Özal ‘tek adam’ olmayı denedi!

Özal’ın ‘tek adam’ hayali vardı. Karşısına dikilip hesap soran Erdoğan’dı. Mehmet Tezkan

Geçen haftayı da ‘tek adam’ , ‘otoriter’ yönetim tartışmalarıyla geçirdik..
İktidara çok yakın olan bir gazete hemen yayına başladı; bunlar Turgut Özal için de aynı şeyi söylemişlerdi..
Özal demokrasi şampiyonu muydu?
Hayır..
Değişim şampiyonu denilebilir.. Türkiye’yi değiştiren adam denilebilir.. Çağı yakalatan adam denilebilir ama demokrasi şampiyonu denemez..
* * *
Özal’ın ‘tek adam’ olma hayali vardı.. Bu uğurda iki önemli girişim de yaptı..
Hatta birinde karşısına dikilen, mücadele eden kişi Tayyip Erdoğan’dı..
* * *
Tek adam olmanın birinci yolu, güçlü rakiplerini bertaraf etmektir.. Özal denedi..
Güya siyasi yasakları kaldırmak için referanduma gitti ama meydan meydan dolaşarak halktan yasakların devamı için oy istedi..
Demirel, Ecevit, Türkeş, Erbakan, Baykal yasaklıydı..
Kadroları da..
* * *
Özal’ın sağ kolu Güneş Taner’in üzerinde ‘no’ yazan tişört giyerek kürsüye çıkmasını hatırladınız mı?
Özal ‘tek adamlığını’ referandumla tescil etmeye kalkmıştı.. Halk siyasi yasağı onaylasa önünde hiçbir engel kalmayacaktı..
Türkiye kıl payı kurtuldu..
Yüzde 49.84’e karşı 50.16 ile yasaklar kalktı.. Demokrasinin önü açıldı..
(Yeri gelmişken referandumun ne kadar tehlikeli bir araç olduğunun altını çizmek isterim )
* * *
Türkiye’nin kaderini sadece 70 bin oy değiştirdi..
Soruyorum.. Tersi olsaydı, referandumdan yasak çıksaydı Özal ne olacaktı?
Tek Adam..
* * *
AKP’ye yakın gazete, Özal’a da aynı şeyi söylediler diye yayın yaptı.. Olabilir!
Hafıza kaybı yaşanabilir..
Beni en çok hayrete düşüren Başbakan’ın da bu görüşe katılmasıdır..
* * *
1987 yılındaki referandumda Erdoğan Refah Partisi İstanbul İl Başkanı’ydı.. Liderleri Erbakan ise yasaklıydı..
Erdoğan ‘siyasi yasaklar kalksın’ diye kapı kapı dolaştı..
Özal’ın yasaklar sürsün kampanyasına karşı çıktı.. Peki karşı çıkarken halka ne dedi?
Özal ‘tek adam’ olmak istiyor mu dedi.. Halka siyasi yasaklar sadece ‘otoriter rejimlerde’ olur diye mi seslendi..
Ne dedi?
* * *
Erdoğan o gün Özal için ne demişse, o günün gazeteleri de Özal için benzer şeyler söylediler..
* * *
İkinci girişime de değinelim..
Özal, Cumhurbaşkanı olduktan sonra ‘12 Türk büyüğü’ içinden başbakan seçmedi mi?
Yıldırım Akbulut’u başbakan yaptıktan sonra ülkeyi Çankaya’dan tek başına yönetmeye kalkmadı mı?
Ne çabuk unutuldu..
O zaman Erdoğan ne diyordu?
Özal’ın bu tavrını alkışlıyor muydu, son derece demokratik mi buluyordu ..
Yoksa mücadele mi ediyordu..

