SENEYE DE ADALET DİYE YÜRÜR MÜYÜZ?

Eklenme Tarihi20.01.2015 - 2:30-Güncellenme Tarihi19.01.2015 - 21:34

Büyük ihtimalle..    Dün öğle saatlerinde (13.30) Taksim’de buluştuk.. Binlerce kişi gelmişti.. Pangaltı’ya, Agos gazetesine kadar yürüdük..
Hayır efendim, sadece Hrant Dink’i anlak için yürümedik.. Mesele Dink’i anmak olsaydı, gazetesinin önünde tören düzenlenir, karanfiller atılır; anılırdı..
Yürüyüşün nedeni adalet arayışıydı..
Adalet özlemiydi..
*
Dink vurulalı sekiz yıl oldu.. Sonuç; sıfıra sıfır elde var sıfır.. Haa tetikçileri yakalandı yakalanmasına ama çatapata ekibi zaten ilk günden biliniyordu..
Sekiz yılda ilk gün bilinenlerin üzerine bi gram konulamadı.. Listeye bir kişi daha dahil edilemedi..
Bu sebeple, yürüdük.. Bu sebeple, haykırdık.. Bu sebeple, biz bitti demeden bu dava bitmez sloganı attık..
*
Dink davası öyle sıradan suikast davası değil.. Çünkü, Dink’in vurulacağını neredeyse herkes biliyormuş.. Polisler, MİT görevlileri, askerler falan..
Vurulacağına dair duyum varmış ama nedense kimse kılını kıpırdatmamış!..
Daha da kötüsü..
Hakkında çeşitli suçlamalar olan kişiler sekiz yıl boyunca görevde kaldı.. Görevde kalsalar iyi, terfi ettirildiler.. Çok daha önemli görevlere getirildiler..
*
Bu isimlere yavaş yavaş dokunulmaya başlandı.. Cinayet günü kritik görevde olan polisler tutuklandı.. Bazılarının ifadesi alındı..
İyi ya devlet eski devlet olmaktan çıkıyor.. Devlet kabuk değiştiriyor.. Devletle derdin varsa masum da olsan suçlu çıkarsın anlayışına son veriliyor denebilir mi?
Denemez.. Sekiz yıl sonra defterlerin açılmaya başlaması iktidar-cemaat kavgası nedeniyle oldu..
İktidar faturayı cemaate kesmek için koruma kalkanını kaldırdı!..
*
Tabii ki bu da iyi.. Bu da hayırlı..
Dilerim; koruma kalkanları bir süre sonra yeniden devreye girmez.. Dilerim; adalet için bu son yürüyüş olur..
Diyeceğim ama!..

Askerin Gezi’ye bakışı

Terörist damgasıyla hapse atılan eski Genelkurmay Başkanı Başbuğ yeni bir kitap yazmış..
Adı; Nasıl Bir Türkiye..
Kritik olayları anlatmış, yorumlamış..
Kitabında Gezi protestolarını da değerlendirmiş..
Demiş ki..
‘Gezi olaylarında şiddete başvurmayı hiç düşünmeden, tamamen samimi olarak tepkisini göstermeye çalışanları saygıyla karşılıyorum. Bu şekilde hareket eden insanlara güvenlik güçlerinin aşırı güç kullanarak ve şiddetle yaklaşmasını ise doğru bulmuyorum.
Umarım yöneticiler bu olaylardan gerekli dersi almışlardır.’
*
Askerin bakışı bu.. Aydın geçinen, demokrat olduğunu iddia eden, liberal takılan bazı iktidarcı yazarların tam tersini düşünüyor...
Asker güvenlik güçlerini suçlarken, onlar gençleri suçlamıştı.. İktidarın gözüne girmek için, iktidara hoş görünmek için Gezi’ye darbe girişimi damgasını vurmuşlardı..
*
Başbuğ’un yorumunu okuyunca, Başbuğ’un demokrat tavrını görünce yüzleri kızarır mı?
Yok canım!..

Söz uçup gitmemeli!..

Eskiden siyasetçi ya denilirdi; bugün öyle söylediğine bakma, ertesi gün başka söyler..
Biliyorsunuz.. Desteksiz atana, laf çevirene ‘siyaset yapma’ diye laf çakılırdı..
Şimdilerde böyle değil.. Bizim kuşak alışık ama gençler af etmiyor; siyasetin ağzından çıkanı kulağının duymasını istiyor..
Siyasetçinin söylediği sözün arkasında durmasını talep ediyor..
Bir iki örnek vereyim..
Mesela.. Meclis’in gündeminde yine çok kapsamlı torba yasa var.. İçinde ne ararsan var cinsten.. Özelleştirmeden evin altından geçecek olan tünele kadar.. Beş benzemez yasası.. Tam torba..
*
Oysa.. Hükümet sözcüsü Arınç, bundan sonra torba yasanın olmayacağını söylemişti..
Başbakan talimat verdi, çok maddeli tasarı yerine sadece o işle ilgili tasarıları getireceğiz demişti..
Söz uçup gitmiş olmalı ki iktidar yine torba yasaya asıldı..
*
Bir örnek dava vereyim..
Başbakan ekim ayının ortasında; ‘Bedelli yok, fakir çocuğunun askerlik yapması zengin çocuğunun bedel ödeyerek askerlik yapmaması olmaz’ demişti..
Bu sözünden bir buçuk ay sonra; partisinin grup toplantısında müjde diye bedelli yasasını açıkladı..
18 bin lirayı veren askere gitmeyecek müjdesini verdi...