Avrupanın Türk göçmen korkusu: Cehalet ve ırkçılık

Benim bu "taslak belge"de dikkatimi çeken şey, "işgücünün serbest dolaşımının daimi şekilde kısıtlanması"nı öneren bir cümle oldu.Bu cümle bana Annan Planının referanduma sunulma sürecinde çok konuşulan "derogasyonların kalıcı olup olmayacağı" tartışmalarını hatırlattı. Avrupa Birliği liderlerinin 17 Aralıkta Türkiye ile ilgili olarak verecekleri karara temel oluşturacak "taslak belge" dün gazetelere de yansıdı. Sizler de hatırlayacaksınız Annan Planı, Kıbrısın kuzeyine yerleşmek isteyecek Rumların sayısını kısıtlayan ve bunu 19 yıllık bir süreç içinde kademeli olarak serbest bırakan hükümler içeriyordu..Türkiye, o tarihte bu hükümlerin "kalıcı" olmasını istiyordu. Buna Avrupa Birliğinin verdiği yanıt da ABnin temel felsefesinin ve hukuk düzeninin "kalıcı derogasyonlara" olanak tanımadığıydı.Şimdi aynı isteğin, yani "işgücünün serbest dolaşımını kısıtlayan bir kalıcı derogasyonun" AB tarafından Türkiyenin önüne sürülmek istenmesi, Avrupanın nasıl bir kafa karışıklığı ve ruh durumu içinde bulunduğunu da ortaya koyuyor.AB ülkelerinin birçoğu Türkiyenin AB üyeliğinin büyük bir göç dalgasına dönüşmesinden endişe ediyor.Ama Avrupanın gerçekleri bambaşka..Dünkü The Times (Londra) gazetesinde yayımlanan bir haber, önümüzdeki 50 yıl içinde Avrupa Birliği nüfusunun bugünkünden 100 milyon kişi daha az olacağını anlatıyordu. Kafa karışıklığı Habere göre, şu anda Avrupa Birliği ülkelerine her yıl 600 bin göçmen geliyor. Eğer bu göçmenler şu ya da bu nedenle gelmezlerse, AB nüfusu önümüzdeki 50 yıl içinde 139 milyon kişi azalacak.The Timesın haberi bu tablonun sosyal güvenlik sistemleri açısından oluşturabileceği tehlikeye de dikkat çekiyor. Çalışabilir yaştaki nüfusun azalmasının yarattığı bu tehlikeyi önleyebilecek tek şey, kontrollü de olsa göçün devam edebilmesi.Avrupa Birliği ülkelerinde yaşayanların kendi gerçeklerine ne kadar yabancı olduklarının bir başka örneği de, dün Reuters tarafından Berlinden geçilen bir haberdi. Göç olmazsa olmaz! Allensbach Enstitüsü tarafından yapılan bir araştırma, Almanların yüzde 46sının en büyük korkusunun yabancı göçü olduğunu ortaya koyuyor. Aynı araştırmanın 1999 yılı sonuçlarında bu oran yüzde 40tı.Araştırma, yabancı göçü korkusunun Almanların en büyük üç korkusundan biri olduğunu da ortaya koyuyor.Frankfurter Allgemeine Zeitungun haftalık İngilizce edisyonunda (F.A.Z. Weekly - 30 Nisan 2004) yayımlanan bir haberi kesip saklamışım.Haberde Berlindeki bir enstitü tarafından yapılan çalışmanın sonuçları var: Eğer bir dış göç tarafından beslenmezse Almanyanın nüfusu önümüzdeki 100 yıl içinde 24 milyon kişi azalmış olacak.Bunun Federal Alman sosyal güvenlik sistemleri için bir yıkım olacağı öngörülüyor. Doğumların azalması ve ortalama insan ömrünün uzaması, yakın bir gelecekte çalışan çok küçük bir kitlenin çok büyük bir nüfusu beslemesi sorununu ortaya çıkaracak.Ortalama ömür uzadığı için insanlar daha uzun süre emekli maaşı alacaklar ama buna karşılık çalışan nüfus azaldığı için toplanan sosyal güvenlik primleri bu nüfusa yetmez hale gelecek. Bunun anlamı yıkım Araştırmanın sonuç cümlelerinden biri de şu: "Demografik eğilim açıklıkla gösteriyor ki, Almanya gelecekte çok daha fazla göçmene ihtiyaç duyacak."Görülüyor ki, Avrupanın "Türk göçmen korkusu", Avrupanın "gerçeklerinden" kaynaklanmıyor.Yüzyıllardır "öteki" olarak tanımladıkları bir halkın şimdi "içeriye" girecek olmasından duyulan ırkçı bir korku bu..AB halklarına bunu anlatacak geniş kapsamlı bir kampanyaya ihtiyaç var. mehmet.yilmaz@milliyet.com.tr Bir güzel kampanya şart