REFERANDUMU TARTIŞALIM..

Ama ne olur, ‘halka sormadan olur mu, halkın iradesine karşı mısın’ ucuzluğuna kaçmayalım..
Halk dalkavukluğuna prim vermeden, ciddi ciddi konuşalım..
Referandumlar demokratik rejimlerin başvurduğu önemli bir yöntem midir, yoksa tehlikeli bir oyun mudur?
*
Şimdi birileri çıkıp AKP’nin anayasa değişikliği için referanduma gitmekten başka çaresi kalmadı ya.. Bunun için şimdiden yolunu yapıyorlar.. Anayasa değişikliği olmasın diye referandum müessesesini kötülüyorlar diyecekler..
Varsın desinler..
Onlar bir şeyler vehmedecek diye sesimizi kısamayız..
Evet.. Anayasa değişikliği ile referandum ilişkisini ele almak istiyorum.. Referandumların ne kadar demokratik olduğunu sorgulamak istiyorum..
Ne var bunda!
Referandumların ‘halkın iradesi herkes kabul etmeli’ klişesi altında zaman zaman yangından mal kaçırmaya neden olabilecek bir oyun olduğunu düşünüyorum..
Her şey halka sorulmaz diyorum..
Mesela temel hak ve hürriyetler..
Mesela azınlıkların durumu.. Mesela inanç..
Bu ‘mesela’ları uzatmak mümkün.. Anayasa değişikliği de bunlardan biri..
*
Unutmayın.. Yerden yere vurduğumuz.. Ha babam değiştirmeye çalıştığımız, fırsat buldukça değiştirdiğimiz, ucube dediğimiz bu Anayasa’ya halkın yüzde 92’si oy verdi..
Bilerek mi verdi?
Okuyarak mı verdi?
Bilerek, okuyarak verdiyse, bu Anayasa halkın iradesini yansıtıyorsa, el sürülmemesi gerekirdi!..
Sürüldü ama..
*
Önceki gün ‘Özal’ın Tek adam olma hayalini’ anlatırken, 6 Eylül 1987’de yapılan referandumu örnek verdim..
Halka sorduk.. Siyasi yasaklar kalksın mı, kalkmasın mı?
Oy kullananların yüzde 49.84’ü kalkmasın dedi..
Yasaklar sürsün istedi..
Yasak isteyenler yüzde 49.84 değil de yüzde 50.01 olsaydı, ‘ne yapalım, halkın tercihi bu’ mu diyecektik?
Yasaklı ülke olmayı demokrasinin gereği mi sayacaktık?
*
Güncel bir örnek.. İsviçre minare yasağı için referanduma gitti.. Yüzde 57.5 minare yapılmasın çıktı.. 7.5 milyon nüfuslu İsviçre’nin yüzde 6’sı Müslüman..
O yüzde 6 ne yapacak?
*
Mesela referandumla cumhurbaşkanını artık halk seçsin kararı aldık.. Bunu isterken Türkiye’nin nasıl bir sistemle yönetileceğini biliyor muyduk?
Şu anda seçimle gelen güçlü cumhurbaşkanı ile seçimle gelen güçlü başbakanın yan yana ülkeyi nasıl yöneteceklerini bilen var mı?
Anlatacak olan!
Yok..
*
Yarın öbür gün birçok konuda anayasa değişikliği yapılacak.. Büyük ihtimalle referanduma gidilecek..
O zaman gelin şimdiden tartışalım.. Yumurta kapıya gelince değil..

İstanbul hep hafif karlı olsa!
İki gündür trafik şahane.. Oluk gibi akıyor.. Belli, kar korkusuyla binlerce İstanbullu arabasını almadan işine gücüne gitti..
Belediyeler çok iyi çalıştı.. Yollar tertemizdi..
Evimle gazetenin arası aslında 20 dakika.. 45-50 dakikadan aşağıya düşmüyordu.. Her gün trafikle köşe kapmaca oynuyorduk.. O yol açık, bu yol kapalı.. Şurayı deneyelim, buradan kaçalım..
Kar düştü.. Evden çıktım, gazeteye 20 dakikada gittim.. Keşke her gün böyle olsa dedim..
Trafik stresiyle hasta topluma dönen İstanbul’da yaşayanların bu olaydan önemli ders çıkarması gerekiyor..
Demek ki arabasız da işe gidilebiliyormuş.. Sapa yerler değil de en azından merkezler arasında pekâlâ arabasız yolculuk yapılabiliyor..
Araba merakını bıraksak mı?
Benimki hayal.. Kar kalktı, bugünkü trafiğe bakın.. Kesin yine felç!