REJİMİN KADERİ YEDEK VEKİLLİKTE

Eklenme Tarihi25.12.2016 - 22:17-Güncellenme Tarihi25.12.2016 - 22:17

21 maddelik anayasa değişikliği komisyonda görüşülüyor..

Tümü üzerinde görüşmeler bitti, maddelere geçildi..

Her madde için kim ne düşünüyor..

Kim neyi savunuyor..

Kim neden karşı çıkıyor; göreceğiz, bileceğiz, anlayacağız..

***

Kulislere sızan haberlere göre iki değişikliğe itiraz ediyorlarmış..

Biri yedek milletvekilliği..

Öteki milletvekili yaşının 18’e indirilmesi..

***

Anlaşılan o ki, Meclis’in tekliferinin budanmasına, yasamanın yürütmeyi denetleyememesine, rejim değişikliğine, Türkiye’nin tek adam yönetimine geçmesine, HSYK ve Anayasa Mahkemesi üyelerinin bir kişi tarafından belirlenmesine, devletin bir kişi tarafından yeniden dizayn edilmesine fazla bir itiraz yok..

***

Haksızlık etmeyelim bazı milletvekilleri Başbakan’a rahatsızlık duydukları konuları iletmişti ama bir adım atılmadı..

Atılması da beklenmiyor...

Çünkü maçın sonucu başlamadan ilan edildi..

AKP’li tüm vekiller anayasa değişikliğini görmeden imzayı bastıkları an iş bitti..

Mızıkçılık yapacak halleri kalmadı...

***

Zaten o maddelere çok da itiraz yok.. Vekillerin derdi; yedek vekillik ve seçilme yaşının 18’e indirilmesiyle..

Yani koltukla..

Yedek vekilliğin huzurlarını bozacağını düşünüyorlar.. İllerindeki, ilçelerindeki yedekleri nedeniyle Ankara’da rahat oturamayacaklarına inanıyorlar.. 

Bu sebeple rejimden çok, onları yedek vekillik ilgilendiriyor..

İş dönüp dolaşıp yedek vekillikte takılıyor.. İktidarın hükümet kanadı yedek vekillik konusunda taviz verirse gerisi çorap söküğü gibi gelecek..

Diğer maddeler tıkır tıkır geçecek!..

Suriye’yi IŞİD’den temizlemek bize düştü

Başbakan Yardımcısı Veysi Kaynak, El Bab’ın kuşatıldığını açıkladı.. Yakın zamanda IŞİD’den tamamen temizleneceğini söyledi..

Tarihe mal olacak günlerden geçiyoruz..

Beş yıl, on yıl, on beş yıl sonra bu dönemi yazacak olanlar nasıl yorumlayacak merak ediyorum..

El Bab savaşını nasıl anlatacaklar!.

Niye mi bu kadar önemli..

***

Şöyle ki..

Cihatçıların, yabancı savaşçıların Suriye’de boy göstermesine Ankara ilk aylarda ses çıkarmadı..

O günlerin politikası, ‘Esad gitsin gerisine bakarız’dı..

İktidar tutumunu açık açık beyan etti.. Suriye’deki terörist unsurlar sorulduğunda dönemin Başbakan’ı, ‘Halk onları içinde barındırmaz esas mesele Esad’ demişti..

***

Cihatçılar bir araya geldi, alan tuttu, palazlandı, güçlendi, sağa sola saldırmaya başladı.. Kafa kesme haberleri medyaya düşünce dönemin Dışişleri Bakanı onları ‘öfkeli çocuklar’ olarak tanımladı...

Batı’da soru işaretleri uçuşmaya başladı..

***

Aslında kimin kim olduğu belli değildi.. Türkiye’ye rahatlıkla girip çıkıyorlardı ama kim ÖSO’dandı, kim ılımlı muhalifti, kim cihat peşindeydi, kim din devleti kurmak istiyordu belli değildi..

Arap saçı hali vardı..

***

Batı’da Türkiye’nin adı IŞİD destekçisine bu yüzden çıkarıldı.. Bir nedeni de Batı’nın Suriye’de savaşan tüm muhaliflere IŞİD’li gözüyle bakmasıydı..

Aynı kefeye koymasıydı..

***

Ankara uzun süre derdini anlatamadı.. IŞİD’in canlı bombaları Suruç’ta, Ankara’da, İstanbul’da havaalanında, Gaziantep’te katliam yapmasına rağmen..

IŞİD’in canlı bombaları Türkleri hedef almasına rağmen..

Ankara derdini anlatamadı..

Ta ki.. Fırat Kalkanı operasyonuna kadar..

***

Şimdi tüm dünya durmuş Türk askerine bakıyor.. Sahada ABD yok, Rusya yok, İran’ın milisleri yok, Hizbullah yok, Şam yok..

Sahada Türkiye var..

Suriye’yi IŞİD’den temizlemek Türkiye’ye düştü..

Tarihin garip cilvesi diyelim mi?