REFERANDUM SEÇİM HAVASINA GİRDİ..

Pazar günü neyi oylayacağız?

Rejimi değiştirelim mi, değiştirmeyelim mi?

Başkanlık düzenine geçelim mi, parlamenter sistemde kalalım mı?

***

Meydanlara bakıyorum.. Özellikle iktidar partisinin mitinglerine, sanki pazar günü genel seçim var..

Sanki pazar günü iktidarı belirleyeceğiz..

Niye mi?

Kampanyaların yarısı ızgara, yarısı tava oldu da ondan..

Aslında yarısından fazlası seçim kampanyası gibi geçiyor.. Yarısından azı anayasa referandumu gibi..

Bir yabancıyı getir, bir miting izlet; sor..

Seçim var der..

***

Dün iktidar partisinin İzmir mitingini izlediniz mi?

Yüzde 80’i seçim mitingiydi, yüzde 20’si anayasa referandumu..

İzmir’e yapılanlar anlatıldı..

Hükümet bugüne kadar 42 katrilyon harcamış (Hükümet paradan altı sıfır atalı 11 yıl oldu hala paraya alışamadı, hala eski parayla konuşuyor)

İzmir’e su getirmişler..

30 milyar lira harcayarak İzmir-İstanbul otoyolunu yapıyorlarmış..

İzmir-Ankara arası, hızlı trenle 3.5 saate inecekmiş..

Dünyanın 10 büyük limanını yapacaklarmış..

Karşıyaka’ya 15 bin, Göztepe’ye 15 bin, Alsancak’a 20 bin kişilik stat yapacaklarmış..

Bayraklı’ya şehir hastanesi kuracaklarmış..

***

Yani mitingin büyük bölümü;

Bunu yaptık, şunu yaptık.. Şu kadar yatarım yaptık.. Bu kadar para harcadık..

Şunu yapacağız, bunu yapacağız söylemiyle geçti..

Bunların referandumla ilgisi var mı?

Yok..

Yoksa niye anlatıyorlar!..

Belki de anayasa üzerine konuşa konuşa laf bitti..

Evir çevir aynı sözler..

Belki de siyasetçiler aynı şeyleri konuşmaktan, seçmen de aynı sözleri duymaktan sıkıldı!..

***

Gerçek şu..

Pazar günü referandumun ne kazananı olacak, ne de kaybedeni..

Çünkü pazar günü rejimi oylayacağız..

2.5 yıl sonradan başlayarak, 10 yıl sonra, 30 yıl sonra, 50 yıl sonraki yönetim şeklini belirleyeceğiz..

Evet diyen de hayır diyen de o rejimle yönetilecek..

Kazanırsak hepimiz kazanacağız..

Kaybedersek hepimiz kaybedeceğiz..

Beşiktaş şampiyon

Hani başlık atarlar.. Ne olur ne olmaz diye şampiyon demezler de ‘şampi’ derler..

Şampiyon gibi derler..

Ben iddialıyım; şampiyon diyorum..

***

Yok yok.. Galatasaray, Başakşehir’i yener, veya berabere kalırlar, puan farkı iyice açılır varsayımıyla hareket etmiyorum..

Trabzon maçında şunu gördüm..

BİR: Beşiktaş şampiyon olmayı kafasına koymuş..

İKİ: Beşiktaş Türkiye’nin üzerinde futbol oynuyor..

ÜÇ: Beşiktaş, Real Madrid gibi, Barcelona gibi birbirinin futbol dilini bilen, uyumlu, saat gibi işleyen kadroya sahip..

***

Bir iddiam daha var.. Beşiktaş seneye de şampiyon olur..

Nedenini söyleyeyim..

İskeleti en sağlam takım.. Dikkat edin iskeleti sağlam diye yapılan her takviye uyum sağlıyor..

Yıllardır takımdaymış gibi uyum içinde oynuyor..

Örnek Babel..

Örnek Talisca..

***

Teknik direktör Şenol Güneş haklı olarak temkinli konuşuyor.. Adanaspor ve Başakşehir maçlarından sonra rahatlarız diyor..

Bence..

Adana maçında kutlamalar başlar..

Son maç kendi sahamızda Osmanlı’yla şölenle yapılır..

The Economist tersini yazsaydı

The Economist dergisi Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın zaferinin yakın olduğunu yazdı..

CHP’nin de kendi ayakkabı bağına takılıp düştüğü yorumunu yaptı..

İktidar kanadından ses çıkmadı..

Meydanlara taşımadı..

***

Nasıl taşısın ki!..

Aynı dergi 7 haziran öncesi AKP aleyhine, CHP lehine yayın yapınca..

İktidar kızdı.. Cumhurbaşkanı, size ne, siz kendi ülkenizdeki seçimle ilgilenin diye tepki göstermişti..

Hatta The Economist’in küresel çeteyle uyum içinde olduğu söylendi..

İsrail’den talimat almakla suçlandı..Aleyhte yazınca döv.. Lehte yazınca öv.. Olmazdı..

***

Soruyorum..

The Economist tam tersini yazsaydı.. Hayırcıların zaferi yakın diye yorum yapsaydı, bugün meydanların tek konusu bu olmaz mıydı? İktidar verip veriştirmez miydi?