Avrupa bizden yana biz bize karşıyız!

Her gün Avrupanın değişik başkentlerinden gelen haberler Türk basınına da yansıyor.Türkiyenin önemli bir demokratik dönüşümü gerçekleştirmekte olduğu, bu aşamada Türkiyeye tarih verilmemesinin "Birleşik Demokratik Avrupa" fikrine çok zarar vereceği söyleniyor. Türkiye, Avrupa Birliğine hiç bu kadar yakın olmamıştı. Bir iki cılız ses dışında Türkiyeye tarih verilmesine karşı çıkan kimse yok. Dünyanın önde gelen yayın organlarında neredeyse her gün Türkiyeye tarih verilmesinin gerekliliğine dikkat çeken makaleler, haberler yayımlanıyor.Financial Timestan tutun da Die Welte kadar Avrupanın önde gelen bütün gazeteleri Türkiyenin gönüllü lobiciliğine soyunmuş durumda.Dün piyasaya çıkan The Economistin kapağında da şu spot yazılıydı:"Avrupa, Türkiyeye niçin evet demek zorunda?"Meslek yaşamıma dergici olarak başlamış olmamdan kaynaklanıyor, yıllardır The Economisti dikkatle izlerim.Bugüne kadar bir konuda böyle açıkça tavır aldığına çok az rastladım.Türk okuyucuları büyük olasılıkla farkında değil: Geleneksel olarak Alman muhafazakârlarına yakın olan Bild gazetesi bile Türkiyenin, Avrupa Birliğine üyeliğini açıkça destekliyor.Hıristiyan Demokrat lider Merkelin, Türkiyenin AB üyeliğine karşı olan görüşleri bu gazetede bir süredir yer almıyor.Avrupanın siyasi iklimi tarihte ilk kez Türkiye lehine dönmüş durumda..Ve bu ortamda Başbakan Recep Tayyip Erdoğanın "zina" dayatması bütün bu olumlu havayı tersine çevirmeye de aday görünüyor. İklim ilk kez lehimize Verheugenin sözcüsünün ne dediği çok açık: Türk Ceza Kanununda yapılacak olan değişiklikler Kopenhag Kriterlerine uyum için gerekli ve rapor yazılana kadar AB bu değişikliklerin yapıldığını görmek istiyor.Başbakan, istediği kadar "bu bizim iç işimiz, Avrupa karışamaz" desin..Bu söyledikleri bazı gerici çevreleri mutlu edebilir belki ama hayatın gerçekleri çok farklı..Bu sözler siyasi olarak Türkiyenin AB üyeliği için hiçbir olumlu anlam ifade etmiyor.. "Laf olsun, testi dolsun" diye söylenecek sözler de Türkiye - AB ilişkilerine Türkiyenin yeminli düşmanlarının veremediği zararları verebilir, bunu da unutmamak gerekiyor.Türkiye, ABnin bir parçası olmak istiyor ve bu noktada "Türkiyenin iç işleri", aynı zamanda ABnin de "iç işleri" oluyor.Başbakan bunun bile farkında değil..Başbakan dün gazeteleri, AB üzerinden hükümeti zina konusunda sıkıştırmakla suçladı.Türk Ceza Kanununda yapılacak değişikliklerin, ABye uyum için yapıldığını söyleyen biz değiliz.Hükümet bu tasarıyı hazırlarken bunu söyledi.. ABnin tavrı çok açık Zina tartışmaları ortaya çıktığında da "bu büyük devrimi zina tartışmasıyla gölgeliyorsunuz" diyen de bizzat Erdoğanın hükümetinin bakanlarıydı..Ve şimdi Başbakan çıkmış "AB üzerinden bizi sıkıştırmayın, AB iç işlerimize karışamaz" diyor!Milliyet adına şunu söylemeliyim: Milliyet, bugüne kadar hükümetlerin AB konusunda attığı bütün olumlu adımları destekledi. Bu hedefe ulaşmayı engelleyebilecek her girişimin de karşısında olacağız..Başbakan, "Kasımpaşalı üslubuyla" belki bazı çevrelere hoş görünebilir..Ama şunu unutuyor: Bu yaptıkları ve söyledikleriyle bir çuval inciri berbat etmek üzere... mehmet.yilmaz@milliyet.com.tr Bir çuval incir gidiyor..