Susmayacağız!
Yıl 1993.. Cumhuriyet’te çalışıyorum.. Birinci sayfanın müsteciriyim.. İşi sırtlayana böyle derdik; bu işin müsteciri sensin!
Yazı İşleri’nin kapısından Hikmet Çetinkaya girdi.. İki gözü iki çeşme.. Sadece Uğur Mumcu diyebildi..
Donduk kaldık..
Manşeti atıp gazeteyi baskıya vermek lazım.. Susmayacağız dedim.. Galiba herkes aynı şeyi düşünüyormuş, ben seslendirmiş oldum..
Susmayacağız..
Sustuk mu!
Hayır ama sadece bizim susmamamız işe yarasaydı 15 yıl sonra Hrant Dink öldürülür müydü?
İkisinde de devletin ihmali vardı, ikisinde de devletin hatası, gözünü kapatması!..
17 yıl olmuş..
Türkiye, hâlâ aydınlarına sahip çıkmayan Türkiye mi? Korumayan? Korkan? Düşünceyi hiçe sayan?
Bugün sorulması gereken soru bu!
Kuru kuruya anmak değil..

Karı yenenler..
Bu kez kar bizi değil, biz karı yendik.. İstanbul’u bilen bilir, bir saat kar yağsa hayat felç olur, insanlar perişan olur..
Bu kez olmadı..
Kadir Topbaş’a tebrikler.. Karın başladığı saatlerde neredeyse her kavşakta, her köşe başında belediyenin kar küreme araçları vardı..
Kar, İstanbul’un iki ana damarı TEM ve E-5’i etkilemedi.. Kent felç olmadı..
* * *
Ya ara sokaklar?
Cumartesi akşam saatlerinde eve geldim.. Bizim site biraz sapa yerde.. Siteye inen yolda minnacık bir kepçe, peşinde küçük bir kamyonet.. Ara sokakların kapanmasına, buzlanmasına izin vermiyor..
Beşiktaş Belediye Başkanı İsmail Ünal’a teşekkürler.. Gece boyu en küçük sokakları bile açık tuttu.. Canla başla çalıştı..
(Diğer belediyelerin hakkını yemeyeyim.. Alınmasınlar.. İnanıyorum onlar da aynısını yapmıştır.. Evim Beşiktaş bölgesinde, gördüğümü, şahit olduğumu yazdım)
* * *
Dün TJK’dan at sahibi arkadaşım Yaman Zingal ile konuşuyoruz.. Biz de çok başarılıyız dedi; önlemimizi aldık cumartesi günü o havada bile yarışları iptal etmedik..
Bravo dedim..
Bir tebrik de Jokey Kulübü’ne..

Başbakan Yardımcısı’nın bile haberi olmamış!
Telefon dinleme mevzuu sıradan muhabbetlerin bile baş konusu oldu..
Çoğunluk kuşkulu.. Hele siyasetçiler, yazarlar, işadamları!..
Kuşkulu olanlardan biri de Türkiye Partisi lideri Şener.. Açık açık söyledi; “Başbakan beni dinlettiriyordur” dedi..
İddiasını daha da ileri götürdü; “TİB’in başkanından odacısına kadar tüm çalışanlarını bizzat başbakan seçti” dedi..
Ruhat Mengi’nin Star’da yayınlanan Her Açıdan programında birlikte olduk..
Sordum..
Dedim ki TİB kurulurken (Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı dinleme işinin tek merkezde toplanması için 2006 Temmuz’unda faaliyete geçti) siz Başbakan Yardımcısı’ydınız..
Neden o gün söylemediniz de bugün bu iddiaları ortaya atıyorsunuz..
Yanıtı çok düşündürücüydü..
Şener dedi ki; “TİB’in kurulması bakanlar kurulunda konuşulmadı. Torba yasanın sonuna eklendi, tamamen Başbakan’a bağlandı. 2007 yılının sonlarına doğru yapısından haberim oldu”
Başbakan Yardımcısı’nın bile haberi yok!
Düşündürücü sözcüğü yetersiz kaldı..
Ekledi..
“Başbakan muteber ve mutemet bir adamını başkan yaptı.. O kişi muteber ve mutemet adamlarını Başbakan’ın onayıyla yerleştirdi. Gerisini siz düşünün”
* * *
Başbakan’ın bir cevabı olur herhalde!