SİYASET REFORMU

Öncelik sıralaması yapsak birinci koymamız gereken bu..
Siyaset reformu..
Dün de değindim.. Siyaset reformu yapılmadan ne Kürt açılımı olabilir, ne Alevi açılımı, ne de adam gibi Anayasa değişikliği olur..
Görüyorsunuz işte..
Atılan her adım tıkanıyor..
* * *
Birileri önce yargı reformu diyecektir.. Yola aradan başlayalım..
İyi de ikide bir tekrarlıyorum..
Önümüze getirilecek olan yargı reformu değil ki.. Bize bir faydası olmayacak..
İçi başka, ambalaj başka.. Yargı reformu diye pazarlanıyor!
* * *
Tamam da diyorlar.. Yüksek yargıda kast oluştu.. Mesele, Danıştay ve Yargıtay üyeleri HSYK üyelerini seçiyor, HSYK üyeleri de dönüp Danıştay ve Yargıtay’ın yeni üyelerini seçiyor..
* * *
Güzel söylüyorlar da.. Siyaset aynı durumda değil mi.. Siyasette kast sistemi yok mu?
Genel başkanlar, milletvekillerini, il başkanlarını, ilçe başkanlarını, delegeleri seçiyor onlar da dönüp onu genel başkan olarak seçiyorlar..
Kimse genel başkanın sözünden çıkmıyor..
Çıkamıyor..
Hal böyle olunca milletvekili özgür olamıyor..
Meclis de tabii..
Liderler vesayeti altından çıkamıyor..
* * *
Bizim demokrasimizin adı; liderler demokrasisi değil mi?
Gelin ‘demokratikleşmeye’ buradan başlayalım sesleri yükselince nedense acayip itiraz ediyorlar..
İstemezük..
İstiyorlar istemesine de yüksek sesle telaffuz etmeye çekiniyorlar..
Meselenin özü bu..
Gerisi hikâye..
* * *
Şu sözü çok duyuyorum.. Batı demokrasilerinde meclisler yüksek yargı organlarına üye seçiyor, biz niye seçmeyelim..
Seçelim..
Ama önce TBMM’yi Batı demokrasilerindeki meclislerin seviyesine getirelim..


Diyarbakır basit bir futbol kavgası değil..
Diyarbakır’da yaşananlar basit bir olay değil..
‘Bursa seyircisi bunu yaptı, Diyarbakır seyircisi yanıt verdi’ klişesiyle izah edilemez..
Meseleye ‘Diyarbakırspor’un sahası beş maç kapatılır, kentte bir daha maç oynanmaz, böylece olayların önüne geçilir, olur biter’ kolaycılığıyla yaklaşılamaz..
* * *
Diyarbakır’ın üçte ikisi 25 yaşın altında.. Yarısından fazlası da işsiz güçsüz, umutsuz..
Hayalsiz!..
Her biri saatli bomba gibi kızgın, kırgın, öfkeli..
Her fırsatta öfke kusuyorlar..
* * *
Şu söylenebilir.. Yeni değil ki.. Eskiden de böyleydi..
Doğrudur ama ‘Barış ve Kardeşlik Projesi’ diye tanımlanan süreçte o kadar büyük hatalar yapıldı ki..
AKP’li eski Bakan Başesgioğlu’nun tabiriyle..
Kürt Türke..
Türk Kürde ters bakar hale geldi..
* * *
Önce Bursa’da, şimdi Diyarbakır’da yaşananlar o ters bakışın yansımasıdır..
İstiklal Marşımıza ıslık göz ardı edilecek durum değil..
Yol boyunca Bursalı futbolcuların öldüresiye taşlanması da..
Ciddi..
Üç beş gencin haddini bilmez tutumu denemez..
İktidar; ne yaptım diye, ne yapmak istedim ne oldu diye on kere değil kırk kere düşünmeli..
Kırk kere!..

Bakırköy’ün üniversite kursu..
Maalesef ki üniversiteye girmenin yolu çok uzun zamandan beri dershaneden geçiyor.. Liseden değil!..
Milli Eğitim Bakanlığı zaten çoktan havlu attı..
Gençler okul yerine dershaneye gitsin diye mazeretsiz izni 45 güne çıkardı..
Bu ne demek?
Fırsat eşitsizliğine zımnen onay demek..
* * *
Parası olan dershaneye koşacak..
Olmayan!
Bakırköy Belediye Başkanı Ateş Ünal Erzen çok güzel bir iş yapmış.. Gücü yetmeyene, dershaneye gidemeyene, üniversiteye hazırlık kursu açmış..
Belediyenin işi mi?
Değil ama ne yapsın!.. Türkiye şartları bu..
Parası olmayana hizmet!..
130 öğrenci varmış, bu ay öğrenci kapasitesini 400’e çıkaracaklarmış.. 400 öğrenci 400 aile için büyük fırsat..
Biliyorum, eğitimdeki fırsat eşitsizliğine çare değil ama en azından kuvvetli merhem..