Zapturapt rejimine 5 kala

Meclis’in gündeminde çok önemli iki yasa var.. Biri sosyal medyayı, internet dünyasını, twitter alanını zapturapt altına almayı hedefliyor..
Öteki yargıyı..
İki yasa da zapturapt anlayışını, zapturap düzenini yasallaştırmayı hedefliyor..
Nasıl yapılacak?
HSYK Adalet Bakanı’na..
Savcılar valiye, emniyet müdürüne..
İnternet dünyası da bürokrata bağlanarak..
Yürütmenin bu alanlara doğrudan müdahalesi sağlanarak..
*
İnternetten başlayalım.. Meselenin özü şu.. TİB denen kurum istediği habere, istediği siteye erişimi kapatabilecek.. Veya bir internet sitesindeki haberi, yazıyı, yorumu anında sansürleyebilecek..
Bunu yapacak bürokrata başı belaya girmesin diye ‘dokunulmazlık’ zırhı da veriliyor.. MİT mensubu gibi olacaklar, izinsiz soruşturma bile açılamayacak..
Amaçları ne?
İktidara göre; özel hayatın gizliliği.. Diyorlar ki; müstehcen yayınların, çocuk istismarının önüne geçmek, özel hayatı korumak, kollamak..
İyi de TİB’in zaten yetkisi var.. Porno diyeceğimiz herhangi bir yayına anında müdahale edebilir.. O halde yeni yasa ile iktidarın hedefi daha başka..
Daha büyük..
Herhangi bir usulsüzlük, yolsuzluk, suistimal, rüşvet, görevi kötüye kullanma gibi iddiaların, yayınların önünü kesmek..
Sosyal medya aracılığıyla geniş kitlelere ulaşmasını engellemek..
*
Yargı kısmına geçelim.. Bakan’a bağlı HSYK savcı ve hâkimlerin eline kolunu bağlamaz mı?
Bağlar..
Lafı dolandırmayalım.. Terfi bekleyen, atama bekleyen, kızağa çekilmek istemeyen, sürgüne gönderilmekten çekinen hâkim ve savcıları yürütmenin emrine sokar..
Üstüne üstlük.. Soruşturmaların valinin emniyet müdürünün iznine bağlı olduğunu düşünün..
Zapturapt düzenine beş kala demekte haksız mıyım?

İyi ki sulh olmamış

Başbakan’ın Başdanışmanı dün çok önemli bir yazı kaleme aldı..
Cemaate seslenmiş..
Özetle iş işten geçti demiş.. Şu satırlarına dikkat çekerim..
‘Biz kardeşlik/ uhuvvet, ihlas, merhamet, muhabbet dediğimizde bön bön bakanlar birdenbire şefkat ve merhameti hatırladılar. Bu milletin içine fitne düşmesin, muhafazakâr camia arasına ayrılık tohumları ekilmesin, husumet neşvünema bulmasın dediğimizde soğukkanlı stratejist gibi devletçilik raconu kesenler şimdi hükümete fitne uyarısı yapıyorlar. Biz itidal çağrısı yaptığımızda burun kıvıranlar şimdi sükunet konuşmaları yapıyorlar.’
*
İktidar ile cemaat arasındaki kavga bizi ilgilendirmez.. Kavgayı kimin çıkardığı, kimin sulh çağrılarına burun kıvırdığının bizim için çok önemi yok..
Mesele kendi meseleleri..
11 yıldır yan yana kol kola yürüyen, diz dize oturan kendileri..
Bizi ilgilendiren şu..
İktidar tarafı, kardeşlik, ihlas, merhamet, muhabbet çağrısı yaptığında cemaat tarafı aynı şekilde yanıt verseydi.. Yani sulh olsaydı..
İktidar; paralel devlet iddiasını ortaya atmayacak mıydı? Devlet içinde çete kurulduğunu iddia etmeyecek miydi? Görevden aldığı polisleri, savcıları görevlerinde mi tutacaktı? Onlarla çalışmaya mı devam edecekti? İktidara yakın gazeteler cemaate yönelik yayınları yapmayacak mıydı? Devleti kendi çıkarları için kullandıkları iddiasını dillendirmeyecek miydi?
*
Cemaat tarafına da soralım.. Sulh olsaydı; 17 Aralık operasyonu yapılmayacak mıydı? Bakanlar için fezleke hazırlanmayacak mıydı? Defalarca rüşvet aldıkları iddia edilmeyecek miydi? Banka müdürünün evindeki dolarlar ayakkabı kutularında durmaya devam mı edecekti?
*
İyi ki sulh olmamış..

‘Sorun, Merkez Bankası’nın bağımsız olmaması’

Dün artı bir kanalında Can Dündar’ın Kemal Derviş’le yaptığı uzun söyleşi yayınlandı..
Kemal Derviş’in kim olduğunu söylemeye gerek yok..
2001’den sonra kurulan ekonomik düzenin mimarı.. AKP, ekonomik başarısını Kemal Derviş’in kurduğu sistemi bozmamasına borçlu..
Çünkü, AKP iktidarının ilk döneminde kurullar bağımsızdı..
AKP güçlenince, oy oranını artırınca bağımsız kurulları bakanlara bağladı.. Bağımlı hale getirdi..
*
Söyleşinin bir yerinde Derviş, ‘Merkez Bankası başkanı olmak istemem, çünkü bağımsız değil’ dedi..
Sistemin şöyle işlemesi gerektiğini söyledi..
Seçilmiş iktidarın hedef koyma bağımsızlığı vardır..
Merkez Bankası’nın ise o hedefe gitmek için araç kullanma bağımsızlığı olmalıdır..
Yoksa?..
Yoksa, Merkez Bankası inandırıcı olamıyor..
Peki, ne yapılması gerekir?
Derviş’e göre; Merkez Bankası’nın bağımsızlığını ispat etmesi lazım..