YÖK’LÜ YAŞAMIN 30’UNCU YILI

Lafa gelince, ‘Türkiye’yi artık darbe anayasası’ taşıyamaz deniliyor..
Doğrudur..
Geçen yıl anayasayı değiştirdik, referanduma gittik..
Slogan, ‘12 Eylül’ün izlerini silelim’di..
Sildik mi?
Hayır..
Darbenin simgesi dimdik ayakta.. Evren’in üniversiteleri kontrol altında tutmak için kurduğu sistem aynen devam ediyor..
6 Kasım’da 30. yılı dolacak..
Kutlama yapılır mı acaba?
Sorsan, herkes YÖK’e karşı.. Bu iktidar da düne kadar karşıydı.. Bu iktidar, iktidar olmadan önce derhal kaldırılmalı diyordu..
Şimdi bir şey demiyor..
*
YÖK, 12 Eylül’ün simgesidir.. Yasası, Milli Güvenlik Konseyi tarafından kabul edildi.. Beş general tarafından 1981’de kurduruldu..
1982 Anayasası’ndan önce..
Anayasaya yapılırken içine monte edildi..
Darbeciler, önce üniversiteyi halledelim dediler, gerisi kolay..
Kimsenin itiraz edecek hali yok.. Otoriter hatta totariter zihniyetin ürünüdür..
30. yılı nedeniyle yine protesto eylemleri yapılacak.. YÖK kaldırılmalı sloganları atılacak..
29. yıldönümünde olduğu gibi..
28. 27. 26. 25. yıldönümlerinde olduğu gibi..
Sonra yine unutulacak, adı bile anılmayacak..
*
Evren, Cumhurbaşkanı’nın vesayeti (kendinin) üniversitelerin üzerinde olsun istedi.. 30 yıldır onca iktidar geldi geçti, anayasanın neredeyse değişmedik kısmı kalmadı kimse YÖK’e el sürmedi..
İlk günkü haşmetiyle öyle duruyor..
Duruyor da dün YÖK’ten şikâyet edenler, YÖK’ü yerden yere vuranlar bugün kalem oynatmıyor..
Bu sebeple ülkeye tam demokrasi bir türlü gelemiyor..

Adamına göre hukuk yakışmıyor
Çok yazıldı, çok çizildi ama çok yazılması gereken bir durum..
Ortada hukuk adına çifte standart var.. Vicdanların kabul etmediği bi durum var..
Son iki Deniz Fenerci de tahliye edildi..
İçeride yatan kimse kalmadı..
Ortada daha iddianame yok.. Soruşturma üç yıldır sürüyor, bir türlü sonuna gelinemiyor..
Gelineceği de yok..
Dosya bu haliyle kapanırsa şaşmam!
Sekiz kişi niye tutuklandı, niye tahliye edildi anlayan yok.. İzah eden de yok..
Çünkü, tutuklulukla tahliye arasında değişen bir şey yok..
Mahkeme ‘dört ay yeter’ dedi; ‘deliller toplandı bundan sonrası cezaya girer..’
Doğru, güzel..
Güzel de başka davalarda bırakın soruşturması sürenleri, iddianamesi yazılanlar niye hâlâ hapiste?
Hepsi itiraz ediyor, Deniz Feneri’ni örnek gösteriyorlar..
Haklılar..
Adamına göre muamele olmaz..
O mahkemenin takdiri böyle, bu mahkemenin şöyle ne yapalım da denilemez..
Ankara’daki uygulama başka..
İstanbul’daki, İzmir’deki başka olamaz..
Eee..
Ne bekleniyor ki!

Justuniano öncü oldu depremzedeye kucak açtı
Görmüşsünüzdür.. Dün; “depremzedeleri tatil köylerine yerleştirelim, bahara kadar kalsınlar..
Kışı rahat geçirsinler, o manzara her gün gözlerinin önünde olmayacağı için ruhsal çöküntüyü daha kolay atlatırlar” diye yazmıştım..
Yaza kadar Van toparlanır, kendine gelir..
Şunu de eklemiştim..
“Bu işe öncülük yapacak, gelin diyecek bir tatil köyü çıkarsa gerisi gelir..
Çıkmaz mı diyorsunuz?
Çıkar çıkar..”
*
Çıktı.. Seyit Ali Gür, Mücahit Coşkun imzalı mail aldım..
Özetle şöyle diyorlar:
‘Justuniano Otelleri Grubu olarak hazırlık çalışması içindeydik. 50 civarında deprem mağdurunu tesisimiz içinde (Alanya’da) bulunan personel lojmanlarında tüm yeme içme ve konaklama şeklinde beş ay boyunca misafir edebiliriz. Çocuklarının okul sorunlarını çözebiliriz.’
*
Şahane olur.. Ne mutlu, ilk adım atıldı..

İzzet Yıldızhan yuh artık!
Türkücü İzzet Yıldızhan dört kadınla âlem yapmış mı yapmamış mı bilmem..
Grup seks yaptığı, birlikte olduğu kadınlardan birini darp ettiği iddiası var..
Külliyen yalan diyor..
Komploya kurban gittiğini söylüyor..
Olabilir mi?
Onu da bilmem..
Ama gözaltının ardından söyledikleri var ya, utanç verici..
Yuh artık dedirtici!
Ne demiş biliyor musunuz?
“Atatürk ve Peygamberimiz hakkında neler yazıldığı ortadayken bu sanal dünyada yazılanları nasıl dikkate alabilirim?”
Yazılanlar dediği hakkındaki iddialar..
Şu savunmaya bakın..
Kendini koyduğu yere bakın.. Verdiği örneğe bakın.. Kıyaslamaya bakın..
*
Peygamberimiz hakkında ne yazılıyormuş, Atatürk hakkında ne yazılıyormuş!..
Haaa..
Efendim, o da topluma mal olmuş bir kişiymiş..
O kıyaslama yaparken utanmamış, ben okurken utandım..