Siyasetin 'Gezi'siz günü geçmiyor..

Gezi eylemleri bir vesileyle veya her vesilede gündeme geliyor.. Söz dönüp dolaşıp parka çıkıyor..
Gezi, dün de Uluslararası Af Örgütü’nün raporunda karşımıza çıktı.. Tahmin ettiğiniz gibi polislerin destan yazdığını ilan eden Ankara için hoş bir rapor değil..
Kısaca; barışçıl eylemlere aşırı güçlü müdahale edildiği vurgulandı.. Göstericilere yardım eden doktor, avukat hatta işyeri sahiplerinin tehdit ve tacize maruz kaldığı iddia edildi..
Batı cephesinin Gezi’ye olan ilgisi sürüyor..
İçeride ise kafalar karıştı..
*
Cumhurbaşkanı; ‘gençlerin barışçıl eylemlerini demokratik gelişkinliğimizin bir tezahürü gördüm’ deyince işler değişti..
İlk günden beri ‘hükümeti devirmeye yönelik eylem’ yaftalaması suya düştü..
Cumhurbaşkanı’nın ‘genç kuşakları anlamak için hassasiyet göstermeliyiz’ çıkışı ezberleri bozdu..
*
Ezber neydi?
Terörist çocuklar.. Darbeci gençler.. Arap baharını Taksim’e taşımaya çalışan kendini bilmezler..
(Bu arada Gezi’yle birlikte Arap baharı da tukaka oldu.. Methiye düzenler karalamaya başladı)
Geziciler darbeci gençler olsa Cumhurbaşkanı demokratik gelişmişliğin göstergesi der miydi?
Demezdi!..
*
Bundan sonra Gezi için kim ne yazacak, kim ne çizecek merak ediyorum.. Gezicileri, iktidarın arkasına hizalanmak için serseri gençler, türbanlılara saldıran ahlaksızlar olarak gösterenler ne yazıp, ne çizecek..
Mesela Gezicilere ‘darbe yapmaya kalkışan çiçek çocukları‘ damgasını vurmaya çalışanlar Cumhurbaşkanı’nın sözlerini nasıl yorumlayacak..

Putin’e Nobel Barış Ödülü verilirse!..
Rusya Devlet Başkanı Nobel Barış Ödülü’ne aday..
Suriye konusundaki tutumunu biliyorsunuz.. Esad’a açık destek veriyor..
Kimyasal silah kullandığını dahi kabul etmiyor..
Ankara ile arası fena halde açık.. Başbakan, Rusya ve Çin yüzünden BM’nin Şam’a müdahale edemediğini, bu yüzden 130 bin insanın öldüğünü söylüyor..
Dün dahil her konuşmasında BM’nin yapısını sorguluyor..
Rusya ve Çin’i suçluyor..
Sloganı şu; dünya beşten büyüktür..
*
Güvenlik Konseyi’nin müdahalesini engelleyen Putin’e Nobel Barış Ödülü verilir mi?
Verilirse ne olur?
Ankara’dan ikinci ‘ey Nobel’ sesi yükselir..

Söylenen başka yapılan başka
Problemli durumlardan biri de dille icraatların zaman zaman çekişmesi..
Her zaman olmasa bile siyasal iktidarın çok ilerici, çok kapsayıcı dil kullandığı da oluyor..
Oluyor ama bu sefer de söyledikleriyle yaptıkları birbirini tutmuyor..
Bu hali Zaman Gazetesi Yazarı İhsan Dağı çok iyi özetlemiş.. Raporu ele aldığı yazısının sonunda bakın ne diyor?
*
“Pakette başka olumlu adımlar da var. Bir de itiraz edilecek önermeler, tespitler... Örneğin; ‘artık Türkiye’de, kimlik dayatan... bir devlet yoktur’ diyorsanız ‘muhafazakâr devlet refleksi’yle ve devlet eliyle şöyle veya böyle bir nesil yaratmayı kafanızdan çıkaracaksınız.
‘Makbul vatandaşı tanımlayan bir devlet yok’ diyorsanız, onların bir kısmına ‘başka devlet isteyenler çeksin gitsin,’ ağaçları kesmeyin diye direnenlere ‘gitsinler ormanda yaşasınlar’ demeyeceksiniz.
‘İnsanı yaşat ki, devlet yaşasın...’ diyorsanız sokakta polis şiddetiyle öldürülen gençlere de şefkat gösterecek, Hrant Dink cinayetini devlet marifetiyle karartmaya çalışanları durduracaksınız. ‘Bizim için herkes değerli’ diyorsanız, sizi eleştirenlere hain, iç düşman muamelesi yapmayacaksınız, onları fişlemeyeceksiniz.
Demokrasi varsa biz de doğruya doğru, eğriye eğri diyeceğiz.” (1 Ekim-Zaman)