En büyük parti Piriştina

En büyük parti Piriştina




İzmir'deyim... İzmir denilince aklıma neler geliyor? Güzel kızlar, Kordon, Konak'taki saat, Hasan Tahsin, 9 Eylül 1922'de çekilmiş bir filmde vilayet binasına hızlı hareketlerle Türk bayrağı çeken subay, Büyük Altay, Mordoğan'ın enginarları, mis kokulu nergisler, Karşıyaka'nın lokmaları, Deniz Restaurant..
Politika? Hayır... Kafamdaki İzmir imajının hiçbir yerine politika ve çalışmak oturmuyor.

AKP, İzmir'i kazanamaz
Bu mevsimde bile öyle bir hava var ki, İzmir ekonomisinin neden bazı Anadolu kentleri kadar hızla gelişemediğini insan daha iyi anlıyor. Burada çalışmak gerçek bir "ıstırap", dışarıda insanı tembelliğe davet eden bunca güzel şey varken...
Tembellik yapmak için değil, seçimler için buradayım ne yazık ki... Bir kesekâğıdına doldurduğum çağlaları atıştırırken dolaşıyorum Kemeraltı'nda.
Burada en büyük "parti", Ahmet Piriştina Partisi... DSP yıkılırken ayakta kalmayı başarmıştı, şimdi CHP birçok yerde çökerken yine ayakta.
Konuştuğum birçok kişi "Piriştina" diyor. CHP değil, Piriştina...
Tarhan Erdem'in NTV için yaptığı araştırmayı sanki elimde tutuyor gibiyim. AKP, başka birçok yerde olduğu gibi İzmir'de de ilerlemeyi başarmış, ama bu büyükşehiri kazanmasına yetmeyecek.
Metropol ilçelerdeki durum ise bu kadar net görünmüyor. Edindiğim izlenim ilçe belediye başkanlıklarının paylaşılacağı yönünde. Ama dediğim gibi bu sadece bir "izlenim", ciddi bir araştırmaya dayanmıyor.
Dikkatimi çeken bir başka şey de Genç Parti'nin durumu. Uzanlar ile ilgili ortaya çıkan bunca şeyden sonra GP'de hâlâ yaşam belirtisi görünüyor. GP, İzmir'in "üçüncü" partisi konumunu koruyor, ama son genel seçimdeki rüzgârı yakalaması da mümkün değil.

İzmirli bir haftada değişmez
Seçime bir hafta kala ortaya çıkan anket sonuçlarının bu tablo üzerinde bir etkisi olabilir mi? Konuştuğum yerel politikacılar hükümetin bu son haftayı İzmir'e yüklenerek geçireceğini tahmin ediyorlar, ama İzmirlinin kanaatlerinin yıllar içinde oluştuğunda ve bir haftalık bir "gösterinin" bu kanaati değiştirmeye yetmeyeceğinde hemfikirler.
İzmir'den ayrılırken duyduğum bir haber ise yüzümde tebessüm yaratıyor. Aylar önce yazdığım bir yazıda, Sezen Aksu gibi hepimizin kalbinde önemli titreşimler yaratan bir sanatçının heykelini yapmayı neden kimsenin akıl etmediğini sormuştum. Yanıtını burada aldım. Seçimlerden sonra İzmir'in yetiştirdiği bu büyük sanatçı için kente bir heykel dikilmesi de planlanıyormuş.
İzmir'de genel hava bu. Son sözü elbette yine seçmen söyleyecek. Çok partili demokrasimizin en önemli dönüşümlerinin "merkez üssü", bakalım bu kez sandıktan bize nasıl bir mesaj verecek?