Gazetenin doğum sancısı

Gazetenin doğum sancısı


Bir baskı makinesinin çalışmaya başlamasını seyretmek her zaman benim için heyecan verici bir deneyim olmuştur.
Başlangıçta makine dairesinde her şey sakindir.. Klasik bir tanımlama olacak ama bazen kaçınılmaz oluyor böyle klasik laflara başvurmak, "fırtına öncesi sessizlikötir bu.. Film haline getirilen gazete sayfaları, alüminyum esaslı kalıplara çekilir (fotoğraf çekimine benzeyen bir süreçtir bu, onun için "kalıp çekmek" diyoruz) ve makinelerin üzerlerindeki kauçukla kaplı dev merdanelere takılır.
Kalıplar takıldıktan sonra insanın sinirini bozan bir "zil sesi" duyulur. Bildiğimiz zil sesinden çok ‘kaynana zırıltısı’nın çıkardığına benzeyen bir ses.. Bu "makinenin hareketli bölümlerinden uzaklaşın" anlamına gelir..
Sonra derinden bir vınlama duyarsınız.. Makine artık "dönmeye" başlamıştır. (Bu nedenle olsa gerek biz kendi aramızda böyle konuşuruz; "bugün saat kaçta dönüyoruz?", "dün çok geç döndük" gibi..)
Beş on saniye içinde vınlama giderek büyür ve konuşulanları duymanıza engel olacak bir gürültüye dönüşür.. Kağıdın sarılı olduğu bobinden ayrılırken çıkarttığı hışırtı, makinenin motorundan yükselen ses, merdanelerin dönmesinden kaynaklanan ses, "katlama" ünitesinin tıkırtıları birbirine karışır.
Tam o anda büyük bir koşturma başlar.. Koşturmayı da takip etmeniz çok güçtür. Birkaç saniye önce bir renk ünitesinde mürekkep ayarını yapan düğmeleri çeviren bir ustanın, bir anda katlamanın ağzından aldığı gazetenin sayfalarını hızla çevirdiğini görürsünüz..
Ve sonra baskı giderek düzelir, renkler oturur, gazetenin kesimi ve katlaması standart haline gelir.. O anda baskıdan çıkan gazetelerin konveyörlerle baskı dairesinin tavanına doğru yükseldiğini, mürekkebin kurumasını sağlamak için bütün binanın içinden üç dört tur attıktan sonra paketleme makinesine düşüşlerini izlersiniz..
Binlerce gazetecinin emeklerinin artık somut bir ürün haline geldiği andır o an.. Ve gazetecilikle hiç alakanız olmasa bile seyrine doyulmaz bir sürecin sonudur..
Çarşamba akşamı DMG International’ın Frankfurt yakınlarındaki Mörfelden - Waldorf kasabasında inşa ettiği matbaanın açılışında, yeni monte edilmiş gıcır gıcır bir makinenin dönüşünü seyrederken yine aynı heyecanı yaşadım.
Milliyet, Hürriyet, Fanatik ve Hafta Sonu gazeteleri ile birçok yerel ve ulusal Alman gazetesinin de basıldığı bu matbaa, yaklaşık 9 dönümlük bir alan üzerine kuruldu. 5 bin 282 metrekarelik iki katlı baskı alanı ve 2 bin 264 metrekarelik üç katlı ofis alanına sahip bir tesis.

19 ülkeye ulaşacak
Burada basılan gazetelerimiz, Frankfurt’un Avrupa ulaşım merkezi olmasının da verdiği avantajla tam 19 ülkedeki Türk okuyuculara ulaşıyor. Yunanistan’dan Kanada’ya kadar üzerinde güneşin hiç batmadığı muazzam bir coğrafyaya günü gününe gazetelerimizi gönderebiliyoruz. Sabahleyin Türkiye’nin herhangi bir yöresinde okuduğunuz gazetenin aynısı bu 19 ülkede de aynı sabah piyasaya çıkabiliyor.
Bu yatırım aynı zamanda Türkiye için de çok öğretici dersler içeriyor. Eğer düzgün yönetilen bir ülkeyseniz, demokrasiniz, ekonominiz eksiksiz işliyorsa, "yabancı sermaye" herhangi bir sınır tanımaksızın orada yatırım yapabiliyor.
Türkiye’nin ekonomik büyümesi için gerekli yabancı sermaye yatırımlarının neden bir türlü istenilen düzeye ulaşamadığının açıklaması da burada yatıyor..

Almanya’daki baskı tesislerimizin açılışına katılan DYP lideri Tansu Çiller, törende yaptığı konuşmada Avrupa Birliği konusunda çok önemli gördüğüm bir açılım yaptı.
Çiller, konuşmasında, Avrupa Birliği’ne girmek için çıkartılması gerekli yasalarla ilgili olarak hiçbir ön koşul öne sürmediği bir çağrı yaptı..
Öylesine açık bir çek ortaya koydu ki, seçim tarihinden, hükümetin geleceğinden ve her türlü pazarlıktan uzak olarak hükümete Kopenhag Kriterleri’ne uyum için yapılması gereken her şeyi hemen yapmayı önerdi.
Aynı eğilim AKP lideri Recep Tayyip Erdoğan’ın konuşmasında da dile getirildi.
İki muhalefet liderinin bu çağrısının hükümette bir muhatap bulacağını ve Meclis’in olağanüstü toplantıya çağrılarak, AB yolundaki engellerin kaldırılmasının sağlanacağını ümit ediyorum.