YEDİ YIL ÖNCE SORDUĞUM SORU

CHP lideri Kılıçdaroğlu, ‘İstanbullular neden hafta sonu CHP’li belediyelerin yönettiği ilçelere gider’ sorusunu yöneltti..

Kendi belediyelerini övmek için söyledi ama sosyolojik altyapısı var..

Biraz daha genelleştireyim..

Evet oyu verenler neden hayırcıların mahallesinde daha mutlu?

Muhafazakârların konuşması, tartışması, açıklık getirmesi gerekiyor..

2010’da da böyleydi..

2017’de de böyle..

Evetçi ilçeler gününü geçirmek için akın akın hayırcı ilçelere gidiyor..

2010 referandumun-dan sonra ‘Türbanlı nerede daha özgür?’ başlıklı bir yazı kaleme almıştım..

Aradan yedi yıl geçti..

Değişen bir şey yok.. Bi göz atın bakın, fark var mı?

Türbanlı nerede daha özgür?

Ortaköy’de gezerken mi?

Sultanbeyli’de turlarken mi?

İzmir’de yaşıtlarıyla şen şakrak sohbet ederken mi?

Bitlis’te yaşıtlarıyla laflarken mi?

Nerede?

Kilit soru budur..

Türbanlı kız nerede yaşamaktan daha mutlu..

Kendini nerede daha çok özgür hisseder..

Kot pantolonuyla türbanını bütünleştiren, başı açık arkadaşlarından geri kalmayan, onlar kadar sosyal hayata giren, girmesi istenen, girdiği için örnek gösterilen, türbanın modern mahrem olduğunu ispatlayan genç kız, neden koşa koşa ‘kendinden korktuğu’ iddia edilen insanların yaşadığı yerlere gider..

Oralarda vakit geçirmeyi tercih eder?

Neden!.

Sevgilisiyle yan yana yürüyebilmek.. El ele tutuşmak.. Birlikte sinemaya gitmek, yemek yemek, bir kafede oturup sohbet etmek için..

Neden hayırcıların yoğun olduğu bölgeleri seçer..

Oysa siyasi analizcilere (!) göre; evet oyları daha çok özgürlük, daha çok demokrasi, daha çok hoşgörü talebidir..

O zaman evetlerin yoğun olduğu bölgeler de özgürlükçü bölgelerdir!..

Hayır oyları statükodur, faşist eğilimin ifadesidir, değişime sırtını dönmektir, dünyaya gözünü kapatmaktır..

Bu duruma göre, hayır oylarının yoğun olduğu yerler de tutucuların yaşadığı yerlerdir..

Hal böyleyse türbanlı genç kız neden Bağcılar’da eğlenmiyor da, koşa koşa Yeşilköy’e gidiyor..

Orada yaşayanlar..

Türbana karşı olan, türbanlıdan nefret eden, öcü görmüş gibi bakan, insanların kılık kıyafetine karışan, demokrasi karşıtı, hoşgörüden nasibini almamış insanlar değil mi?

Evet..

Evetse, türbanlı genç kız yaşıtlarıyla Yeşilköy sahillerinde kahkaha atıyor..

Etiler’deki kafelerde sigarasını tüttürüyor..

Maçka Parkı’nda sevgilisiyle el ele yürüyor..

Beşiktaş’ta diz dize sohbet ediyor da..

Bunların hiçbirini neden ‘evet’lerin çok yoğun çıktığı yerlerde yapamıyor..

Neden başı önde, hızlı adımlarla evine gidiyor..

42’lerin yaşadığı yerlerle, 58’lerin yaşadığı yerleri anlamaya çalışırken işe buradan başlayalım..

Tam bu sorudan!.

Ne dersiniz? (6.10.2010)

Pardon, o günden bugüne değişen bir şey yok dedim ama var..

Hayırcılar yüzde 42’den yüzde 48.5’e çıktı..

Evetçiler yüzde 58’den yüzde 51.5’e indi..

Daha önemlisi, İstanbul da hayırcı oldu..

Müftüler bu işi nasıl başaracak?

Müftülere nikâh kıyma yetkisi verilmesi tamamen politik hamle..

Mütedeyyin kesime atılan gül..

Algı operasyonu..

Çünkü herkes biliyor ki böyle bir ihtiyaç yok.. İmam nikâhı isteyen resmi nikâhtan önce veya sonra zaten kıydırıyor..

Yeri gelmişken dinimizde imam nikâhı diye bir nikâh yok..

Neyse..

İktidar müftü nikâhını şiddetle savunuyor..

Aile Bakanı Kaya, müftü nikâhıyla, Erken evliliklerin önüne geçilecek, kadın hakları güvence altına alınacak’ demiş..

İyi güzel de nasıl olacak?

Çocuk evlilik müftüler sayesinde nasıl son bulacak?

İzah etse iyi olur..