaktan çıktı dedi..
İşin daha da kötüsü var; herkes herkesi twitliyor..
Sır yok artık.. Paylaşma kalmadı..
Peki, bizi nasıl bir yaşam bekliyor?
Ünlüsü, ünsüzü her an kameralar önündeymiş gibi, her an kayıt altındaymış gibi yaşamak mı?
Kendi hapishanemizi kendimiz kurduk..
Adına da twitter dedik..

Etiketler