Bunu bana yapmayacaktın İsmail Cem!

Bunu bana yapmayacaktın İsmail Cem!


İnsan her zaman saydığı, takdir ettiği birisinden hiç beklemediği bir davranışı görünce ister istemez biraz "bozuluyor".. Kendisini ihanete uğramış gibi hissediyor.
İsmail Cem’den söz ediyorum.
İsmail Cem’i, Milliyet’teki yazılarından tanıdım, belki 30 yıl önce.. Evimize her gün alınan bir kaç gazeteden birisi Milliyet’ti.. Basılı her kâğıdı okuma alışkanlığımı o yıllarda kazanmıştım. İsmail Cem’in yazılarını da çocuk aklımla çok iyi anlamasam da okumaya çalışırdım.
Sonra kendime ait bir dünya görüşüm gelişmeye başladığında onu daha dikkatle izledim.
Gerçi benim o yıllardaki "sekter" görüşlerimle arasında bir paralellik yoktu ama o yaşımda da biliyordum ki aydın olmak iddiasındaki bir insan paylaşmadığı görüşlerin de ne olduğunu öğrenmelidir..
İsmail Cem’in TRT Genel Müdürü olduğu dönemi de çok iyi hatırlıyorum. Üniversiteye yeni girmiştim ve iyi yetişmiş bir insanın bir kurumu nasıl değiştirebileceğini artık kendim de izleyip, değerlendirebilecek durumdaydım.
Benim gazeteciliğimin ilk yıllarında yayımladığı Politika gazetesinin de bir okuyucusuydum aynı zamanda..

Yıllar sonra aynı kurumun çatısı altında iki gazeteci olarak şahsen tanışma olanağım da oldu..
Doğruluğunu ya da yanlışlığını tartışmayacağım siyasi çizgisini, seviyesini hiç düşürmeden korumasını her zaman takdir etmişimdir.
Hatta Süleyman Demirel’in yerine bir Cumhurbaşkanı arandığı günlerde "şahsi adayım" olarak onu önerdiğim bir kaç yazı da yazdım Radikal’deki köşemde..
Eğer TBMM kendi içinden bir Cumhurbaşkanı seçebilseydi, o parlamentoda buna çok layık iki üç kişiden birisi olduğunu düşünüyorum hala..
Son aylardaki bilinen gelişmelerin ardından İsmail Cem bu kez karşımıza bir parti lideri olarak çıktı. Kemal Derviş’i, Deniz Baykal’a kaptırmamış olsaydı eminim bugün Türk siyasetinde önemli bir çekim merkezinin de başında olabilecekti. Ve buna da eğitimiyle, donanımıyla ve tecrübesiyle gerçekten layıktı..
Ama siyasette her zaman evdeki hesap çarşıdakiyle uyuşmayabiliyor. Derviş’in ihanetinin ardından YTP’nin düştüğü durum buna iyi bir örnek. Dün açıklanan milletvekili aday listelerinde İstanbul gibi bir metropolde YTP listesinin neredeyse yarısı boştu!

İsmail Cem’in bende yarattığı hayal kırıklığının nedeni ise dün verdiği bir demecin satır aralarında gizli..
Görüyorum ki İsmail Cem de "baraj korkusuyla" seçimi ertelemek isteyenlerin kervanına takılmış, gidiyor..
Cem, YTP üyesi bazı milletvekillerinin "küskünler" hareketinin peşinde seçimin ertelenmesi için imza toplamalarını bakın nasıl açıklıyor: "Bu hükümetle seçime gidilmesini seçim güvenliği açısından bazı arkadaşlarımız yanlış görmektedir. Dolayısıyla bazı milletvekillerimizin bu konuda imza verdiklerini ben de biliyorum."
Benim eski bildiğim İsmail Cem böyle dolambaçlı ifadelerin arkasına saklanmaya gerek görmezdi. Ne demek "bazı arkadaşlarımız yanlış görmektedir"? Partinin lideri olarak İsmail Cem’in bir fikri yok mu? YTP üyesi bazı milletvekillerinin seçimi erteleme ve böylece bir kaç ay daha maaş alma girişimlerini bir liderin biliyor olması, bu hareketi o parti için meşrulaştırıyor mu?
İsmail Cem’den bu "ahlâksız teklife" açıkça karşı çıkmasını beklerdim. Seçim kararı almış bir Meclis’in onurunu korumanın, bazı kişilerin milletvekilliği avantajlarından bir süre daha yararlanmalarından daha önemli olduğunu açıkça vurgulamasını beklerdim.
Hayal kırıklığımın nedeni budur..