TÜRKİYE’YE TUZAK KURAN ÜST AKIL!

Üst akıl konu-sunda tam karara varıyorduk ki..
Tam işaret parmağımızı uzatarak işte o diyecektik ki..
İşi tam çözüyorduk ki..
İpin ucunu yine kaçırdık..
Almanya parlamentosunun soykırım kararı kafaları karıştırdı..
Cumhurbaşkanı ‘Almanya’ya talimat verildi, üst aklın işi’ dedi, kestirip attı..
Aldı bizi bi düşünce..
Alman parlamentosuna talimat veren üst akıl kim?
Soykırım kararı talimatla mı alındı?
***
Ama durun bi dakika..
O günlerde adı tam konulmamıştı ama üst akıl Almanya’ydı..
Gezi olaylarını tezgâhlayan Almanlardı!.
Gezi’yi onlar yönetmişti!.
Manşetlere taşınan iddia buydu!.
***
Demek ki; üst aklın üstünde de bir üst akıl varmış!
Soykırım oylamasında ortaya çıktı!..
Üst aklın üstünde de üst akıl varsa; Almanya’nın üstündeki üst akıl ABD mi?
***
(Burada bir parantez açalım.. Bilgi notunu araya sıkıştıralım..
Biliyorsunuz, üst akıl kavramı hayatımıza Kobani kriziyle girdi.. Ankara’nın terörist ilan ettiği PYD’ye ABD silah yardımı yapınca Ankara çok kızdı..
Cumhurbaşkanı; ‘Oyun içinde oyun var. PYD’nin mantalitesinin bu kadar güçlü olduğunu düşünmüyorum. Muhtemelen daha üst bir akıl var’ dedi.. Üst akıl tedavüle böyle girdi..)
***
Kimine göre; üst akıl ABD’ydi.. .
Kimine göre, Paralel Yapı..
Paralel yapı PKK’nın, PYD’nin akıl hocasıydı!. 6-8 Ekim kalkışmasını paralelciler teşvik etmişti!.
Rus uçağını düşürünce durum değişti.. Uçağın düşmesiyle Ankara Suriye’de taca çıktı..
Tabii ki Rus uçağının düşüşü de üst akla bağlandı..
Çünkü Türkiye üzerine oynanan oyundu.. Tezgâhtı..
Tezgâhı yapan Rusya mıydı? Paralel yapı mı?
O günden sonra Suriye de at koşturan Rusya da üst akıl aday listesine adını yazdırdı..
***
Üst akıl her derde deva olunca siyasetten ekonomiye kadar her alanda kullanılmaya başlandı..
Türkiye’nin hoşuna gitmeyen her şey ‘üst akıl’dan bilindi..
Türkiye’ye sürekli tuzak kurduğuna inanıldı..
***
O üst aklı bi bulsak, bi yakalasak!..

Binali Bey de bağırmaya başladı

Binali Bey eline ilk defa mikrofonu almıyor..
2002’den beri siyasetin içinde..
Uzun süre bakanlık koltuğunda oturdu.. Yüzlerce toplantıya katıldı, yüzlerce konuşma yaptı..
Başbakan olunca hitabet gücü mercek altına alındı..
Doğal..
Davutoğlu’nun da başına aynı şey gelmişti.. Kimse Dışişleri Bakanlığı sırasındaki hitabetini ölçü tahtasına yatırmamıştı..
***
Bir de mukayese edenler oldu.. Binali Bey şöyle, Ahmet Hoca böyleydi gibilerinden..
Bir zamanlar Ahmet Hoca’yı alkışlayanlar şu günlerde Binali Bey’i alkışlıyorlar ya, neyse!..
Ahmet Hoca; uzun, ağdalı ifadelerle meramını anlatıyormuş..
Binali Bey; kısa, net konuşuyormuş..
Nutuk atar gibi değil, sohbet eder gibi anlatıyormuş..
***
Ahmet Hoca da bakanlık yaparken aynıydı.. Uzun konuşurdu ama sohbet eder gibi konuşurdu..
Başbakan olunca selefini taklit etmeye başladı..
Birileri ‘Hocam bağır çağır, kafa tut, siyaset böyle yapılır’ demiş olacak ki; bağırmaya başladı..
Bağırdıkça kendi gibi olmadı!..
***
Binali Bey selefinin selefini taklit etmiyor ama birileri ona da başbakanlar bağırır demiş olmalı ki..
Cumartesi günü otobüsün üzerinde bir bağırdı ki sormayın..
Binali Bey gibi değildi..