VEDA..

Oğlumu ilk kez hıçkıra hıçkıra ağlarken gördüm, katıla katıla ağlarken..O an VEDA'nın çıkış anıydı Mehmet Tezkan

Oğlumu ilk kez hıçkıra hıçkıra ağlarken gördüm, katıla katıla ağlarken..
*
Cuma akşamı evdeyim.. Bir gece önce sabahın ilk ışıklarına kadar çalışmıştım; haliyle yorgunum.. Hani derler ya, yerimden kalkacak halim yok..
Aynen öyle..
13 yaşındaki oğlum Ali, ‘baba’ dedi; ‘hadi kalk, ‘Veda’ ya gidelim..’
Daha ilk gecesi dedim, gideriz..
‘Merak ediyorum, hem önce görmenin havası var. Bakalım ‘Mustafa’ gibi mi’ diye ısrar etti..
Can Dündar’ın ‘Mustafa’sı belgeseldi dedim..
Zülfü Livaneli’nin ‘Veda’sı film..
* * *
İşte hıçkıra hıçkıra ağladığı an ‘Veda’dan çıkış anıdır.. Film bitti, ışıklar yandı, asansöre atladık, beş kat aşağıya indik, otoparka gittik, arabaya bindik..
O ana kadar hiç konuşmadı.. Zaten asansör kalabalıktı, birbirimize nasıl buldun diye soramadık..
Arabaya bindik, katıla katıla ağlamaya başladı.. Bir süre sonra, ‘dur kendine gel, kendini hasta edeceksin’ falan dedik..
‘Kendimi tutamıyorum ki’ dedi..
Anladım ki Veda’nın veda sahnesi çok etkilemiş..
Veda’nın vedası çarpmış.
* * *
Eve geldik.. Artık, ‘beğendin mi’ diye sorulmaz.. Gözyaşları her şeyi anlattı.. Veda’nın üzerine konuşmak ister diye konuyu açtım.. ‘İyi miydi’ dedim..
Tek cümleyle yanıt verdi..
‘Kısa yapmış!..’
* * *
Anladım ki Veda oğlanı içine almış.. Almış ki zamanı unutturmuş, o devri yaşatmış.. O günlere götürmüş..
O zaman..
Teşekkürler Livaneli!..
* * *
Veda’yı izleyince en yakın arkadaşı, yaveri olan Salih Bozok’un Atatürk ölünce neden intihar ettiğini çok iyi anlıyorsunuz..
Ben olsam belki de aynısını yapardım diyorsunuz..
Bunun içinde çocukluk yıllarına gitmek, Mustafa ile Salih’in ilişkisini görmek gerekiyordu..
Veda gösteriyor..
Veda’ya mutlaka gidin derim..
Ama Atatürk’ün hayatını an be an tüm ayrıntılarıyla görmek hayaliyle gitmeyin..
Fikriye intihar mı etti, öldürüldü mü tartışmasının atmosferine de kapılmayın..
Annesiyle ilişkisi öyle değil böyleydi, okul yılları aslında şöyleydi başlıklı eleştirilerin etkisinde de kalmayın..
Bunlar olacak..
Siz, en yakın arkadaşı yaveri Salih Bozok’un gözüyle Mustafa Kemal’i görmeye gidin..
Veda’ya o gözle bakın..


CUMA HUTBESİNDE SİYASETÇİ ÜSLUBU!
Cağaloğlu’nda işim vardı.. Fırsat bu fırsat, cumayı Sultanahmet Camii’nde kılmayı düşündüm..
Cumhuriyet’te çalıştığım yıllardan sonra, ta 1993’ten beri Sultanahmet Camii’ne gitmemiştim..
Gittim..
Sıra hangi imamdaysa cuma hutbesine çıktı.. Söyledikleri doğru şeylerdi.. Özetle, dini saptıranlardan kendine göre din yaratanlardan bahsediyor, Peygamberimizi örnek almamızı istiyordu..
Söyledikleri iyiydi, güzeldi ama söyleyiş tarzı acayipti..
Avazı çıktığı kadar bağırarak, elini kolunu sallayarak..
Miting meydanındaki siyasetçi tarzıyla..
Öfkeyle, hiddetle konuşuyordu..
Ürkütücüydü!..
* * *
Oysa cemaat oraya huzur bulmaya gelmişti.. Orası ibadet yeriydi, miting meydanı değil!
Sakin sakin konuşan, hutbe konuşmasında yol göstermeye çalışan imamlara alıştık..
Bu ne ya dedim..
Bu üslup camilere de mi girdi!