‘Çizikli’ demokrasi!

‘Çizikli’ demokrasi!


     Dün İstanbul’da Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın katıldığı bir toplantıda yaptığı konuşma "küçük" bir protestoya yol açtı..
     İki genç, Başbakan konuşurken ayağa kalkıp sözünü kestiler ve kendisiyle aynı görüşü paylaşmadıklarını söylediler.
     Yapılış tarzı itibariyle saçma ve yersiz bir protesto olduğu çok açık.. Bu tür toplantılarda, toplantının düzenini bozmaya kimsenin hakkı olamaz. Bu gençlerin de buna hakkı yoktu.
     Nitekim dünyanın başka herhangi bir demokratik ülkesinde olacak olanlar burada da oldu ve gençler görevliler tarafından toplantı salonundan çıkarıldılar.
     Bundan sonrası ise tam bir "alaturkalık" örneği olarak yaşandı..
     
     ‘Uygulama’ bu mu?
     Salondan çıkarılan kız öğrenci "kadınlar tuvaletine", erkek öğrenci ise "erkekler tuvaletine" kapatıldı.
     Neden? Kimse bilmiyor..
     Eğer bir suç varsa yapılması gereken protestocuları savcılığa göndermekti.
     Amaç sadece toplantının düzenini korumaksa, öğrencilerin salondan çıkarılmaları yeterliydi. "Tuvalete kilitlemek" herhalde hiç yapılmaması gereken bir iş olmalıydı...
     Sonra AB yetkililerinin demeçlerine hep birlikte sinirleniyoruz.. "Yasa çıkarmak yetmez, uygulamayı da görelim" diye ısrar etmelerinin nedeni güvenlik güçlerimizin bu tür garip uygulamalarından besleniyor!
     
     Bunu kim söyledi?
     Başbakan Erdoğan, toplantı çıkışında gazetecilerin protesto ile ilgili sorularını yanıtlarken "Bu kişilerin, sicillerinin lekeli olmasına karşın gözaltına alınmayacaklarını" söyledi.
     Bunu kim söylüyor? Başbakan Erdoğan..
     Bir şiir okuduğu için "sicili lekelenip" hapislere giren, sonra uzun bir demokratik hak arama mücadelesinin sonunda Başbakanlık’a kadar yükselen Recep Tayyip Erdoğan..
     
     Lekeli siciller ülkesi
     Bu memlekette, demokrasi mücadelesinin cilvelerinden biri de budur aslına bakarsanız: Siciliniz lekelenir!
     Gerçi o "lekeli sicillerin" sahipleri bundan her zaman gurur duyarlar ama devletimizin hakim bakışı budur: Lekeli sicil..
     Tek parti döneminde de böyleydi, çok partili yaşama geçtikten sonra da böyle oldu, AB kapısına dayandık hala böyle..
     Kendileri de benzer olaylar yaşamış, bunun acısını çekmiş siyasetçiler bile bu söylemden kendilerini kurtaramadıklarına göre, gerçekten çok derinde ve kalıcı izler bırakmış bir sorun ile karşı karşıyayız..
     
     Avrupalı çok haklı
     Basit bir "şok" ile bile ortaya kolayca çıkıveren bu ruh durumu, demokrasiyi bir türlü içselleştirememiş olmamızdan kaynaklanıyor diye düşünüyorum.
     Bunca yıldan sonra hâlâ en temel demokratik hakların kullanımına kuşku ile bakılıyorsa, bu hakları kullananlara birileri bir yerlerde "bir çizik atabiliyorlarsa" ve bu "çizikler" ömrünüz boyunca sizinle birlikte dolaşıp her yerde karşınıza çıkarılabiliyorsa, orada gerçek bir demokrasiden söz edemeyiz..
     Bu bakış devletin tüm kademelerinin hücrelerine öyle nüfuz etmiş ki, Cumhuriyet tarihinin en büyük demokrasi dönüşümünü yapmaya hazırlandığını ısrarla vurgulayan bir hükümetin Başbakanı bile kendisini kurtaramıyor..
     Avrupalılar çok haklı.. Mesele sadece yasa çıkarmakla bitmiyor.
     Zihniyetlerimizin de o yasalara paralel olarak değişmesi gerekiyor ki, uygulama başka, yasalar başka olmasın!