SİYASETÇİ HAYATIN GERÇEĞİNİ BİLMİYOR

Sık sık duyduğumuz sözdür..

Özelikle siyasetçilerin dilinden düşmez.. Birbirlerini suçladıklarında; suçlanan, o meşhur cümleyle savunmaya geçer:

‘Müfteri, iddiasını ispat etmekle mükelleftir.’

Doğru.. Bir kişiyi bir şeyle suçluyorsan; örneğin yolsuzlukla, hırsızlıkla, rüşvet almakla, mafya olmakla, terör örgütüne üyelikle her neyleyse..

İspat etmen lazım..

Delilleri ortaya koyman lazım..

Siyasetçiler sık sık ‘Müfteri, iddiasını ispat etmekle mükelleftir’ demekte haklıdır ama, söz anlamlı ama, söz güzel ama..

Hayatın gerçeğine uymuyor..

Daha doğrusu, Türkiye’nin gerçeğine..

Niye diyeceksiniz..

Savcılar bile iddialarını ispat etmekle kendilerini mükellef görmüyor da ondan..

Savcılar bile iddialarını ispatlamıyor..

İddianamelere bakın.. Mahkemeleri izleyin..

İddia çok, delil yok, belge yok.. Kuru kuruya laf var.. Kim olduğu meçhul gizli tanık var..

Bu süreç Ergenekon davalarıyla başladı.. Yüzlerce kişi delilsiz yargılandı.. Çoğu kişi suçunu bilmeden yıllarca hapis yattı..

(Somut örnek milletvekili Tuncay Özkan. Beş yıldan fazla hapis yattı, suçunu öğrenemedi. Gizli dediler, söylemediler.. Sonunda öğrendi mi bilmiyorum..)

Yüzlerce üniversite öğrencisi de terör örgütü üyesi oldukları iddiasıyla ya hapse atıldı ya okuldan uzaklaştırıldı..

Ortada ciddi tek bir belge yoktu..

Savcılar iddiasını kanıtlamadı.. Kanıtlama gereği duymadı..

Hâkimler kanıtlanmayan iddiaya dayanarak hüküm verdi..

Maalesef durum böyle..

Mahkemelerde iddia sahibi (yani savcı) iddiasını ispatlamakla mükellef olmuyor..

Böyle bir zorunluluk yok..

Alın işte Cumhuriyet gazetesindeki arkadaşlar.. Akın Atalay, Murat Sabuncu, Ahmet Şık, Emre İper..

Bir yılı geçti hapisteler..

Var mı suçlamayı ispat edecek ciddi belge..

Yok..

Mehmet Altan, Ahmet Altan, Şahin Alpay, Nazlı Ilıcak, Mümtazer Türköne, Ali Bulaç darbeci mi?

Darbeci olduklarına dair delil var mı?

Yok..

Demem şu.. Siyasetçilerin sık sık tekrarladığı ‘Müfteri, iddiasını ispat etmekle mükelleftir’ sözü hayatın gerçeğiyle uyuşmuyor..

Yargının kapısından girmiyor..

İddia sahibi iddiasını ispatla mükellef olmuyor..

Suçlusun be arkadaş!

Hapishanedeki durumundan şikâyet eden.. Haksızlığa uğradığını söyleyen.. İftiraya uğradığını iddia eden mektuplar elektronik postama düşüyor..

Veya görülmüştür damgasıyla, mektupla geliyor..

Son zamanlarda en çok şikâyet başlığı şu: ‘Haksız yere işimden oldum’..

Masumum haykırışları yükseliyor..

‘Vallahi billahi darbeyle marbeyle ilgim yok, Fethullahçı değilim’ diyenlerin sayısı o kadar fazla ki..

Ne cevap vereceğimi bilemiyorum..

Şunu söyleyeyim..

Himmet ver, verme.. Bank Asya’ya para yatır, yatırma.. Ablalarla ağabeylerle temasın olsun, olmasın..

Özetle, cemaatle bağın kopmuş bile olsa..

Çalınan sorularla sınavı kazanmışsan.. Eline tutuşturulan cevap kartlarıyla başarılı sayılmışsan..

Bu sayede öğretmen, polis, savcı, hâkim, memur olmuşsan..

Suçlusun be arkadaş..

Başkalarının hakkını yediğin için.. Hırsızlık malını paylaşmak da hırsızlıktır..

O soruları almışsan..

Suçlusun be arkadaş..