TV’DEKİ HOCALARA BİR SORUM VAR

Hemen hemen her kanalda iftar ve sahur programı var..

Ünlü hocalar kanalları bölüşmüş..

Dini bilgiler veriyorlar, menkıbeler anlatıyorlar, izleyenlerden gelen sorulara yanıt veriyorlar..

Sorular kısmı bir hayli problemli..

Buram buram bilgisizlik kokuyor..

Cahillik haykırıyor...

Belli ki; İslam’ı okuyarak değil, orada burada söylenenleri duyarak öğrenmişler..

Veya öğrendiklerini zannetmişler..

Bir örnek vereyim gerisini siz düşünün..

Soru şu; İftarda ciğer yersem orucum sakatlanır mı?

***

Din cinayeti ayrı bir konu.. Ama Diyanet’in üzerinde durması, düşünmesi, çözüm bulması gereken konu..

Şu kadarını söyleyeyim..

Acı gerçek şu..

Büyük çoğunluk kendini dindar olarak ifade ediyor ama dinini bilmiyor..

Nedeni belli..

Kutsal olanı karıştırmışız..

Kutsal olanın Kur’an olduğunu unutup Arapça’yı kutsal hale getirmişiz..

Soru şu..

Kur’an’ı anlamak mı önemli, Arapça okumak mı?

Anlamak değil mi?

Ama Arapça okumayı tercih ediyoruz!.

Neyse konumuz bu değil..

***

Televizyondaki hocalara benim de bir sorum var..

Yanıt verirler mi bilmiyorum..

Şöyle ki..

Allah bu dünyayı bizler için özene bezene yarattı.. Doğayı korumamız, doğadan yararlanmamız gerekir..

Bir sahil şeridi düşünün.. Ağaçlık, yeşillik alan denizle kucaklaşıyor.. Bir gün birileri geliyor.. O yeşili tahrip ederek duvar gibi binalar dikiyor..

20-30 katlı.. Kimi beton kimi cam.. Oteller, rezidanslar.. Sıra sıra.. Denize sıfır..

İnsanların denizle olan temasını kesiyor..

Allah’ın yarattığı o güzellik yok olup gidiyor..

Sorum şu; insanları bu güzellikten mahrum etmek günah mıdır, değil midir?

Örnek ver derseniz.. Çok!.

OHAL de 10 yıl sürmez herhalde

Ankara Belediye Başkanı Gökçek; ‘FETÖ olayının Türkiye’de tamamen bitmesi bir 10 senemizi alır’ demiş..

Sözlerini okuyunca eyvah dedim..

Çünkü iktidar OHAL ne zaman kalkacak sorusuna, ‘Ortalık sakinleşince, tamamen huzur gelince’ yanıtını veriyor..

FETÖ 10 yıl sıcaklığını koruyacaksa..

FETÖ tehlikesi 10 yıl sürecekse..

OHAL de bir 10 yıl kalacak demektir..

***

Bu arada.. 10 yıllık sürede Fethullahçılara yok pahasına verilen arsaların, binaların da geri alınması var mı?

Sekreter var.. Sekreter var..

Haber şu.. Pamukkale Üniversitesi Rektörü imam hatipte öğretmenlik yapan eşini üniversite bünyesindeki İslam Enstitüsü’ne ‘sekreter’ olarak atadı..

Kilit kelime sekreter!..

Sekreter sözcüğüne takılan çoğu kişi normal karşıladı, tuhaflık bulmadı..

‘Öğretmenmiş sekreter olmuş ne var bunda’ dediler üstünde durmadılar.

***

Durum öyle değil..

Öğretmen hanım attan inip eşeğe binmiyor.. Yani telefona bakan, randevuları takip eten sekreter olmuyor..

İslam Enstitüsü’nü bi fiil yönetecek sekreter oluyor..

Enstitüyü o çekip çevirecek..

Bi örnek vermek gerekirse MGK Genel Sekreteri gibi..

***

Rektörün eşi üniversite mezunu değil.. İki yıllık ön lisans mezunu..

Halen Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde okuyor..

Öğrenci daha..

Yani liyakat problemli!.

***

Yeri gelmişken hatırlatmak isterim..

MİT, 15 Temmuz darbe raporunda FETÖ türü yapılanmaların bir daha olmaması için ne önermişti?

“Kamu kurumlarına personel seçme ve yerleştirme aşamalarında liyakat esaslarına riayet edilmesine özen gösterilmelidir.”