TÖKEZLİYOR MUYUZ? BATI’NIN OYUNU MU?

Bir anda ekonomiyi konuşmaya başladık.. Aslında bir süredir piyasalar konuşuyordu ama siyaset konuş-muyordu..
Siyaset başkanlık rejimine konsantre olmuştu..
Esnaf durgunluktan şikâyetçiydi, çalışan yaşamın giderek pahalılaşmasından..
Ekonomistler verilere bakıyordu, alarm vermeseler bile, dikkat çekiyorlardı..
***
İktidarın önceki gün ilk kez kriz sözcüğünü telaffuz etmesiyle gündemin ilk sırasına fırladı..
Ve anında propaganda makinesi devreye girdi..
Kulaktan kulağa yaydıkları söylem şu..
15 Temmuz darbe girişimiyle başarıya ulaşamayan Amerika ve Avrupa bunu ekonomik olarak yapmak istiyor..
Doları suni olarak yukarı çekerek Ankara’yı sıkıştırıyorlarmış..
Resmen komplo teorisi!.
***
Peki inanan var mıdır?
Anket yapılsa; yüzde 50 çıkar..
Dün Aksaray’da besiciler ABD’yi protesto için dolar yaktı..
‘Pazarımızda dolar ve euro geçersizdir’ diye pankart açtılar..
Birileri ‘Dolar çıkarsa Washington düşünsün, bize ne’ dedi ya aynı kafa!...
Sen istediğin kadar dolar yak..
Yem ithal; dolarla..
Saman ithal; dolarla..
***
Bu söylemin peşine takılanlar yekpare değil.. Temel de aynı düşünüyorlar ama uygulamada anlaşamıyorlar..
Kimi; dolarları bozduralım, liraya geçelim, doları aşağı çekerek dersini verelim diyor..
Öteki; ‘Dolarları bozdurursak yabancılar ucuza alır, kaçar, aman dikkat’ diye uyarıyor..
***
Gelelim işin gerçeğine..
Ne oldu da böyle oldu?
Ekonomi krizde değil ama ayak sesleri neden duyulmaya başladı..
Dünyanın en önemli 10 ekonomistinden biri olan Acemoğlu’na göre..
‘Yüksek kaliteli büyümeden düşük kaliteli büyümeye geçtik. Büyüme yüzde 3. Verimlilik büyümesi negatif. İşsizlik yüzde 11. Büyüme tüketimden geliyor, tüketim de krediyle dönüyor. Çok az vaktimiz kaldı, bina daha çökmedi ama çökebilir.’
***
Peki, niye bu duruma düştük?
2013 yılına gidelim.. Hükümet Sözcüsü Kurtulmuş o tarihte AKP’nin ekonomiden sorumlu başbakan yardımcısıydı.. Bir grup gazeteciyle Van’a giderken şöyle dedi..
‘Makro ekonomik istikrar sağlandı, şimdi mikro reformları yapmaya sıra geldi. 2015 yılına doğru ekonomi makas değiştirmekte, sıcak para ve iç tüketim yerine üretim ve ihracatla büyümeye yönelmekte. Sadece inşaat veya tek sektörle de kalkınma olmaz.’
***
Ekonomi makas değiştirebildi mi?
Hayır..
O halde..
Meydanlarda yakmakla, doların ateşi sönmez..

AİHM kapısından yine döndük..

Lafa gelince liyakat diyorlar da başka bir şey demiyorlar..
Hele FETÖ’cü alçakların ülkeyi nasıl ele geçirmeye çalıştıkları belgeleriyle ortaya çıktıktan sonra..
Bir dönem..
Liyakatin yerine cemaate sadakati..
Kifayetin yerine biat etmeyi..
Yararlılık yerine Fethullahçılığı dikkate aldıklarını gördükten sonra..
Liyakatin önemi daha da attı..
***
Gelelim meseleye..
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ndeki üyemizin görev süresi 2017’de doluyor..
Prosedür şu.. Ankara üç aday bildiriyor, Türkiye’nin de yer aldığı Avrupa Konseyi Parlamenter Meclis’i bir kişiyi seçiyor..
Ama oylamadan önce danışma komisyonu adayların durumunu inceliyor..
Yeterli mi değil mi diye bakıyor..

Rejimin adı konuluyor

Başbakan’la MHP Genel Başkanı bugün buluşuyor..
Rejimi konuşacaklar..
Masadan ya el sıkışarak çıkacaklar ya buraya kadar diyerek..
Kritik maddeler var..
Pürüz dedikleri..
En önemlisi Cumhurbaşkanı’nın aynı zamanda partisinin genel başkanı olup olmaması..
İktidar ısrarlı; Devlet Bey evet diyecek mi demeyecek mi?
Hep yazıyorum; derse başka rejim olur, demezse başka..
***
Diyelim ki kabul edildi..
Cumhurbaşkanı olacak kişiyi mesela CCC Partisi Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı diye mi anacağız..
Yoksa Cumhurbaşkanı ve CCC Partisi Genel Başkanı diye mi?
İkisinde de..
CCC Partisi’nden olmayanlar ne olacak?
AAA, BBB, DDD partisinden olanlar..
Yani liyakate..
***
Ankara’nın önerdiği üç aday da ‘Bir daha gözden geçirin’ notuyla geri çevrildi..
2007 yılında da aynısı olmuştu..
Ankara’nın gönderdiği liste kabul edilmeyince liste değiştirilmişti..
O zaman Fethullahçılar vardı..
O zaman Fethullahçıların tezgâhı, kumpası, her yere adam yerleştirme operasyonları vardı..
O zaman liyakat kriteri yoktu..
Şimdi?