TÜRKİYE’DE NELER OLUYOR?

Kozmik odadaki aramayı kastetmiyorum.. Türkiye’nin tümüne bakıldığında her alanda acayip sıkıntıların, çekişmelerin, çatışmaların yaşandığını görüyorum..
Küçük bir örnek..
Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu 8 aydır Yargıtay’a üye seçemiyor..
Niye?
Bakan ile diğer üyeler anlaşamıyormuş! İki taraf da kendine yakın kişileri seçmek istiyormuş! Seçim kilitlenmiş!
Hal böyleyken ‘Ankara’da çekişme yok, uyum var’ sözü bir anlam ifade eder mi?
*
Galiba, İçişleri Bakanlığı’nda da acayip bir çekişme yaşanıyor.. Emniyet Teşkilatı’nda da.. Önder Aytaç’ın Taraf’ta dün çıkan yazısını okudum..
Şifreli yazmış, sadece işin içinde olanlar anlasın diye..
Anladığım kadarıyla, Bakan ile ‘Hacı Müdür’ dediği kişinin işbirliği söz konusu.. Onların tercih ettiği kadrolara mı kızıyor, yoksa yetersiz kalışlarına mı vurgu yapıyor, yazı bilmece gibi..
Yazdıkları doğruysa, orada da akıl sır ermeyen işler oluyor..
Doğruysa dedim.. Çünkü neredeyse bütün yazı soru soruyor..
EMASYA planı varmış, bu plan çerçevesinde birtakım örgütlenmeler ve tatbikatlar yapılıyormuş!..
*
Bir şeyler var ama anlamak zor.. Herhalde Bakan’ın iki satırlık yanıtı olur..
Neyse konu bu değil..
Türkiye’nin genel manzarası..
*
Açılım olayından sonra proje çerçevesinde millet birbiriyle kucaklaşacağına, birbirinin boğazını sıkmaya başladı..
Münferit falan deniliyor ama linç girişimine varan kavgalar giderek yayılıyor..
Belli, insanlar çok gergin..
En küçük bir kıvılcım ortalığı alevlendiriyor..
*
Peki durumu nasıl adlandıracağız?
İktidara yakın duranların ortak söylemi şu..
Değişimin sancıları.. Demokrasiye geçişin tatlı ıstırapları.. Değişime ayak uyduramayanların direnişi..
Türkiye’yi böyle okuyorlar..
Yani gidiş olumlu, iyi, mükemmel..
*
Tam tersini de düşünenler var.. Nuray Mert dünkü Vatan’daki röportajında bakın ne demiş..
“Vallahi şimdiki iyi gidiş diye takdim edile şey, zaten hali hazırda bir tür sivil otoriter tek parti iktidarına doğru gidiş. Yani demokratikleşiyoruz diye başladığımız değişimde gelinen noktada böyle büyük bir savruluş yaşanıyor”
*
Ben de Nuray Mert gibi düşünenlerdenim.. Uzun süredir de anlatmaya çalışıyorum.. İktidarın nihai hedefinin tam anlamıyla ‘tek adam yönetimi’ olduğunu düşünüyorum..
Önümüzdeki seçimi kazanırlarsa!
Sancılı sürecin nedeni bu..

Enflasyon kolesterol gibi!
Hayatım onunla geçti ama hâlâ anlayamadım derler ya..
Türk milleti için enflasyon aynen böyle.. Yıllarca onunla yattık, onunla kalktık, hâlâ birbirimizi anlayamadık..
Eskiden yüzde 70’lerdeydi..
Kutlamak lazım, hakkını teslim etmek lazım, AKP iktidarı yüzde 10’un altına indirdi..
Dünya kriziyle birlikte enflasyon indikçe indi.. Yüzde 5’ler seviyesine oturacakmış gibi yaptı..
*
İşte o an..
Hem sevindik hem üzüldük..
Sevindik, biz de medeni ülkeler gibi makul seviyedeki enflasyonla yaşamaya başlayacaktık..
Üzüldük, aylık enflasyon eksilerdeydi ama piyasada da yaprak kımıldamıyordu..
Kasım, aralık... Enflasyon hafiften başkaldırdı. TÜFE, yılı yüzde 6.5’lik artışla kapattı..
Yine aldı bizi bir dert..
Bu sonuç iyi mi kötü mü? Karar veremedik.. Enflasyonun kıpırdaması piyasalardaki hareketliliğin işaretiydi..
O zaman iyi..
Hafif bir esintiyle bu canavar baş kaldırırsa işler tam açılınca ne olur?
O zaman kötü..
*
Karar veremedim.. Çakılı kalması mı iyi?..
Hafiften yukarıya göz kırpması mı?..
*
Galiba enflasyon kolesterol gibi.. Azı hücreleri beslemiyor, çoğu damarı tıkıyor.. Öldürüyor!